Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Medya Şiddeti Yeniden Üretiyor

Güncelleme Tarihi 17.07.2018

Ülkenin her yerinden hemen her gün kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, tecavüz ve istismar haberleri gelirken yaygın medya da diliyle ve üslubuyla şiddeti yeniden üreten araçların başında geliyor. Peki, medya bu şiddeti nasıl üretiyor? 

Tık almak için yapılan galeriler, istismarı açıkça betimleyen haberler ya da failleri koruyan ifadeler şiddeti yeniden üretirken Cinsel Şiddetle Mücadele Derneğinden Şehlem Kaçar "Tık almak için tecavüze uğrayan kişinin erotik fotoğraflarını paylaşan medya, ‘bunu hak etti algısı yaratıyor. Bunu yapan medya şiddeti yeniden üretiyor" dedi.  

Evrensel'den Meltem Akyol'un söyleşisinde medyanın şiddeti yeniden üretme araçlarını ve bununla mücadele yöntemlerini anlatan Kaçar, çocukların karşılaştığı şiddetin en ince ayrıntısına kadar yazılmasının çocuk hakkı ve çocuk istismarı olduğunu söylüyor. "Çocukların yetişkin dünyasındaki herhangi bir algıya hizmet ettirilmesi, grafik detaylara yer verilmesi de çocuk istismarıdır. Mahkeme raporları ve tutanaklar olduğu gibi paylaşılmamalıdır. Haberin çerçevesi uzman görüşleri ile genişletilmeli, bu durumlar münferit değil sistematik vurgusu yapılmalıdır”  diye konuşan Kaçar, haberlerdeki detayların insanları çaresizliğe ve ümitsizliğe sürüklediğine işaret ediyor.

Söyleşide geçtiğimiz günlerde Adana’da 3 yaşındaki çocuğun cinsel istismara uğraması sonrasında hazırlanan raporun tüm detayları ile paylaşılmasını eleştiren Kaçar, “Raporların, şiddet olaylarının bu kadar detay içererek verilmesi hem hak ihlali; hem de toplumun ve şiddetten hayatta kalanların üzerinde çok olumsuz psikolojik etkileri olduğunu düşünüyoruz. Bu detayların toplumu güçlendirme, mücadeleye teşvik etme gibi bir amacı yok, insanları dehşete, öfke ve çaresizliğe sürükleme, lince teşvik etme işlevleri görüyor. Bir süre sonra da uyuşuyoruz. Şiddeti oluşturan koşullara odaklanılmasını, çözüm için tartışılmasını, demokratik toplumsal taleplerin oluşturulmasını, kişi ve kurumların kendi sorumluluklarıyla ve sistemle yüzleşmesini, bizim dönüp kendimize bakmamızı da engelliyor” diye konuşuyor. 

Medyanın tık kazanmak  için birey haklarını göz ardı ederek haber yaptığına dikkat çeken Kaçar, yayıncılığın cinsel şiddetle ilgili mitlerden beslendiğini belirtiyor. Kaçar şöyle konuşuyor;

“Cinsel şiddet bir suçtur, cinsellik değildir. Aslında haberlerin genel çerçevesi “mağdur suçlayıcılık”tan besleniyor. Mağdur suçlayıcılık, cinsel şiddete maruz bırakılan kişiye karşı kusur ve kabahat bularak onu durumun nedeni olarak gösterir. Mağdur suçlayıcılar “hiç kimse cinsel şiddeti hak etmez” yerine “bazı insanlar cinsel şiddeti hak eder” düşüncesinden beslenir. Çoğu zaman açıktan suçlamada bulunmaz, örtük olarak mağdurun şiddeti hak ettiğini telkin ederler. Ancak “şunu yapan tacizi hak eder”, “bunu giyen tecavüzü hak eder” gibi açıktan mağdur suçlayıcılar da bulunmaktadır. Mağdurun cinsel şiddeti hak etmediğini ispata çalışan çeşitli ahlaki-toplumsal gerekçeler sunulması da aynı yaklaşımı (bazıları yaptıklarıyla cinsel şiddeti hak eder) beslediği için dolaylı olarak mağdur suçlayıcılıktır. Yani tıklama sayısını arttırmak için kişinin erotik fotoğraflarını kullanırsanız yine bunu yapmış oluyorsunuz. “O haberde fail nerede?” mesela bunu sormak gerekiyor” dedi.

Cinsel istismar haberlerinde çocuk görsellerinin kullanılmaması gerektiğini de vurgulayan Kaçar,  gazetecilerin haber diline dikkat etmesi gerektiğini,hayatta kalanın haberi okurken ne hissedeceğini düşünerek yazması gerektiğini söylüyor.  

Söyleşinin tamamı için lütfen bakınız. 

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.