STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

İklim değişikliği el rehberi: Tanım, sonuçlar ve çözüm yolları!

Güncelleme Tarihi 19.10.2017

The New York Times’da Justin Gillis imzası ile yayınlanan haber Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Hilal Işık‘ın çevirisi ile paylaşıldı.

Çeviri şöyle:

Biliyoruz ve farkındayız. “Küresel ısınma” hepimizin gözünü korkutuyor. Size konuyla ilgili bir başlangıç yapmak için fırsat sunuyoruz:

Sıkça sorulan 17 soru, bazı basit cevaplarla yazımızda.

Bölüm 1 – Olan ne? İklim değişikliği ya da Küresel Isınma dediğimizde aslında ne oluyor?

1 – İklim değişikliği? Küresel ısınma? Hangisini kullanmalıyız?

Her ikisi de doğru, ancak farklı anlamlara geliyorlar.

Küresel ısınmayı iklim değişikliğinin bir çeşidi olarak düşünebilirsiniz. Daha geniş bir terim olan iklim değişikliği, sadece hava sıcaklığının artmasını değil, örneğin yağış modellerindeki değişiklikleri de kapsar.

ABD Başkanı Trump, bilim insanlarının küresel ısınma terimini kullanmaktan vazgeçip iklim değişikliği terimini kullanmaya başladıklarını ifade etti. Çünkü kışın “hava çok soğuktu”. Ancak bu iddia doğru değil. Bilim insanları her iki terimi de onlarca yıl boyunca kullandı.

2 – Dünya ne kadar ısınıyor?

İki derece ve durum göründüğünden daha da ciddi.

2017 yılının başlarında Dünya, kayıtların global ölçekte tutulmaya başlandığı 1880 yılından bu yana yaklaşık 2 derece Fahrenheit (1 derece Celsius) kadar ısınmıştı. Sayı düşük gibi görünebilir, ancak tüm gezegenin yüzeyi boyunca ortalama olarak bakıldığında oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum bize,  dünyanın kıta buzullarının neden erimeye başladığını ve okyanus seviyelerinin neden hızla artışa geçtiğini açıklıyor. Bilim insanları, sera gazı emisyonlarının kontrol edilmemesi durumu devam ederse, küresel ısınmanın en nihayetinde 8 derece Fahrenheit’i aşabileceğini ve bu da gezegenin büyük bir insan nüfusunu barındırma kapasitesine zarar verebileceğini belirtti.

3 – Sera etkisi nedir ve küresel ısınmaya nasıl sebep olur?

Yüzyılı aşkın bir süredir bu sorunun cevabını biliyoruz. Gerçekten.

19. yüzyılda bilim insanları, havadaki bazı gazların, ısıyı uzaya kaçmadan yakalayıp yavaşlattığını keşfetti. Karbondioksit bu konudaki baş aktörlerden biri; havada hiç karbondioksit olmaasaydı, Dünya donmuş bir çölden ibaret olurdu. İnsanlık daha fazla gaz salımı yaptıkça, yer kürenin ısınacağı tahmini ilk kez 1896 yılında yapıldı. Bu gazların salım oranı şimdiye kadar sanayi öncesi seviyenin yüzde 43 üzerine çıktı ve Dünya, bilim adamlarının kabaca tahmin ettiği miktar kadar ısındı.

4 – Karbondioksit artışından insanların sorumlu olduğunu nasıl biliyoruz?

Bu konu kesin olarak açıklığa kavuşturuldu.

Endüstriyel emisyonları doğal emisyonlardan ayırmak için ,radyoaktivite kullanılan çalışmalar da dahil olmak üzere, bir çok güçlü kanıt, havada bulunan bu ekstra gazın insan faaliyetleri sebebiyle oluştuğunu göstermektedir. Karbondioksit seviyesi, uzun zaman önce doğal sebeplerle arttı ve tekrar düşüş gösterdi. Ancak bu değişiklikler binlerce yıl sürdü. Jeologlar, insanların bu gazları havaya, doğanın şimdiye kadar yaptığından çok daha hızlı pompaladığını ifade ediyor.

5 – Doğal faktörler ısınmanın nedeni olabilir mi?

Hayır!

Teorik olarak, mümkün. Örneğin, Güneş daha fazla radyasyon üretmeye başlarsa, bu durum kesinlikle Dünya’mızın ısınmasına sebep olur. Ancak bilim adamları, gezegen sıcaklığını etkilediği bilinen doğal faktörleri dikkatlice inceledi ve aslında yeterince değişmedikleri sonucuna vardı. Isınma, jeolojik zaman ölçeğinde son derece hızlı ilerliyor ve insanların sera gazı emisyonlarının dışında, bu hızlı ısınmayı açıklayacak başka bir faktör de bulunmamakta.

