TechSoupTR
Arama
Birlikte
Destek Noktası
Video Köşesi
Facebook Twitter Linkedin Instagram Youtube

Türkiye Denizler 2017 Raporu

Güncelleme Tarihi 07.03.2018

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından “Türkiye Denizler 2017 Raporu” yayınlandı.

haber fotoğrafıKüresel iklim değişikliğine bağlı olarak çok sayıda Akdeniz kökenli türün Karadeniz’e girdiği belirtilen raporda, “Karadeniz giderek Akdeniz oluyor” denildi.

TÜDAV tarafından hazırlanan raporda, Karadeniz’in dünyanın en büyük oksijensiz su kütlesine sahip olduğu belirtildi.

Karadeniz’in 180-200 metre derinlikten sonra tamamen hidrojen sülfür gazıyla kaplı ve yaşamın çok sınırlı olduğu kaydedilen raporda, “Buna rağmen ülkemiz balıkçılığının yaklaşık yüzde 60’ı bu denizden sağlanır. Karadeniz, denizciler ve balıkçılar için iş ve aş kapısıdır” değerlendirmesine yer verildi.

Karadeniz’in mutlaka koruma kapsamına alınması gerektiği belirtilen raporda şöyle denildi:

“Karadeniz’in kirlenip canlı türlerinin yok olması ekonomimizi ve yakın denizlerin ekolojisini çabucak ve olumsuz etkileyeceğinden korunması gerekir. Öncelikli olarak da kara kökenli kirlenmenin önlenmesi gerekir. Bu denize gemilerden atılan katı atıkların en az yüzde 50’si yabancı gemilerdendir. Başta çöp olmak üzere kara kökenli kirlenme sorunları ile halen tam çözülememiştir ve bir an önce çözülmesi gerekir. Değişik nehirlerin bu denize getirdiği kirleticiler konusunda ayrıntılı çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Değişik yollarla gelmiş olan 94 yabancı tür bu denizimizde bulunmaktadır. Son zamanlarda balıkçılıktaki çöküş acil ve uzun vadeli tedbir almayı gerektirmektedir.”

Türkiye’nin can damarı niteliğindeki Karadeniz’in giderek Akdenizleştiği vurgulanan raporda şu ifadelere yer verildi:

“Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak daha fazla Akdeniz kökenli türün Karadeniz’e girdiği tespit edilmiştir. Halen gözlenmekte olan bu olgu Karadeniz’in Akdenizleşmesi olarak değerlendirilmekte olup bu süreç gelecekte ekosistemi olumsuz etkileyecek bir gelişmedir. Bu denizdeki hidrojen sülfür tabakası göze alındığında kirletilmemesi ve özellikle korunması gerektiği daha iyi anlaşılır.”

Kaynak

Paylaş
Bu web sitesi Avrupa Birliğinin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği'nin sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.