Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Yeşiliz - 01.05.2007

Güncelleme Tarihi 13.10.2010

Kutsal su

Sunay Demircan

“Ve Rab Allah şarka doğru Aden’de bir bahçe dikti” diyor Tevrat. 

Şarka doğru dikilen bahçe “paradeisos” aslen Farsçadan gelir “pairidaeza”, “park” anlamındadır.  Kutsal kitaplarda cennet anlamına kullanılan eden/aden de eski Babil’de “eden” miş, Akatlar’da “edin”, Sümerler’de “edinu”, İbraniler’de edhen olmuş. “Düz ova” demek. Su sayesinde yeşillenmiş, kuşların balıkların bol olduğu, bereketin fışkırdığı bir düz ova.

Sümerler evreni üçe ayırmışlar: Yer (Enlil), Gök (An), Su (Enki). Her üçünün de yaratıcısı su tanrısı Ea, yaşamın kaynağıymış ve bolluğu, bilgeliği simgeliyormuş.

Tarih boyunca Mısır’dan, Amerikan yerlilerine, Orta Asya’dan, pagan inanışlarına ve semavi dinlere dek “su” kutsanmış ve önemli bir arınma aracı olmuş. 

Tarsuslu Aziz Pavlus suya tamamen girerek yapılan vaftizde üç sembolik hareket bulunduğunu söylemiş: Suya girmek ölüm anlamına gelir, suyun altına dalma gömülmedir ve sudan çıkma diriliş anlamındadır.

Afrika’da Animizm’e inananlar, suyun ruhu, hafızası olan ve yaşayan bir nesne olduğuna inanmışlar. Beden değiştiren ruhun uğrak yerlerinden birinin de su olabileceğini kabul etmişler.

Orta Asya’da su yeryüzü gibi ana dır,  bereket sağlar ve hayatın kaynaklarından biridir.  Yağmur şeklinde içinden geldiği göğe bağlıdır, saflığın sembolüdür. Asya topluluklarının çoğunda, Oğuzlarda, Moğollarda, Sibiryalılarda, Altaylılarda ve günümüzde Türkiye'deki bazı heteredoks topluluklarda suyun dışkıyla kirletilmesi, bazen suda yıkanılması, çamaşırların, kap kaçağın yıkanması da yasaklanmıştır.

Su birikintisi, "köl irkin" önemli bir güçtür. Kaşgarlıya göre prenslerin sahip olduğu varsayılan yüksek zekânın bir simgesidir su birikintileri, göller…

Kaşgarlı'nın bu anlatımı, Bilge Kağan'ın ünlü kardeşine ait ismin Kül Tegin okunuşunun, Köl Tegin olarak düzeltilmesine olanak verir. Yani: "Göl Prensi."

Çingiz Kağan (Cengiz Han) Okyanus Hanıdır ve Dalay Hanı (ya da Tibetteki Dalay Lama) okyanus hanı ya da okyanus lamasıdır. Bu tanımlar,  Babür Şahın da derya şahı olarak anlaşılmasına olanak tanır.

Okyanus deyince söylemek lazımdır, Eski Yunan da evrenin oluşumu sırasında önce Gaia (yer) ortaya çıkar. Daha sonra kocası Uranos (yıldızlı gök) oluşur, ikisinin kutsal birleşmesiyle Okeanos (Okyanus) oluşur.

Kutsal su konusunu son bir örnekle kapatalım: Hindular hacı olmak için akarsuların çevrelerini yürüyerek dolanırlar (tavaf) ki bu da bir tür suyla arınma ritüelinden başka bir şey değildir.

Gelelim günümüze. Adıyaman tüm kanalizasyon ve atık sularını topluca Atatürk Baraj Gölü’ne boca eder, bu suyu Urfa’lı temiz su niyetine içer. Konya kanalizasyon ve sanayi atıklarını Tuz Gölü’ne boca eder, bilmem o tuzu kimler yer. Bir zamanlar, Adıyaman’ın (zamane) Belediye başkanına sormuştum “bana ne, o suyu içenin sorunu benim değil” demişti. “İçme suyu kaynağıdır” diyerek Atatürk Baraj Gölü’nde motorlu kayık kullanımını bile yasaklayan devlet buna göz yumuyorsa; Urfalı komşunun atıklarına “başım gözüm üstüne” diyorsa, Adıyamanlı daha ne desin?

Ne oldu da böylesine kirlendik, bilemedim.

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.