6 – İnsanlar neden iklim değişikliği bilimini inkar ediyor?

Çoğunlukla ideolojik sebeplerle.

İklim değişikliği politikaları üzerine müzakere yapmak yerine bu politikaları pazar odaklı hale getirmeye çalışan bakış açısı, bazı siyasi muhafazakârların, bilimi baltalamaya çalışarak bilim insanlarını engelleme yaklaşımını benimsemelerine sebep oluyor.

ABD Başkanı Trump bazen bilim insanlarının halkı kandırmak için dünya çapında bir kandırmaca içerisinde olduğunu, ya da küresel ısınmanın Çin tarafından Amerikan endüstrisini devre dışı bırakmak için icat edildiğini iddia etti. İklim inkarcılarının argümanları o kadar zorlama bir hâl aldı ki, petrol ve kömür şirketleri bile kendilerini bu politikacılardan uzaklaştırdı. Ancak bazı şirketler halen bu görüşleri savunan politikacıların kampanyalarına finansal destek veriyor.  

Bölüm 2 – Peki önlem alınmaz ise neler olabilir?

1 – Ne kadar büyük bir sorunla karşı karşıyayız?

Çok büyük.

Bilim insanları, önümüzdeki 25-30 yıl içinde, iklimin aşırı hava şartlarıyla ile yavaş yavaş ısınabileceğini söylüyor. Mercan resifleri ve diğer hassas ortamlar zaten çoktan yok olmaya başladı. Daha uzun vadede, eğer emisyonlar kontrol edilmezse, bilim insanları iklim etkilerinin, hükümetleri istikrarsızlaştırabileceğinden, mülteci dalgaları üretebileceğinden, Dünya tarihindeki 6. kitlesel yok oluşu gerçekleştirerek bitki ve hayvanların soylarının tükenmesini hızlandırabileceğinden ve kutup buz küplerini eriyerek denizlerin dünyanın kıyı kentlerinin çoğunu sular altında bırakacak kadar yükselebileceğinden oldukça büyük endişe duyuyorlar. Tüm bu riskleri yaratan emisyonlar tam da şu anda oluyor ve gelecek nesiller için derin ahlaki sorular ortaya atıyor.

2 – İklim değişikliğinin bana doğrudan etkileri konusunda ne kadar endişelenmeliyim?

Neslinizi korumak için yeterince zengin misiniz?

Gerçek şu ki insanlar bilerek ya da bilmeden, zaten etkilerini hissediyorlar. Örneğin, deniz seviyesindeki yükselmeden dolayı, Sandy Kasırgası sırasında New York ve New Jersey’de, bilim insanlarının hesaplamalarına göre sabit bir iklimde yaşanması gerekenden yaklaşık 83.000 daha fazla kişi daha şiddetli bir şekilde sel felaketinden etkilendi. On binlerce insan, küresel ısınmanın daha da kötüleştirdiği sıcak hava dalgaları sebebiyle zaten hayatını kaybediyor. Tüm dünyayı etkileyen mülteci akımları kısmen de olsa, iklim değişikliği sebebiyle gerçekleşmeye başladı. Elbette, hemen hemen tüm diğer sosyal problemlerde olduğu gibi bu durum da, öncelikli olarak ve daha şiddetli bir biçimde yoksul insanlar etkilenecek..

3 – Denizler ne kadar yükselecek?

Asıl soru: Ne kadar hızlı?

Okyanusların yükselmesi ivme kazandı ve her yüzyıl yaklaşık 30 cm.’lik bir oranla yükselmekte. Bu durum hükümetlerin ve mülk sahiplerinin kıyı erozyonuyla mücadele için onlarca milyar dolar harcamasına sebep olmakta. Uzmanlar, bu oran aynı şekilde kalırsa, muhtemelen başa çıkılabilir olacağını söylüyor.

Risk ise oranın hâlâ artıyor olması. Dünya tarihini inceleyen bilim insanları, olası görülmese de suların en kötü senaryoda on yıl başına 30 cm yükselebileceğini söylüyor. Birçok uzman, emisyonların hemen yarın durdurulsa bile, 4,5 ilâ 6 metre  arasındaki deniz seviyesi yükselişinin zaten kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle trilyonlarca dolar harcanmadıkça birçok şehrin sel altında kalacağına inanıyor. Bu durumun ne kadar zaman alacağı ise belirsiz. Ancak emisyonlar devam ederse, nihai artış 24 ilâ 30 metre arasında olabilir.

4 – Yakın zamandaki çılgın hava şartları iklim değişikliğiyle mi alakalı?

Bazıları evet.

