STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Yeni Adana Gazetesi - 03.08.2009

Güncelleme Tarihi 08.12.2010

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN 'KATILIMCI DEMOKRASİ'ÇAĞRISI
 
Türkiye'de demokratik ve katılımcı bir toplum inşa edilmesi sürecine katkıda bulunmak için Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) ve sivil toplum örgütlerinin birlikte yürüttüğü "Örgütlenme Özgürlüğü" kampanyası aracılığı ile yasalarda yapılması talep edilen değişikliklere yönelik 'talepler metni' imzaya açıldı.

Örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kalkması için mevzuatta yapılması istenen iyileştirmelere yönelik başlatılan kampanya sonucunda toplanan imzalar Meclis'e sunulacak.

Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) ile birlikte başlatılan imza kampanyasıyla; örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kalkması için yasalarda yapılması talep edilen iyileştirmeler konusunda Meclis'e çağrıda bulunulacak. Şu ana kadar Türkiye genelinde 150'ye yakın Sivil Toplum Örgütü'nün destek verdiği İmza Kampanyası 29 Temmuz'da The Marmara Otel'de düzenlenen basın toplantısıyla katılıma açıldı.

AKUT Arama Kurtarma Derneği, KA-DER, Uluslararası Af Örgütü, TÜSEV, Lambdaİstanbul, Başak Kültür Sanat Vakfı, Eskişehir Deneyimsel Eğitim Merkezi, Diyarbakır Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, Aids'le Mücadele Derneği Denizli Şubesi, Çevre ve Tüketiciyi Koruma Derneği'nin temsilcilerinin biraraya geldiği basın toplantısının açılış konuşması Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Levent Korkut tarafından yapıldı. Korkut, ülkemizde demokrasinin henüz tamamlanmamış bir süreç olduğunu belirterek şunları söyledi; "Günümüzde demokrasi bir "oy verme demokrasisi" olarak kabul edilmiyor. Meclis, siyasal partiler ve diğer kurumların olması gerekli ama yeterli değil. Bireyin gerek günlük yaşamda gerekse de siyasal süreçlerdeki katılımı, esas hareket noktamız. Hedefimiz ise katılımcı demokrasi. Örgütlenme ve ifade özgürlüğü, işte bu katılımcı demokrasinin temel yapı taşlarını oluşturuyor. 12 Eylül sonrasında en ağır darbeyi örgütlenme özgürlüğü aldı. "Örgüt" kelimesi bile insanların zihninde kötü bir yer tutar hale geldi. Terörle, anarşiyle özdeşleştirildi. Son yıllarda mevzuatta yapılan bazı olumlu gelişmeler var. Ama bunlar derneklere bakış açısını değiştirmedi. Dernekler Kanunu, dernekleri tehlikeli olarak gören ve sıkı bir kontrol altına alınması gerektiğini düşünen bir zihniyetin ürünü. Özgürleştirici değil, kısıtlayıcı olmak hedeflenmiş. Kanundaki olumlu maddeler ise uygulamalarda veya çıkarılan yönetmeliklerle işlemez hale getirilmiş. Şöyle bir nokta da var; derneklerle ilgili uygulamalar o kadar keyfi ki ilden ile, yöneticiden yöneticiye değişiyor. Dolayısıyla neyin nasıl yapılacağı konusunda bir belirsizlik söz konusu olabiliyor" dedi. Bu Kampanya ile hükümete ve TBMM'ye seslenmek istediklerini vurgulayan Levent Korkut sözlerine şöyle devam etti: "Bu kampanyada bizim muhatabımız olan iki temel kurum hükümet ve TBMM'dir. İmzaya açtığımız metinle onlara yapıcı eleştirilerimizi sunuyoruz. Bu noktada şunu söylemeliyim ki biz hiçbir hükümetin karşısında ya da yanında olamayız. Biz sadece sivil toplumun gelişmesi,  güçlenmesi için mücadele veririz. Siyasileri de bu yönde etkilemeye çalışırız. Nitekim bu kampanya sonunda da topladığımız imzalarla hem hükümete gideceğiz, hem de Meclis'te siyasi parti gruplarıyla görüşeceğiz" dedi.

Levent Korkut'un ardından söz alan STÖ gönüllüleri ve temsilcileri Türkiye'de STÖ'lerin ve derneklerin yaşadıkları sorunlara değindiler. ÇETKO (Çevre ve Tüketici Koruma Derneği) temsilcisi Sadun Bölükbaşı "Toplum olarak "kabullenilmiş çaresizlik" denilen bir olguyu yaşıyoruz.

Yani sorunları biliyoruz, fark ediyoruz ama elimizden bir şey gelmeyeceğine inanıyor ve hiçbir şey yapmıyoruz. Oysa mücadele etmeli, hiç yılmadan yolumuza devam etmeliyiz" dedi. 

KA-DER Başkanı Hülya Gülbahar ise sivil toplumun çok sancılı bir alan olduğunu ifade ederek "Hiçbir destekleyici düzenleme yok. Dernekleri çalıştırmamanın yollara aranıyor. Bir yönetim kurulu kararında iki imza eksik ya da "sizin yeteri kadar geliriniz var, niye harcamıyorsunuz" diye bir dernek kapatılmak istenebiliyor" dedi. Diyarbakır Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği'nden M. Şerfi Camcı ise, "Ülkemizde bütün sivil toplum örgütleri yasalardan ve uygulamalardan kaynaklanan sorunlar yaşıyor. Ama bizim bölgemiz, tahmin edersiniz ki bu konuda çok daha farklı koşullara sahip. Biz bu yolda çok ağır bedeller ödedik. Siyasilere hep şunu anlatmaya çalıştık. Sizler seçilmiş ve bir yerle gelmiş olabilirsiniz ama sivil toplum örgütleri de toplumun vicdanıdır. Bu vicdanın sesine kulak vermelisiniz" dedi.

