Birlikte
Destek Noktası
Video Köşesi
Facebook Twitter

Zehirsiz Sofralar İçin Pestisitlere Hayır!

Güncelleme Tarihi 16.10.2019

Pestisitler son dönemde kulağımıza sıkça çalınan kelimelerin başında geliyor. Pestisit sözlükteki anlamında göre bakteri, virüs ve haşerelerin zararlı etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan kimyasallar demek... Bir diğer anlamıyla ise tarımsal zehir...

Bugün soframıza gelen 1 armuda 18.3 kez, 1 elmaya 11.3 kez, 1 şeftaliye ise 10 kez pestisit uygulanıyor. Diğer anlamıyla zehir atılıyor.

Pestisitlerin kullanımı dünyada ve ülkemizde giderek artıyor. Tarımsal sürecin hemen her noktasında yaygın biçimde kullanılan bu tehlikeli kimyasallar kansere sebep oluyor, çocukların gelişimini olumsuz etkiliyor, insanların sinir ve hormonal sistemlerine zarar veriyor, dünyamızı tahrip ediyor, suyumuzu ve havamızı zehirliyor.

Oysa pestisit kullanmadan, doğa dostu yöntemlerle sürdürülebilir, adaletli bir beslenme düzeni sağlanabilir ve zehirsiz sofralar kurulabilir. 

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği İletişim Sorumlusu Turgay Özçelik'le geçtiğimiz yıl pestisitlerle mücadele etmek üzere yola çıkan "Zehirsiz Sofralar" projesini, proje için kurulan ağı ve sürdürülebilir sağlıklı beslenme için neler yapabileceğimizi konuştuk. 

Geçtiğimiz Nisan ayında “Zehirsiz Sofralar” projesine başladınız. İlk olarak proje hakkında kısa bir bilgi verir misiniz?

Pestisit, yani tarım zehirlerinin kullanımı dünyada ve ülkemizde giderek artıyor ve bu tarım zehirleri sağlığımızı, biyoçeşitliliğimizi ve gezegenimizi tehdit ediyor. Türkiye'de pestisit kullanımını azaltmak ve pestisitlerin zararları ile ilgili farkındalık yaratmak için başladık Zehirsiz Sofralar projesine.

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında desteklenen ve PAN Europe (Avrupa Pestisit Eylem Ağı) ortaklığında yürüteceğimiz “Zehirsiz Sofralar” projemiz 1 Nisan’da başladı ve bir yıl devam edecek. Proje kapsamında 12 ay boyunca, pestisitlerin olumsuz etkileri ve pestisitlere alternatif yöntemler hakkında üretici ve tüketicilerde farkındalık yaratmayı, Türkiye ve AB’de pestisitlerle ilgili çalışan STK’lar arasında işbirliğini artırmayı ve pestisit kullanımını sınırlamak için Buğday Derneği ve Türkiye’deki STK’ların kampanyacılık ve lobicilik çalışmalarını güçlendirmeyi hedefliyoruz.

 

Türkiye’de pestisit kullanımını azaltmak için kurulan “Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı” var.  Ağ oldukça kalabalık ve içerisinde farklı farklı alanlarda çalışan örgütler var.  Yanlış değilsek bu bir ilk. Peki, ağ nasıl bir araya geldi? 

Pestisit kullanımı ülkemizin en önemli sorunlarından biri ve bu soruna çözüm bulabilmek için güçlü bir işbirliği oluşturmak şarttı. Avrupa'da Pestisit Eylem Ağı altında pestisitlere karşı çözüm üretmeye çalışan STK'lar yıllardır yan yana çalışıyor. Türkiye'de de bunun zorunlu olduğunu düşündük ve Zehirsiz Sofralar projemizin hedeflerinden biri olarak bu ağı kurmayı belirledik.

Gıda güvenliği herkesi ilgilendiren bir konu, o nedenle yalnızca çevre ya da ekoloji alanında çalışan kurumlar olsun istemedik. Ülkenin en güçlü sivil toplum kurumlarını, farklı alanlarda da olsa yan yana getirmek, birlikte çalışmak istedik. Aylarca belirlenen kurumlarla görüşme, ziyaret, toplantı vb. süreçlerle geçti ve nihayetinde görüştüğümüz tüm kurumları İstanbul, İzmir ve Ankara'da ayrı ayrı toplantılar yaparak yan yana getirdik. Ağın iç yapısını, tüzüğünü, işleyişini oluşturmak için onlarla birlikte çalıştık. İstiyoruz ki, bizim projemiz bitse de bu ağ kalıcı olsun. O nedenle ağın yapısına büyük bir özen gösteriyoruz.

