Skip to main content
Image
Manşet Yatay Görseli
Share

“Çocuklar Yunus Görmek İsteyince Denize Bakmak Yerine AVM’ye Gidiyor”

Türkiye’de 231 hayvan barınağı, 32 hayvanat bahçesi, sekiz yunus parkı ve 1668 pet-shop faaliyet gösteriyor. Hayvan hakları savunucuları, “Bir hayvanı sevmek, doğa bilincinin oluşması için hayvanları kapalı alanlarda görmemiz şart değil" diyor.

İçerik Alınlık Resmi

Türkiye’de 231 hayvan barınağı, 32 hayvanat bahçesi, sekiz yunus parkı ve 1668 pet-shop faaliyet gösteriyor. Hayvan hakları savunucuları, “Bir hayvanı sevmek, doğa bilincinin oluşması için hayvanları kapalı alanlarda görmemiz şart değil" diyor.

Haber fotoğrafı

* İnfografik HAKİM tarafından hazırlanmıştır.

Türkiye’de 231 hayvan barınağı, 32 hayvanat bahçesi, sekiz yunus parkı ve 1668 pet-shop faaliyet gösteriyor.

Bu mekanlarda toplamda kaç hayvanın tutulduğu ise meçhul. Hayvan Hakları İzleme Merkezi ve Komitesi (HAKİM) ilgili bakanlıkların bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmadığını belirtiyor. HAKİM'in tahminlerine göre, hayvanat bahçelerinde en az 16 bin hayvan esaret altında yaşıyor.

Yasaya göre barınakların senede iki kez, hayvanat bahçelerinin ise senede bir kez denetlenmesi gerekiyor. 2016’da hiçbir barınak ve hayvanat bahçesine yaptırım uygulanmamış.

"Gözle görülür sorunlara rağmen yaptırım yok"

HAKİM koordinatörü Burak Özgüner, “Buralarda yaşananlara göz yumuluyor” diyor:

“Örneğin bir hayvanat bahçesi müdürüyle görüşmemizde ‘Biz çok iyiyiz, dünya standartlarını uyguluyoruz’ diyordu ama oradaki aslanın kaburgaları midesine yapışmıştı. Barınaklara ise çoğu zaman girmemize bile izin vermiyorlar. En son Zeytinburnu barınağına gittiğimizde içeri alınmadık, polisi çağırdık ama polis bizi gözaltına alıyordu. Daha sonra arkadaşlarımız içeri girdiğinde hayvanların ıslak zeminde bekletildiğini görmüş.

“Yaptırım dedikleri de zaten en fazla 5 bin liralık bir para cezası. O para da vatandaşın cebinden kesiliyor. Çünkü hayvanat bahçeleri bakanlığa bağlı…”

"Yunus' diye bir akvaryum balığı cinsi varmış, yunusları hileyle sokmuşlar"

Yunuslara Özgürlük Platformu’ndan Öykü Yağcı da şu anda faal olan sekiz yunus parkında kaç yunusun ve deniz canlısının tutulduğunu bilmediklerini belirtiyor.

“2010’da söylenene göre 30 yunus vardı. Bakanlıklar sorularımıza kesinlikle cevap vermiyor. Bu parklardaki hayvanlar öldüğünde bakanlığa bildirilmesi gerek. Ancak yerlerine yeni hayvanlar konuluyor. Bu hayvanların bir kısmı Rusya ve Ukrayna sularında avlanıp Türkiye’ye getiriliyor. Bir kısmının da 1983’ten beri yasak olmasına rağmen, Türkiye sularında avlandığını düşünüyoruz. Bu konuda yunus eğitmenlerinden de ihbarlar alıyoruz ama belgeleyemiyoruz.

“2010’da Kaş Yunus Parkı’nın kapatılması sürecini başlattığımızda, oranın sahibi bize demişti ki ‘Yunus adında bir akvaryum balığı var’. O yunusların hepsini belgelerde hile yapıp akvaryum balığı diye sokmuşlar. Bunlara göz yumuluyor.”

