TechSoupTR
Arama
Birlikte
Destek Noktası
Video Köşesi
Facebook Twitter Linkedin Instagram Youtube

İntihar Konusunda Koruyucu ve Önleyici Çalışmalar Esastır

Güncelleme Tarihi 10.10.2019

Dünya Sağlık Örgütü verileri dünya genelinde her 40 saniyede bir kişinin intihar sonucu yaşamını kaybettiğini ve 2030 yılında ise dünyadaki intihar sayısının bir milyonun üzerine çıkabileceğini söylüyor. Bir halk sağlığı sorunu olan intihar vakaları için en önemli ayaklardan biri ise koruyucu ruh sağlığı çalışmaları...

25 senedir ruh sağlığı ve hastalıklarının toplumda farkındalığını arttırmak amacıyla her sene farklı bir gündemle kutlanan 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü bu yıl temayı "İntiharı önleme" olarak belirledi. 
 
Biz de İzmir'de ruh sağlığı alanında savunuculuk ve koruyucu ruh sağlığı çalışmaları yürüten, çok çalışkan ve bir o kadar heyecanlı, gelecek için ise pek çok planı olan genç bir dernek, Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği'yle* bu yılın teması intihar, bu alanda yapacakları çalışmalar ve koruyucu ruh sağlığı hizmetleri üzerine söyleştik. 
 
Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği'ni (RUSAG) kısaca tanıyabilir miyiz? RUSAG neden kuruldu ve ne gibi çalışmalar yürütüyor?
 
Ulusal ve uluslararası alanda ruh sağlığı politikalarının geliştirilmesinde yaptırımı olan bir dernek olmak ve toplumdaki her bireyin, ruh sağlığı hizmetlerinden fırsat eşitliği çerçevesinde yararlanabilmesini sağlamak hedefiyle; dört temel ruh sağlığı alanınını temsil eden psikologlar, psikolojik danışmanlar, sosyal hizmet uzmanları ve psikiyatrları bir çatı altında toplamak için kurulduk. RUSAG olarak herkes için eşit ve erilebilir bir ruh sağlığı hizmetinin sağlanması ve ruh sağlığı uzmanlarının hak temelli bakış açısına sahip olması için çalışıyoruz.
 
Bu kapsamda temel olarak  ruh sağlığı alanında politika geliştirilmesi faaliyetleri, ruh sağlığı uzmanı ve uzman adayları için kapasite geliştirme eğitimleri ve ruh sağlığı hizmetlerine direk erişimi olmayan kişiler için projeler yürütüyoruz. 
 
Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı günü olarak kutlanıyor ve her yıl için bir tema belirleniyor. Bu yılın teması ise intiharı önleme. Bu başlıkta sizin çalışmalarınız olacak mı?
 
10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı günü 1992’den bu yana her yıl ruh sağlığı ve hastalıklarının toplumda farkındalığını arttırmak amacıyla her sene farklı bir gündemle kutlanıyor. Bu seneki gündemi ise intiharı önleme oldu.
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verileri  dünya genelinde her 40 saniyede bir kişinin intihar sonucu yaşamını kaybettiğini gösteriyor ve 2015 rakamlarına göre ise dünya üzerinde 800 bin kişi intihar ederken, 2030 yılında bu sayının dünyada bir milyonun üzerine çıkacağı düşünülüyor.
 
 
Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2018 verilerine göre Türkiye’de intihar hızı yüz binde 3.8 ve yine bu verilere göre intihar sonucu yaşamını kaybeden kişi sayısı da bin 161 kişi.
 
Unutmayalım ki, intihar bir halk sağlığı sorunudur ve bu konuda koruyucu ve önleyici çalışmalar esastır.
 
Dernek olarak koruyucu ruh sağlığı konusunda gerek proje gerekse eğitim çalışmalarıyla saha faaliyetleri yürütüyoruz.  Bu açıdan intiharı önleme konusunda yapılacak çalışmalar koruyucu ruh sağlığı çalışmalarımızın bri parçası olarak sürüdürelecektir.
 
Siz geçtiğimiz yıl koruyucu ruh sağlığı projesi yürüttünüz. Öncelikle koruyucu ruh sağlığı ne demek? Kısaca açıklar mısınız?
 
Koruyucu ruh sağlığı; ruhsal bozukluğun başlamasını önlemeyi ya da geciktirmeyi, ruhsal bozukluklara bağlı yeti yitimini azaltmayı amaçlar ve hizmetlerinin temelinde risk faktörlerinin belirlendiği ve bunlara yönelik politikalar geliştirilmesi gerektiğini düşünür.
 
Koruyucu sağlık önlemleri kapsamında İzmir’de 10 farklı mahallede, mahalle sakinleriyle çalışma yaptınız. Biraz bu projenizden ve proje uygulama sürecinde deneyimlediklerinizden söz eder misiniz?
 
Ruhsal bozukluklar toplumda oldukça sık görülüyor ve eğer tedavi edilmezlerse bireysel, toplumsal ve maddi kayba neden oluyorlar. Ruhsal bozuklukların sıklığı ve yaygınlığı ise giderek artıyor ve toplumun her kesimini etkiliyor.
 