Evet, dediğiniz gibi ilk kez bu kadar farklı alanlarda olan 90 kurum bir amaç için yan yana geliyor. 

Farklı çalışma alanlarından gelenlerin Ağ’a katkıları nasıl oluyor? Deneyimlerinizi biraz aktarır mısınız?

Pestisitlerle ilgili en önemli sorunumuz, bu konuda Türkiye'de yeterince kaynak olmaması. Ya da bu kaynakların oldukça dağınık şekilde bulunması ve istenildiğinde ulaşılamaması.

Ağ olarak önce dünya genelinde bulunan bu kaynaklarını dilimize çevirmek, ülkedeki kaynakları da tarayıp derlemek üzerine çalışıyoruz. Bunu yaparken farklı alanlarda uzmanlaşmış derneklerin olması büyük bir avantaj sağlıyor, çünkü pestisitlerin etkilerini tek bir alanla sınırlayamıyoruz.

Sağlık, hava, su, iklim, hukuk, ziraat vb pek çok konu ile ilişkide olmak gerekiyor. Bunun dışında bazı kurumlar büyük kurumlar kentlerde çok etkinken, bazı kurumlar yerellerde daha etkin. Bu da herkese ulaşabilmek için büyük avantaj sağlıyor.

 

Bildiğimiz kadarıyla Kasım ayında Zehirsiz Sofralar olarak bir kampanya çalışması yapacaksınız. Kampanya hakkında biraz bilgi verir misiniz? 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yıllar önce “çok tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen bazı pestisitler var. Bunlardan 14 tanesi hala Türkiye'de kullanılıyor. Bunlar insanların sinir ve hormonal sistemlerine zarar veriyor, pek çok kanser türüne, lösemiye, kısırlığa neden oluyor, çocuklarda gelişim bozukluklarına yol açıyor, arılara ve diğer canlılara verdiği zararla biyoçeşitlilik kaybına sebep oluyor, ekosistemi tahrip ediyor, suyumuzu ve havamızı zehirliyor.

Bu 14 pestisitin (Difenacoum, ethoprophos, cyfluthrin, beta-cyfluthrin, zeta-cypermethrin, fenamiphos, formetanate X formetanate hydrochloride, methiocarb, methomyl, omethoate, tefluthrin, zinc phosphide, glyphosate, malathion) zaman kaybetmeden yasaklanmasını isteyeceğiz.

Ayrıca biz bu pestisitlere mahkum değiliz, eğer desteklenirse doğa dostu yöntemlerle de gıda üretmek, Türkiye nüfusunu doyurmak mümkün. Bu nedenle doğa dostu tarım yöntemlerinin desteklenmesini, teşvik edilmesini talep edeceğiz ve bir geçiş modeli sunarak 2030'kadar ülkemiz tarımının pestisitlerden arındırılmasını, yani zehirsiz sofraları talep edeceğiz. Bunun için de Tarım ve Orman Bakanlığı'na bir model sunacağız. Kampanya konusunda detay veremem ama, çok etkili bir kampanya olacağını şimdiden ifade edebilirim.

Bu yılın Dünya Gıda Günü #sıfıraçlık (#ZeroHunger) sloganı belirlendi. Hedef ise sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeyi herkes için ulaşılabilir kılma. Peki bu hedef için ilk yapılması gereken nedir?

Mesele açlık değil, açgözlülük. Daha fazla ürün/kâr elde etme hırsıyla pazarlanan pestisitler, aslında üretime bir katkı sunmuyor. Toprağımızı, suyumuzu, gezegenimizi tüketiyor ve gıda güvenliğimizi tehdit ediyor.

Dünya üzerinde açlık yaşayan insanların var olmasının nedeni yetersiz gıda üretimi değil, gıdaya ulaşımda yaşanan adaletsizliktir. Pestisit kullanmadan, doğa dostu yöntemlerle de insanlık doyurulabilir ve bu yöntemlere geçilmek zorunludur, şayet #SıfırAçlık istiyorsak.



Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.