Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Yeni Şafak - 16.08.2005

Güncelleme Tarihi 08.11.2010

'Sivil toplum'a AB desteği AB, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının demokratik karar mekanizmalarında aktif yeralması için proje başlattı. Projeyi yürüten Sunay Demircan, "Bir kısmını zaten devlet kurmuş, sivil demek zor. Bir kısmı da tabela kuruluşu. Bu yüzden etkili olamıyorlar" dedi. Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye'de karar mekanizmalarında sivil toplum kuruluşlarının daha fazla yer alması için "Sivil Toplum Geliştirme Programı" başlattı. Proje yürütücüsü Sunay Demircan, "Türkiye'de 80 binin üzerinde sivil toplum kuruluşu var ancak bir kısmını devlet kurmuş, bir kısmı da tabela kuruluşu. Devlette sivil toplum örgütlerini kontrol altında tutma mantığı var. Ecevit'in Başbakanlığı döneminde gizli bir genelgeyle "Sivil Toplum Örgütlerini Geliştirme Kurulu" bile kurulmuştu. Neyse ki Başbakan Erdoğan bunu kaldırdı" dedi. Proje hakkında Yeni Şafak'a bilgi veren Sunay Demircan, Türkiye'de 80 binin üzerinde sivil toplum kuruluşu olduğunu ancak etkinliklerinin olmadığını söyledi. Demircan, "Bir bölümü devlet tarafından kurulan veya desteklenen kuruluşlar. Bir kısmı tabela kuruluşu. Bir kuruluşun sivil toplum kuruluşu sayılması için, öncelikle devletle bir ilişkisi olmaması, yöneticilerini devletin atamaması, devlet yardımı almaması" diye konuştu. Ecevit'in gizli genelgesi Sivil toplum kuruluşlarının "devlet karşıtı gruplar" olarak görüldüğünü vurgulayan Demircan, şöyle devam etti: "Devlette sivil toplum örgütlerini kontrol altında tutma mantığı var. Bunun en güzel örneği Bülent Ecevit'in Başbakanlığı'nda kurulan 'Sivil Toplum Örgütlerini Geliştirme Kurulu'. Bu kurul gizli bir genelgeyle kuruldu ve sivil toplumu kontrol altına alma amacı taşıyordu. Neyse ki Başbakan Erdoğan'ın bir genelgesiyle bu kaldırıldı." Kuş derneğine 1,5 milyon üye Demircan, Türkiye'de hâlâ sorunları yaşayan insanların değil, o sorun hakkında bilinç sahibi olan insanların sivil kuruluşlarda biraraya geldiğini belirterek, "Yatağan santraline orada yaşayanlar değil de bunun yaratacağı tahribatın farkında olan dışardan insanlar karşı çıkıyor. Türkiye'de binlerce insan işkence görüyor ama çok az kişi İHD'ye üye oluyor. Mesela İngiltere'de sadece Kuşları Koruma Derneği'nin 1,5 milyon üyesi var. Türkiye'de ise en büyük çevre kuruluşunun düzenli aidat ödeyen üyesi 1500'ü geçmiyor" dedi. Örgütler birbiriyle kavgalı Türkiye'de yerleşik "düşman" psikolojisinin sivil toplum kuruluşları arasında da yaşandığını kaydeden Demircan, "Örgütler birbirleriyle iletişim kuramıyorlar. Kurmaya kalkıştıklarında da kavga ediyorlar. Bu en bariz kadın örgütleri arasında var. Kendilerine çağdaş diyen kuruluşlar, İslamcı kadın kuruluşları, Kürt kadın kuruluşları birbirleriyle geçinemiyorlar" diye konuştu. Projede neler var? Kasım 2002'de başlayan proje kapsamında sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri "sorun tespiti, örgütler arası iletişim, proje geliştirme ve kaynak bulma" konularında eğitiliyorlar. Projenin iki yıl olarak tasarlandığını belirten Sunay Demircan, "Ancak biz uzun vadede buranın sivil toplum örgütleri için bir danışma merkezi olarak çalışmasını istiyoruz" dedi.

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.