Ruhsal bozukluklar hastayı, aileyi, sağlık sistemini ve genel anlamda toplumu ekonomik ve psikososyal açıdan önemli ölçüde etkiliyor. Bu olumsuz durumun değiştirilmesine katkıda bulunmak için Koruyucu Ruh Sağlığı Projemizi İçişleri Bakanlığı Dernek Daire Başkanlığı 2018 yılı hibe programı desteği ile SHU-DER İzmir Şubesi ortaklığı ile gerçekleştirdik. 
 
 
Proje Haziran 2018 ve Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleştirildi ve tamamlandı. Proje süresince 10 dezavantajlı mahallede hem çocuklar ile dışavurumcu sanat terapisi düzenledik hem de ailelere seminerler verdik. 
 
Eğitimcinin eğitimi ile derneğin koruyucu ruh sağlığı alanında sürdürülebilir ekibini oluşturmak için gerçekleştirdiğimiz projemiz ile ruh sağlığı alanındaki gönüllülük ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu bu proje ile bir kez daha görmüş olduk.
 
Proje sayesinde ruh sağlığı sorunları yaşayan ve bu konuda yardım almakta zorlanan ve çekinen kişilere ulaşarak, sorularını cevaplama, tedaviye ihtiyacı olanları ücretsiz destek için kamu kurumlarına yönelndirmiş olduk.
 
 
Projenin en önemli çıktılarından biri de "Ruhsal Bozukluklar ve Sosyal Dışlanma Çalıştayı"mız oldu. Bu çalıştay ile Türkiye’de ilk defa ruhsal bozukluklar ve sosyal dışlanmayı, önyargıları ve bunları nasıl aşacağımızı konusunda uzman ruh sağlığı profesyonelleri, sivil toplum kuruluşları ve kamu otoriteleriyle  birlikte her beraber konuştuk, değerlendirdik ve sonuçlarını paylaştık.
 
Siz yeni dönemde ruh sağlığı alanında çalışan uzmanların ve öğrenim görmekte olan öğrencilerin hak temelli bir bakış açısına sahip olması ve sivil toplum kuruluşlarıyla ile iletişimlerinin için bir dizi etkinlik düzenleyeceksiniz. Bu kararı hangi motivasyonla aldınız? Ya da şöyle soralım bu eğitimlere neden ihtiyaç var?
 
İki sene önce kurulduk ve kurulduğumuz günden bugüne en önem verdiğimiz konulardan biri de uzman ve uzman adaylarının kapasitelerini geliştirmek üzerine oldu. İki senedir mesleki kapasite geliştirmek için çeşitli eğitimler ve seminerler düzenledik. Bu eğitimleri veren eğitimcileri seçerken insan hak ve hukukuna saygı duyan, ayrımcı bir dil kullanmayan uzmanları özellikle tercih ettik ve çok sayıda çalışma yaptık.
 
 
Bugün geldiğimiz noktada misyon ve vizyonumuza uygun olarak hak temelli ruh sağlığı çalışmalarını başlatmak için artık hazırız ve alana hakimiz. Mesleki eğitimlerin yanı sıra ruh sağlığı alanında insan hakkı ihlallerinin önüne geçmek için hak temelli ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaşabilmesi, bu konuda bilinç ve farkındalık yaratabilmek için öncelikle hak temelli bakış açısını üye ve gönüllülerimize öğretmek istedik.
 
Uzman ve öğrencilerimizin sivil toplumla tanışmasını, sivil dünya içinde yerini almak için motivasyon ve heyecan oluşturmayı diledik. Bu amaçla da ulusal ve uluslararası alanda hak temelli olarak faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinde çalışan ruh sağlığı uzmanları ve sivil toplum yöneticileriyle eğitim, seminer ve toplantılar düzenlemeye ve mesleki kapasite geliştirme çalışmalarını da “katılımcılık” ilkesine dayanarak RUSAG birimleri tarafından organize edilmesine karar verdik.
 
Bu yıl düzenleyeceğiniz ya da düzenlemeyi planladığınız diğer projelerinizden de söz eder misiniz?
 
Bu yıl ağırlıklı olarak "hak temelli ruh sağlığı" konusuna kafa yoracağız ve bu konuda kendimizi, üyelerimizi ve gönüllülerimizi geliştirmek üzerine çalışma yürüteceğiz Yine derneğimizin sistemsel altyapısının kurulması çalışmalarına devam edeceğiz ve stratejik plan ve özdeğerlendirme süreçlerini takip ve geliştirme konusunda da çalışmalarımız olacak.
 
Koruyucu ruh sağlığı konusunda artık bir referans sivil toplum örgütüyüz. Bu nedenle bu çalışmaları yaygınlaştırmak üzerine düşünüp, yeni kaynaklar üzerine çalışacağız. Bu konuda hem saha çalışmalarımız devam edecek hem de ruh sağlığı alanında her türlü politikanın geliştirilmesi konusunda diğer sivil toplum örgütleriyle işbirliği ve ağ kurma çalışmalarını sürdüreceğiz. 
 
* Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği, Avrupa Birliği tarafından desteklenen BİRLİKTE: Yerel STÖ'ler için Kurumsal Destek Programı faydalanıcılarındandır. 
Paylaş
Bu web sitesi Avrupa Birliğinin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği'nin sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.