Skip to main content
Image
Manşet Yatay Görseli
Share

Çocuk Hakları Sözleşmesi Herkes İçin Bağlayıcılık Taşıyor

Çocuk Hakları Sözleşmesi bu yıl 30’ncu yaşını kutlarken, iki yüze yakın devletin çocuk hakları konusunda yükümlülük altına girmeyi taahhüt ettiği belge çocuklar için daha iyi bir dünya çabasına umut olmaya ve ilham vermeye devam ediyor...

İçerik Alınlık Resmi

Çocuk Hakları Sözleşmesi bu yıl 30’ncu yaşını kutlarken, iki yüze yakın devletin çocuk hakları konusunda yükümlülük altına girmeyi taahhüt ettiği belge çocuklar için daha iyi bir dünya çabasına umut olmaya ve ilham vermeye devam ediyor...

Çocukların haklarını tanımlayan en temel belgelerden olan bu sözleşme aslında çocuklarla nasıl ilişki kurmamız gerektiğini de anlatıyor.

Biz de 20 Kasım Çocuk Hakları Günü vesilesiyle çocuk hakları aktivisti Esin Koman’la hem toplumdaki çocuk algısını ve çocuklar kuracağımız ilişkinin yöntemlerini hem de sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına çocuk hakları odaklı yaklaşımı nasıl yerleştirilebileceklerini konuştuk. 

Çocuk gelişimcisi ve çocuk hakları aktivisti Koman, birey ve toplumların çocuk algısının çarpık olduğunu ve bunun da hak ihlallerine yol açtığını söylerken, ilk olarak çocuk algısının değişmesi gerektiğini söylüyor. Çocuğu korunmaya ve yardıma ihtiyacı olan bir varlık olarak gören ve onu yok sayan algının tehlikeli olduğunu anlatan Koman, bu algının ancak çocuklarla bir araya gelerek değişebileceğinin altını çiziyor.

“Bu algının kırılması için çocuklara güvenmek onları yaşam ortağı olarak görmek ve onlara değer vermek gerekli.” diyen Koman, toplumdaki yanlış algının ancak çocuklarla beraber üreterek ve onlara saygı duyarak kırılabileceğini vurguluyor. 

“Hak temelli yaklaşımı benimsemeliyiz”

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocuğu birey olarak kabul ettiğini ve hakları olduğunu hatırlatan Koman, buradan hareketle herkesin hak temelli yaklaşım benimsenmesi gerektiğini söylüyor. 

Hak temelli yaklaşımın çocuğu birey olarak kabul ettiğini ve haklar ve özgürlükler bağlamında gördüğünü anlatan Koman, bu eşit ilişki içerisinde çocuğun katılımının ise birincil unsur olduğunu vurguluyor. 

Çocuk hak temelli yaklaşımın çocuğun kendine ait özellikleri ve algısının olduğu tanımını kabul ettiğini ve çocuğu merkeze alarak, onun ihtiyaçlarını ve yüksek yararını önceliklendirdiğini anlatan Koman, buradan hareket eden bir politikanın gerekliliğine vurgu yapıyor.

Bütüncül bir çocuk politikası oluşturmanın ve bunu hayata geçirmenin kritik önemde olduğunu söyleyen Koman, çocuğa yönelik bu çarpık algının kırılması için devletin, toplumun ve hatta tek tek bireylerin çocuk algısını sorgulamanın gerekli olduğunu hatırlatıyor.

Koman, “Çocuk dendiğinde aklımıza gelen kavramların öğretilmiş ve ezbere olduğunu unutmamız gerekiyor.  Bu nedenle de bunları sorgulamamız ve tartışmamız zorunlu” diye konuşuyor.

Foto kaynak: https://news.un.org/en/story/2018/09/1020771

“Çocuk Hakları Sözleşmesi herkes için bağlayıcılık taşıyor”

Koman, çocuk hakları sözleşmesinin herkes için bağlayıcı olduğunu ve sözleşmenin içselleştirilmesinin ve dayanak haline getirilmesinin toplumdaki herkes için gerekli olduğunu söylerken sivil toplum örgütlerinin de yapacakları bütün çalışmalarda bunu gözetmesi gerektiğini anlatıyor. 

Çocuklarla doğrudan ya da dolaylı olarak çalışan bütün örgütlerin sözleşmeyi dayanak alması gerektiğini söyleyen Koman, sivil toplum örgütlerinin yaptığı her çalışmanın çocukları ilgilendirdiğini vurguluyor. 

Çocukların yaşamda olan biten hiçbir şeyden muaf olmadığını ve olaylardan tıpkı yetişkinler gibi etkilendiğini anlatan Koman, “Çocuklar ekonomik kriz ya da çevre sorunlarından tıpkı yetişkinler gibi etkilenir ve hatta daha bu sorunlarla ilgili daha fazla hak ihlaline uğrarlar.” diye örneklendiriyor. 

“Çevre hakkı çalışan örgütler çalışmalarının içine çocuk meselesini dahil etmezlerse çevre hakkı mücadelesi yarım kalır. Çevre ile ilgili tüm sorunlardan çocuklarda etkilenir bu nedenle bu bağlamda çocuk meselesini görünür kılmak gerek. Bu soruna çocuklarla beraber bakmak onların bu konudaki fikirlerini almak ve çözüm önerilerini dinlemek gerçekten çok anlamlı olacaktır.” diyen Koman sivil toplum örgütlerinin bütün çalışma alanlarının çocuklarla ilgili ve ilişkili olduğunu anlatıyor.  

Engelli hakları alanından da örnek veren Koman, “Engelli olma halinin çocuk üzerindeki etkisini görmek ve bunu da savunur hale gelmek gerekir. Bunun için çocuğun illa engellilik halinin olması gerekmez” derken "Çocukların engelliliği anlayabilmesi ve bu konuda perspektif geliştirebilmesi için onlarla birlikte çalışmak gerekir" diyor. 

“Ortak bir çocuk algısına ihtiyaç var” 

Toplumdaki herkesin ve dolayısıyla sivil toplum örgütlerinin çocukları hak sahibi birey olarak gören ortak bir çocuk algısı geliştirmesi gerektiğini söyleyen Koman, çocuk hak temelli yaklaşımın benimsenmesi için gerekli temel ilkelere dikkat çekiyor. 

“İlk olarak çocukların özgürlüklerine gerçek anlamda saygı duyulması ve değer verilmesi gerekiyor” diyen Koman hemen arkasından ise Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin herkesin temel dayanağı olması gerektiğinin altını çiziyor.

Ayrımcılık yapmama ilkesini benimseyerek çocuk katılımı ve çocuğu merkeze alan bir yaklaşımın gerekliliğine vurgu yapan Koman “Çocuklarla beraber üretmenin yollarını tanımlamalıyız ve yapacağımız çalışmaları çocuklarla birlikte planlamalı ve uygulamalıyız” diyor. “Çocuklarla kurduğumuz ilişki yetişkinlerle kurduğumuz ilişki gibi olmalı” diyen Koman, çocuklarla katılımcı ve eşitlikçi ilişki kurulması gerektiğinin altını çiziyor. 

Bununla birlikte herkesin hak ihlallerini görünür kılma konusunda sorumluluğu olduğunu da hatırlatan Koman, başta sivil toplum örgütleri olmak üzere herkesin cezasızlıkla mücadele etmesi gerektiğini söylüyor. 

İlgili haber: Hak Temelli Yaklaşım Nedir?

İlgili Dosyalar:

  1. BAŞLIK YOK [JPEG] [248.00K]
Share
İlgili Eğitim