AKUT Arama Kurtarma Derneği Başkanı Nasuh Mahruki ise, Türkiye'nin örgütlü bir toplum olmadığına vurgu yaparak "Türkiye'de en örgütlü kesim, bu ülkedeki olumlu gelişmelerin önünü kesmek isteyen kesimlerdir. 17 Ağustos depremi bize örgütlü toplumun önemini gösterdi. Orada yaptıklarımız, hem bütün topluma örnek oldu hem de onlarca insanın canını kurtardı. Sivil toplum algısının 17 Ağustos'la birlikte tümden değiştiğini düşünüyorum" dedi. 

Kampanya nasıl başladı, süreç nasıl işleyecek?

Örgütlenme özgürlüğüne yönelik Türkiye genelinde toplumsal algı araştırması ile başlayan, STGM'nin yerel destek merkezlerinin bulunduğu Adana, Denizli, Diyarbakır ve Eskişehir illerindeki arama konferansları ile şekillenen kampanya, "Birlikte Değiştirelim" sloganıyla yola çıktı. Mayıs ve Haziran aylarında bu dört ilde düzenlenen etkinlikler aracılığı ile yurttaşlar örgütlü hareket etmeye davet edildi. Yurttaşlara, sivil toplum örgütlerine ve devletin farklı kurumlarına seslenilen etkinliklerde; 160 sivil toplum örgütü temsilcisi aktif olarak birlikte çalıştı. "Değiştirmek İçin Sen de Katıl" mesajı ile yaygınlaştırılmaya çalıştığımız kampanya, dört ilde gerçekleştirilen meydan etkinlikleri ile 18-65 yaş arası ortalama 3 Milyon kişiye ulaşıldı.

Kampanya'nın geldiği son noktada, STÖ'lerden ve yurttaşlardan alınan görüş ve talepler doğrultusunda, yasal mevzuatta Türkiye'nin dört bir yanındaki STÖ'lerin katılımıyla yapılması talep edilen iyileştirme ve değişikliklere dönük bir imza kampanyası başlatılıyor. Kampanya ile kanun koyuculara ve uygulayıcılara çağrıda bulunulacak.

Demokrasinin temel güvencesi örgütlü toplumdur!

İmza Kampanyası için hazırlanan metinde; 1982 Anayasası'nın Türkiye'de katılımcı demokrasinin gelişmesinin önünde bir engel olduğuna vurgu yapılarak Sendikalar Kanunu, Siyasal Partiler Kanunu, Dernekler Kanunu, Vakıflar Kanunu ve ilgili diğer kanunların, örgütlenme özgürlüğünün, yaygın ve etkin kullanımını engelleyici hükümler içerdiğinin altı çiziliyor. İmza metninde şöyle deniyor:

"Sivil ve Demokratik Anayasa tartışmalarının yapıldığı bu dönemde;
* Örgütlenme özgürlüğünün önündeki yasal engellerin kaldırılmasının,
* Yasama ve yerel karar alma süreçlerine sivil toplum örgütleri ve bireysel katılımının; ayrımcı olmayan kriterler ile yasal güvencelere bağlanmasının,
* Kamusal alanın ve hizmetlerin planlanması ve denetiminin sivil toplum örgütlerine açık olmasının,
* İnsan hak ve özgürlüklerine dayalı çoğulcu, katılımcı, diyaloga ve denetime açık demokratik işleyişin hayata geçirilmesinin önemini bir kez daha vurguluyoruz."

Metinde, "Bu koşulların yaratılmasının, Türkiye'de demokratikleşme ve yurttaşların demokrasiyi sahiplenme düzeyini artıracağı" ifade edildikten sonra, dört ana başlıkta talepler sıralanıyor. İmza metnine katılanlar, söz konusu taleplerin hayat bulması için "karar alıcı" konumunda yer alan TBMM'ye, hükümete ve siyasi partilere, taleplerini şu sözlerle duyuruyor:

"Kampanyaya destek veren Türkiye'nin yedi farklı bölgesinden sivil toplum örgütü temsilcileri

* Anayasa, Dernekler Kanunu, Vakıflar Kanunu, Sendikalar Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu ve ilgili diğer kanunlarda örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan maddelerin kaldırılması,
* TBMM İçtüzüğü'nde sivil toplum örgütlerinin yasama sürecine katılımını, ayrımcı olmayan güvencelere bağlayan değişikliklerin yapılması,
* Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliği ve Düzenleyici Etki Analizi Genelgelerinde sivil toplum örgütlerinin katılımını sağlayıcı düzenlemelerin yapılması,
* Belediye Meclisleri ve İl Genel Meclisleri Çalışma Yönetmelikleri'nde sivil toplum örgütlerinin karar alma süreçlerine katılımını sağlayacak düzenlemeler yapılması için;

TBMM'yi, hükümeti ve siyasal partileri göreve davet ediyor!"

Türkiye genelinde çeşitli hak alanlarında faaliyet gösteren 150 sivil toplum örgütünün desteği ile başlatılan imza kampanyası TBMM'nin yeni yasama döneminin açılışına kadar devam edecek. Yeni yasama döneminin açılışı ile yasa değişikliklerine ilişkin öneriler TBMM başkanlığına, Siyasi Parti gruplarına ve hükümete iletilecek. İmza kampanyasına katılmak isteyenler, STGM ve kampanya internet sitesi aracılığıyla imza formuna ulaşabilirler.

www.birliktedegistirelim.org.tr

http://www.yeniadana.net/web/HaberDetay.aspx?id=36336

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.