Bilim insanları, ısınan iklimin sıcak hava dalgalarını daha sık ve yoğun hale getirdiğine dair güçlü kanıtlar yayımladılar. Bu ısınma ayrıca şiddetli yağmur fırtınalarına neden oluyor. Okyanusların, insanların sebep olduğu emisyonları nedeniyle yükselmesi nedeniyle kıyı selleri daha da kötüye gidiyor. Küresel ısınma, Ortadoğu gibi bölgelerdeki kuraklığın şiddetini artırdı. Kaliforniya’daki son kuraklığı ise artırmış olması muhtemel.

Diğer pek çok durumda, örneğin kasırgalarda, belirli eğilimlerin küresel ısınmayla bağlantısının kurulması belirsiz veya tartışmalı. Bilgisayar analizleri geliştikçe, bilim insanları iklim hakkındaki bilgileri de gittikçe güçleniyor. 

Bölüm 3 – Çözüm yolları var mı? Neler yapabiliriz?

1 – Bu soruna gerçekçi çözümler var mı?

Evet, ancak değişim oldukça yavaş.

Bilim insanları, toplumun harekete geçmeyi çok fazla ertelediğini ve artık risklerin çok ciddi boyutlara ulaştığını söylüyor. Ancak, yer altında hâlâ yanmamış fosil yakıtlar bulunduğu sürece, harekete geçmek için çok geç değildir. Isınma, ancak insan emisyonları sıfıra indirildiğinde, potansiyel olarak başa çıkılabilir bir tempoda yavaşlayacaktır. İyi haber şu ki, otomobiller için yakıt ekonomisi standartları, daha katı bina kodları ve santraller için emisyon sınırları gibi programların bir sonucu olarak insan emisyonları pek çok ülkede azalmakta. Ancak uzmanlar, iklim değişikliğinin kötü etkilerini önlemek için enerji geçişinin hızlanması gerektiğini söylüyor.

2 – Paris Anlaşması nedir?

Neredeyse her ülke gelecekteki emisyon salımlarını sınırlamayı kabul etti.

Bir dönüm noktası niteliğindeki bu anlaşma, Aralık 2015’te Paris’in dışına uzandı. Emisyon azaltımları gönüllülük esasına dayanıyor ve verilen sözler ciddi etkileri ortadan kaldırmak için yeterli değil. Fakat anlaşmanın her birkaç yılda bir gözden geçirilmesi gerekiyor. Böylelikle ülkelerin taahhütlerini hızlandırması sağlanabilir. ABD Başkanı Trump, bu durum yıllar sürecek olsa da, 2017’de Amerika Birleşik Devletleri’ni anlaşmadan çekeceğini açıkladı. Anlaşmaya taraf diğer ülkeler, Amerikan niyetlerinden bağımsız olarak bu konudaki çalışmalarına devam edeceklerini belirttiler.

3 – Temiz enerji ekonomiye katkı ya da zarar sağlar mı?

Yenilenebilir enerjide istihdam artışı oldukça yüksek.

En düşük emisyona sahip olan enerji kaynakları arasında rüzgâr türbinleri, güneş panelleri, hidroelektrik barajlar ve nükleer enerji santralleri bulunmaktadır. Doğal gaz yakan elektrik santralleri de kömür yakanlardan daha az emisyon üretmektedir. Bu dönüşüm kısa vadede biraz daha maliyetli olabilir, ancak iklimsel zararları gidermek ve kirli havayla ilişkili sağlık sorunlarını azaltmak suretiyle bu maliyet kendi kendini karşılayacaktır. Aynı zamanda pazarın genişlemesi, yenilenebilir enerji maliyetlerini o kadar hızlı düşürüyor ki, kirli enerjiyi sadece fiyatıyla bile alt edebilir– kaldı ki bazı alanlarda bu süreç çoktan başladı.

Temiz enerjiye geçiş süreci kesinlikle kömür şirketleri gibi kaybedenler olacaktır, ancak bu süreç iş imkânı da yaratmaktadır. ABD’deki güneş endüstrisi artık kömür madenciliğinden iki kat fazla insanı istihdam etmekte.

4 – Peki ya hidrolik kırılma ya da ‘temiz kömür’ konuları?

Her ikisi de enerji sistemini temizlemeye yardımcı olabilirler.

Hidrolik kırma veya “çatlatma”, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer bazı ülkelerde yeni bir doğal gaz bolluğu yaratan sondaj teknolojilerinden biridir. Enerji santrallerinde kömür yerine yakıcı gaz kullanımı kısa vadede emisyonları azaltır, ancak gaz hala bir fosil yakıttır ve uzun vadede aşamalı olarak kullanımından vazgeçilmesi gerekecektir. Çatlatma işleminin kendisi de yerel kirlilik yaratabilir.

