Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

T24 – 25.12.2010

Güncelleme Tarihi 29.05.2012

Sivil Toplumda 2011-2015 Dönemi Projeksiyonları II

11 Aralık günü Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin kuruluşunun 10. Yılında dördüncüsü yapılan  "Sivil Toplum, Gençlik ve Yerel Yönetimler AB Üyeliği Yolunda Sivil Toplumla Diyalog” buluşmasına 350 farklı sivil toplum kuruluşu katıldı. Toplantıda dört çalışma gurubu ile  “AB Fonları ve STK’lar”, “Belediyeler ve Avrupa Birliği,” “Vize: Sivil Toplum Diyaloğu Önünde Engel” ve “Gençlik ve AB Sürecimiz” konularını ele almışlardır. Bu tür atölye çalışmalarında herkesin fikrini ifade ettiği bir yaklaşım ile oluşturulan çalışmalar bir uzlaşıyı ifade etmese bile sivil toplum kuruluşlarının yaklaşımlarını göstermesi açısından önemlidir. 

AB Fonları ve STK’lar 

Çalışmaya katılan sivil toplum kuruluşlarının önemli bir kısmının proje uygulama ve uygulanacak projeler için teknik ve mali kapasitenin artırılmasına yönelik talepleri öne çıktı. Son on yılda proje algısının değişmesi ve sistematik çalışmaya karşı ön yargıların giderilmesi önemli bir gelişmedir. Bu süreçte kapasite oluşturulmasında Sivil Toplum Geliştirme Merkezi-STGM’nin rolü yadsınamaz. Proje geliştirme ve uygulama kapasitesinin oluşması ciddi bir sorunu da gündeme getiriyor. Kıt kaynakların daha rekabetçi bir sivil toplum alanında paylaşılması alternatif kaynakların geliştirilememesi durumunda sürdürülebilirlilikle ilgili sıkıntılar yaratıyor. Başka bir deyiş ile pasta herkese yetmiyor. Bu aşamada taleplerin daha çok kamu kurumlarının bu alanda bağımsız fonlar oluşturması yönünde olduğunu söyleyebiliriz. Artık bir sektör olarak kabul edilen sivil toplum kuruluşları kendilerinden kesilen vergilerin en azından bir kısmının kendilerine geri verilmesini seslendirmeye başladılar. Dernekler Dairesi Başkanlığı bir öz örgütlenme olmadığı için sivil toplum kuruluşlarının kaynak ve teknik destek ile ilgili talepleri dolaylı yollardan gündeme geliyor. Bu alanda çalışma gurubunun öne çıkarttığı öncelikler aşağıdadır 

·STK’lara yönelik bilimsel esaslara dayalı sürdürülebilir sonuçlar doğuracak AB destekli projelerin sayısının arttırılması,  

·STK’ların kamu kuruluşları ve diğer STK’larla ortak etkin ve özgün projeler geliştirme ve bu projeler ile ilgili hibe ve fonları takip etme becerilerinin arttırılması,  STK’ların proje geliştirme ve uygulama süreçlerine daha fazla katılmalarının sağlanması,

· Türkiye’ye açık olan Hibe Programlarının daha fazla STK’nın kullanımına elverişli hale getirilmesi ve maddi kaynakların arttırılması, 

·ABGS’nin, STK’ların mali yardım olanaklarına ulaşabilmesi için yardımcı olma, yönlendirme, proje fikirleri bulma, ABGS bünyesinde STK’lar tarafından başvurulmak üzere proje fikri havuzu oluşturma ve somut projeler geliştirme konularında STK’lara daha fazla destek sağlaması; 

·Türkiye’deki STK’ların Avrupa’daki STK’larla işbirliği sağlamasına yönelik adımların atılması;  Belediyeler ve Avrupa Birliği 

Türkiye’nin demokratikleşmesindeki önemli aşamalardan biri de yerel yönetim reformunun hayata geçirilmesidir. Yerel yönetimler ile ilgili yaklaşımın yerinden yönetim, farklılıkların tam katılımı ve temsili, bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi gibi önemli alanları içerecek bir şekilde ele alınması ile demokratik bir yapılanma söz konusu olabilir. Kırmız çizgilerden biri olarak “devletin” bürokrasi aracılığı ile katılımı ve yerinden yönetimi engellediği ve kontrol altına aldığı yerel yönetimler demokratik yaşamın temel yapıtaşlarının oluşturulacağı yerler olarak önemini koruyorlar. 