Yunus parklarının yerini tematik akvaryumlar alıyor

Yunuslara Özgürlük Platformu öncülüğünde mücadeleyle, Kaş’taki yunus parkı 2013’te kapatıldı. Fethiye Hisarönü’ndeki yunus parkı da kapatıldı. İzmir’de 2012’de açılması planlanan yunus parkı da kamuoyu tepkisi nedeniyle projeden çıkarıldı.

Yunus parklarının kapatılması birkaç sene önce Meclis gündemine de gelmişti. Ancak AKP’li Mehmet Metiner’in bu parkların Türkiye turizmine ve ekonomisine katkı sağladığına ilişkin açıklamasının ardından bundan vazgeçildi.

Yağcı, kamuoyunda yunus parkları konusunda bir farkındalık yarattığını ancak yunus parklarının yerini “tematik akvaryumların” aldığına dikkat çekti.

“Şu anda tıpkı hayvanat bahçeleri gibi insanların daha kabul edilebilir bulduğu tematik akvaryumlar çoğalmaya başladı. Rehabilite ediyoruz sonra bırakacağız diyerek, kaplumbağaları koyuyorlar. İstanbul’daki akvaryumda flaş kullanılmamasına yönelik uyarılara rağmen insanlar flaş kullandığı için binlerce balık bir anda öldü. Burada tutulan hayvanların hepsi nevrotik hareketler sergiliyor. Yunuslar sabit duruyor, ki bu depresyon belirtisi. Buradaki hayvanlara, kendilerine ve birbirlerine zarar vermemeleri için sakinleştirici ilaç veriliyor.

“Artık AVM’lerin içine de akvaryumlar ve hayvanat bahçeleri kurulmaya başlandı. Bu duruma insanlar da alışıyor. Çocuk yunus görmek isteyince denize bakmak yerine AVM’ye gidiyor.

“Bir hayvanı sevmek, doğa bilincinin oluşması için hayvanları kapalı alanlarda görmemiz şart değil. Hayvanları bu alanlara kapatmak eğitime de katkı sağlamıyor. Çocuk yunusa şöyle bir bakıp kafasını çeviriyor. Hayvan hakkında bilgi de almıyor.”

"100 yıl önce 'insan bahçeleri' vardı, yasaklandı"

Özgüner de, hayvanat bahçelerinin hayvanların esaret altında tutulmasını meşrulaştırdığını anlatıyor:

"Senelik hayvan hakları ihlalleri rporu için medya taraması yaparken ‘Gaziantep hayvanat bahçesinde ayılar kış uykusuna yatamadı’ diye bir haber gördük. Aylardan Aralık’tı. O ayı öyle suni bir ortamda nasıl yatabilir? Bu durum türüne özgü koşulların yaratılmadığını gösteriyor.

"21. yüzyılda 3. kuşak haklar savunuluyor, diye gündeme geliyor ya, 100 yıl önce de ucube diye tanımlanan insanların ‘insan bahçeleri’ne diğer insanlar heyecanlansın ve şaşırsın diye teşhir ediliyordu. Bu yasaklandı. Artık yasal bir şey olmadığı için de insan köleliği alenen gerçekleştirilemiyor. Örneğin ‘IŞİD Antep’te kız çocuklarını satıyor’ iddiaları olduğunda buna dair bir soruşturma açılabiliyor.

"Ama hayvanat bahçeleri yasal olduğu için, bir hayvanın özgürlüğünün kısıtlanması ve hayvanın bedeni üzerinde söz söyleme hakkı hayvanat bahçesinin yönetimine kalıyor."

bianet - Çiçek TAHAOĞLU

 

İlgili Dosyalar:

  1. Haber fotoğrafı [JPG] [45.76K]
Share
İlgili Eğitim