“Temiz kömür”, kömür yakan elektrik santrallerinden gelen emisyonların yakalanacağı ve yeraltına pompalanacağı bir yaklaşım. Ekonomik olarak işe yararlığı henüz kanıtlanmış olmadığı halde, bazı uzmanlar temiz kömürün sorunu çözmede önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyorlar.

5 – Elektrikli otomobillerin son durumu nedir?

Genel olarak satışlar hâlâ oldukça az ancak hızlı bir şekilde artış gösteriyor.

Elektrikli araçlar elektrik şebekesinden geceleri elektrik alır ve gün içerisindeki kullanımları boyunca doğaya hiçbir kirlilik vermezler. Doğal olarak benzinli arabalara göre daha etkilidirler ve kullandıkları bu enerji kömür yakmak suretiyle üretilmiş olsa da, emisyon konusunda bir ilerleme sağlayabilirler. Elektrik şebekesi yenilenebilir güçle daha yeşil hale gelmesiyle, elektrikli araçların önemi daha da artacaktır. Bu araçlar hızla gelişiyor ve bazı ülkeler 2030’dan sonra benzinli araç satışını yasaklamaktan bahsetmeye çoktan başladılar.

6 – Karbon vergisi, karbon ticareti ve karbon telafisi nedir?

Kirlilik üzerinde bir fiyat koymak sadece bir jargon.

İnsan etkinliği ile salınan sera gazlarına kısaca “karbon emisyonları” denir. Bunun sebebi, en önemli gazlardan ikisi olan karbondioksit ve metan gazlarının karbon içermesi. (Bazı diğer kirleticiler, aslında karbon içermeseler de aynı kategoriye girmektedir.) Karbon vergileri, karbon ticareti vb. gibi ifadeler, ekonomistlerin bu kirliliği sınırlamak için  toplumun atabileceği en önemli adımlardan biri olduğunu belirttiği emisyonlara fiyat koyma yöntemlerinin kısa tanımlarıdır.

7 – İklim değişikliği konusu oldukça sıkıntılı görünüyor. Kişisel olarak bu konuda neler yapabilirim?

Bu yazıyı 50 arkadaşınızla paylaşarak başlayın.

Uzmanlar sorunun ancak büyük ölçekli, kolektif bir çalışmayla çözülebileceğini söylüyor. Bütün devletler ve uluslar, mevcut tüm araçları kullanarak ve mümkün olduğu kadar çabuk hareket ederek enerji sistemlerini temizleme kararı almalıdır. Yapabileceğiniz en önemli şey, bir vatandaş olarak haklarınızı kullanmak, ses çıkarmak ve bu konuda değişiklik talep etmektir.

Aynı zamanda, karbon ayak izinizi basit bir şekilde azaltarak paradan tasarruf etmenizi sağlayacak doğrudan kişisel eylemlerde de bulunabilirsiniz. Enerji tasarrufu yapmak için evinizin yalıtımını artırabilir, akıllı termostat kullanabilir, enerji tasarruflu ampullere geçebilir, kullanılmayan ışıkları kapatabilir, kişisel araç kullanımınızı azaltabilir ya da daha fazla toplu taşıma kullanabilir, yiyecek israfını azaltabilir ve daha az et tüketebilirsiniz.

Yılda bir veya iki kez daha az uçakla seyahat etmek, yukarıda sayılan diğer tüm eylemlerin toplamı kadar çok miktarda  emisyon tasarrufu sağlayabilir. Bu konuda daha keskin adımlar atmak isterseniz, elektrikli veya hibrid bir otomobil satın alabilir veya çatınıza güneş panelleri koyabilirsiniz. Eğer bulunduğunuz ülke rekabetçi bir elektrik piyasasına sahipse, yüzde yüz yeşil enerji satın  almanız da mümkün olabilir.

Otomobil üreticileri gibi büyük üreticileri de içeren önde gelen şirketler, faaliyetleri için temiz enerji talep ediyor. Şirket politikalarına dikkat edebilir, bu konuda öne çıkan şirketleri destekleyebilir ve diğer şirketlere de bu konuda daha iyi adımlar atmaları yönünde beklentiniz olduğunu belirtebilirsiniz.

Bahsettiğimiz bu kişisel adımlar küçük bir düzeyde görünebilir, ancak sorun hakkındaki kendi bilincinizi ve çevrenizdeki kişilerin farkındalığını artırabilirler. Aslında bu konuyu arkadaşlarınızla ve ailenizle tartışmak, atabileceğiniz en büyük adımlardan biridir.

Kaynak

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.