Atölye çalışması yerel yönetimlerin müktesebat ile ilgili yapısal sorunları olduğu ve teknik yapılanmanın yetersiz olduğunu öne çıkarttı. Bu çerçevede yerel yönetimlerin teknik altyapılarının iyileştirilmesi ve uygun insan kaynaklarının sağlanması öncelikli alanlar olarak öne çıktı. 

·Belediyelere düşen görev ve sorumlulukların tanımlanması konusunda bir çalışma yapılmasının teşvik edilmesi, 

·AB müktesebatının her bir fasıl başlığının “belediyeleri ilgilendiren bölümlerinin” belirlenip, belediyelere anlatılması; bu sayede müktesebatın yerel yönetimlerce uygulanmasındaki aksaklıkların en aza indirilmesi, 

·AB mali yardımları konusunda belediyelerin doğru bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi için Türkiye Belediyeler Birliği ve ABGS’nin işbirliğinde ortak bir çalışma yapılması, 

·Bu kapsamda geliştirilen “Belediyeler AB’ye Hazırlanıyor Projesi” ile belediyelerimizin AB ile ilgili konularda idari kapasitelerinin arttırılması, hizmet sunmada daha yüksek standartlara ulaşmalarına destek olunması, projenin kapsamındaki pilot uygulamanın zamanla daha küçük belediyelere ve zamanla nüfusu 50,000 altında ilçe ve belde belediyelerinin AB sürecine dahil edilebilmesi amacıyla kapasitelerinin genişletilmesi gerektiği, 

·Belediyelerimiz bünyesinde oluşturulan “AB Birimlerinin”, belirli bir standart çerçevesinde yeniden yapılandırılması ve “AB birimlerinin” diğer belediyelerce de oluşturulmasının desteklenmesi, 

·Belediyelerimiz ile AB üyesi ülkelerdeki belediyeler arasında diyalogun artırılmasına yönelik çalışmaların desteklenmesi ve kardeş şehir işbirliklerinin üyelik sürecini olumlu etkileyeceğini, Türkiye Belediyeler Birliği ve ABGS’nin de bu konudaki çalışmalarını genişleterek devam ettirmesi, 

·AB sürecinde Kent Konseylerine ilişkin mevzuatın detaylandırılarak etkin hale getirilmesi ve Kent Konseyleri içerisinde AB çalışma grupları oluşturularak Avrupalı muhatapları ile işbirliklerinin geliştirilmesi gerektiği 

·Belediye meclis üyelerinin de bilgilendirilerek/ eğitilerek sürece dahil edilmesi gerektiği 

·Sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ile belediyeler arasında AB projeleri konusunda işbirliğinin geliştirilmesi, 

Vize: Sivil Toplum Diyaloğu Önündeki Engel 

11 Eylül sonrası vize uluslararası alanda ayrımcılığın aracı olarak kullanılmaya başladı. Bunda değişen güvenlik algısının rolü önemli olmakla birlikte çoğu zaman keyfi bir uygulamayı da içeriyor. AB davetlisi olarak Bürüksel’e gittiğimde gümrük görevlilerinin hor gören tavırları karşında hoşnutsuzluğumu dile getirmiştim. Benzeri davetleri vize sıkıntısı nedeni ile geri çevirmeyi tercih ediyorum. 

Onurlu dış politika eşit ilişki kurmayı gündeme getirir. Avrupa Birliği Üyesi ülkelerinin vatandaşları Türkiye’ye her koşulda 50-60 Euro karşılığında rahatlıkla girebiliyorlar. Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları aynı miktarlara ek olarak günlerce elçilik ve konsolosluklarda sürünebiliyorlar. Özel bilgileri tüm detaylarına kadar didik didik edilebiliyor. Bu durumda Büyük Türkiye, Dünya devi ülke söyleminin esamisi okunmadığını söyleyebiliriz. Dış politikada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının onurlu seyahat hakkını savunamıyor. 

Çalışma gurubu vize koşullarının, Türk vatandaşlarının ayrımcı muameleye maruz kaldığına dair bir algılamayı pekiştirdiğini, vatandaşları psikolojik olarak AB’den uzaklaştırdığını, Mevcut vize uygulamasının katılım sürecinin olmazsa olmazını oluşturan toplumlar arası kaynaşmanın önünde önemli bir engel olduğu, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin ve gençlerin AB projelerinden yararlanmasını engellediğini iş alanında haksız rekabeti doğurduğunu genel hakları ile ortaya koyuyor. 

AB ile ilişkisi 1963 Ankara Anlaşması’na dayanan, 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol çerçevesinde hizmetlerin serbest dolaşımı ve iş kurma serbestîsi bakımından, üyelik müzakerelerine başlamış aday ülke sıfatıyla vizesiz seyahati hak ettiği bilinciyle aşağıdaki öneriler gündeme getirilmiştir ; 

·Vize konusundaki muafiyet talebinin AB içerisinden desteklenmesi amacıyla, Türk STK’larının AB’deki muadillerine ulaşılarak bu STK’ların çeşitli çalışmalar yapılmak suretiyle desteğinin alınması;  

·Avrupa Birliği’nin ve AB üyesi ülkelerin hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, ilk aşamada Avrupa Birliği Adalet Divanı tarafından 2000 yılından bu yana oluşturulan içtihadın ve son olarak da 2009 yılında verilen Soysal kararının gereklerini yerine getirmeleri, 

·AB’nin Rusya, Ukrayna, Moldova gibi ülkelere sunduğu vizesiz seyahate yönelik diyalog ve yol haritası uygulamasının Türkiye’ye de genişletilmesi, 

·Bir sonraki adım olarak da AB’nin Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Karadağ ve Sırbistan gibi Batı Balkan ülkelerine sunduğu vizesiz seyahat yol haritalarının uygulanması sonucu ulaşılan vize muafiyetinin Türk vatandaşlarına da teşmil edilerek, haksız ve ayrımcı vize uygulamasının kaldırılması; 

Gençlik ve AB Süreci 

Bir kırmızıçizgi de gençlik alanı olarak karşımızda duruyor. Toplumun en geniş kesimini oluşturmasına rağmen birçok alanda potansiyelini kullanacağı imkânlardan yoksun olan kesim. Sivil toplum yapılanması içerisinde sektörel olarak bakıldığında bir hareketlenmenin olduğu,  ancak yine de en zayıf sivil toplum sektörünün olduğu alan gençlik alanı. Çalışma gurubunun önerileri bu alandaki ihtiyaçlar bakımından oldukça önemli:  

1.  Türk gençliği ile AB gençliğinin daha fazla ortak çalışmalarda yer almaları için etkin yöntemler üzerinde çalışılması ve bu çalışmaların ortaya çıkaracağı “en iyi örneklerin” özellikle basın yoluyla kamuoyuna duyurulması ve geniş kitlelerle paylaşılması, 

2. AB üyeliği sürecinde, aday ülke gençlerinin üye ülke gençlerinin yararlandığı AB programlarından ve etkinliklerinden eşit şartlarda yararlanmasının sağlanması, 

3. Cinsiyet eşitsizliği ve çeşitli fırsat eşitsizliklerinin giderilmesi adına özellikle öğrenim dışı kalmış gençlere fırsat sunan programlara söz konusu gençlerin katılımının artırılması için tedbir alınması, 

4. Hareketliliğin artırılması ve gençlerin kaynaşması adına üye ülkelerden aday ülkelere hareketliliğin teşvik edilmesi, 

5. Gençlerin AB sürecinde daha aktif rol alabilmeleri için STK’ların etkin ve yönlendirici rolünün desteklenmesi ve gençlerin STK’lara aktif katılımının sağlanması, 

6. Gençlerin hareketliliğinin önündeki en önemli engellerden biri olan vize ve oturma izni için, Avrupa Komisyonu’nun üye ülkeler nezdinde gerekli girişimlerde bulunması, 

7. Eurostat ve Eurobarometer’in üye ülkelerin olduğu kadar, aday ülkelerin gençliğinin eğilimlerini de araştırmalarına sürekli olarak dahil etmesinin teşvik edilmesi, 

8. AB’nin, Türk gençlerinin AB organlarında staj imkânının arttırılması, Avrupa ve Türk özel sektörünün, Avrupalı gençlerin Türk iş çevrelerinde ve Türk gençlerinin de Avrupa’da staj yapmalarını desteklemesi, 

9. Üniversite gençliğinin karar alma süreçlerinde daha etkin rol almasının ve gençliğin sorunlarının karşılıklı anlayış ve diyalog yoluyla çözümünün teşvik edilmesi...

http://t24.com.tr/yazi/sivil-toplumda-2011-2015-donemi-projeksiyonlari-ii/3010

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.