Birlikte
Destek Noktası
Video Köşesi
Facebook Twitter Linkedin Instagram Youtube

Sağlık Sitemiz – 26.02.2011

Güncelleme Tarihi 23.05.2012

HIV pozitiflerin yaşadığı hak ihlalleri

Türkiye’de HIV ile yaşayanların en fazla ihlâle uğradıkları alan sağlık kuruluşları. İş yerlerinde ise ayrımcılık giderek artıyor.

İSTANBUL – Avrupa Birliği Komisyonu – Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı Türkiye Programı (DİHAA) ve Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) tarafından desteklenen proje, Yasama Derneği (YASADER), Sivil Toplumu Güçlendirme Merkezi (STGM) ve Uluslararası Af Örgütü ile ortaklaşa yürütülüyor. 
Projenin amacı; HIV”le yaşayan kişilerin karşılaştığı ayrımcılık, damgalanma ve dışlanmaları azaltma konusunda sivil toplum kuruluşlarının, kamu kuruluşlarının ve parlamento üyelerinin farkındalığını arttırmak, bu konuda toplumsal sorumluluk geliştirmek ve HIV/AIDS”le ilgili bir yasa tasarısı oluşturmak. 

TÜRKİYE İÇİN “HIV/AIDS YASASI” GEREKLİ
Çeşitli ülkelerin HIV/AIDS Yasaları ile ilgili sunumu yapan Pozitif Yaşam Derneği proje koordinatörü Murat Köylü; “HIV ile yaşayanların hakları bazı ülkelerde doğrudan yasalar ile korunurken kimi ülkelerde mevcut diğer yasalar çerçevesinde değerlendirilmekte ve korunmaktadır. Gelişmiş ülkelerden biri olan Fransa’dan Pakistan’a kadar daha dezavantajlı pek çok ülkede HIV/AIDS ile ilgili tüm konulara değinen, oldukça kapsamlı yasalar mevcuttur. Bu yasaların ortak amacı; HIV‘in yayılımını engelleyici politikalar ve HIV/AIDS ile yaşayan kişileri ayrımcılıktan korumak, haklarını kullanılabilir hale getirmektir” dedi 
Türkiye”de HIV ve AIDS”le ilgili yasal düzenlemelerin olmadığına işaret eden Köylü, “HIV ile yaşayanların sahip oldukları haklarını koruyan bir yasa olmadığı için her türden ayrımcılığa maruz kalabiliyorlar. Pek çok uluslararası ve ulusal yasa açısından açık suç teşkil etmesine rağmen HIV ile yaşayanların statüleri kendi rızaları ve bilgileri olmadan 3. kişiler ile paylaşılıyor. Hiçbir gereği ve dayanağı olmadığı halde okuldan uzaklaştırılıyor, işten çıkartılıyor, evlendirilmiyor, sosyal çevrelerinden dışlanıyorlar” dedi. 

DEMOKRATİK BİR EŞGÜDÜM VE İŞ BİRLİĞİ YARATMAK
Etkileşimli bir düşünce alışverişinde bulunmak amacıyla düzenlenen toplantıda Proje Direktörü Serhan Karataş ise “Sivil toplum kuruluşlarının, hükümet kuruluşlarının ve parlamento üyelerinin HIV ile yaşayanların insan hakları konusundaki farkındalıklarını zenginleştirmek ve HIV/AIDS`e yönelik toplumsal sahiplenmeyi arttırmak” adlı, çok bileşenli ve geniş kapsamlı bir proje yürütmekteyiz. Toplumun tüm kesimlerini doğrudan ve eşit olarak ilgilendiren HIV/AIDS konusunda ayrıntılı ve kapsamlı bir yasa taslağı oluşturmak, projenin hedeflerindendir. Bu taslağı, çeşitli toplantılar ve demokratik katılımcı bir süreç sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi”ne sunmayı diliyoruz” dedi. 

TIBBİ BOYUT, SAĞLIK MEVZUATI VE HIV/AIDS
HIV/AIDS’in tarihi ve Türkiye’de HIV/AIDS, Tıbbi boyut ve sağlık mevzuatını aktaran Ege Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ABD öğretim görevlisi Prof. Dr. Deniz Gökengin tanı ve testler, sosyal güvence ve tedaviler ile ilgili bilgi verdi, yaşanan sorunlara dikkat çekti. Prof. Gökengin şunları söyledi: 
“Türkiye’de güncel tanı yöntemleri kullanımda 2007 yılında 4 ilde 11 Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM) kuruldu. Ancak; halen eski kuşak testleri kullanan hastaneler var ve GDTM’nin hiçbiri çalışmıyor. Buralarda kişisel bilgiler sorgulanıyor, mahremiyet gözetilmiyor. Bunlarda kişilerin geç HIV tanısı almasına ve kimi zaman da ölümlerine neden olabiliyor. Tanı ve tedavi 1996’dan bu yana sosyal güvence kapsamında. SGK uygulamalarında katkı payı alınmıyor. Buradaki en önemli sorunlar ise: HIV’i baskılayan (ARV) tedaviler her eczanede satılmıyor. Dirençli hastalar için yurt dışından ilaç lisans başvurusunun işlemi çok zahmetli ve uzun sürüyor. Son ilaç seçeneği olan HIV pozitif kişinin tedavisi kesintiye uğrayabiliyor. Direnç gelişen hastalarda hayati önem taşıyan ilaçlar için başka seçenek yok.” 

HIV/AIDS BİR İNSAN HAKLARI MESELESİDİR
Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Danışmanı Av. Habibe Yılmaz Kayar da “HIV/AIDS, sadece tıbbi ve toplumsal bir sorun olmayıp, üzerinde önemle durulması gereken bir insan hakları meselesidir. HIV’le ilgili olarak tıbbi ve toplumsal düzeyde edinilen yanlış bilgiler HIV ile yaşayan insanlar/kurumlar için çözülmesi gereken en büyük sorunlardan birini oluşturmaktadır. İnsan haklarına saygılı, insani yaklaşım HIV/AIDS ile mücadelede tek etkili yöntemdir” diye konuştu. 

SAĞLIKÇI HASTA YARARINA ÖNCELİK VERMEK ZORUNDA
İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevki Sözen HIV/AIDS temelinde hasta hakları, hekim sorumluluğu ve adli tıp sunumunda HIV ile yaşayanların sağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yararlanma, diğer hastalardan ayrım yapılmaksızın, uygun sağlık bakımı alma ve bu tedaviye devam edebilmelerinin önemini vurguladı. 
Sözen; “Her türlü tıbbi uygulamada ve her tür koşulda sağlık çalışanları hasta yararına öncelik vermek zorundadır” diyerek sağlıkta yararlılık ilkesinin altını çizdi. 

HIV VE AIDS BİRBİRİNDEN FARKLIDIR
HIV ve AIDS’in birbirinden çok farklı iki kavram olduğuna değinen Pozitif Yaşam Derneği İletişim Sorumlusu Çiğdem Şimşek, HIV’in tıbbi boyutunu özetle şu sözlerle anlattı: 
“HIV; tedavi edilmediği takdirde AIDS’e neden olan virüstür. Sadece 3 temel yol ile bulaşabilmektedir. Dış ortamda hava ve güneş ile temas ettiğinde çok kısa sürede bulaştırıcılığını yitiren HIV; sosyal ilişkilerle, öpüşmekle, sarılmakla, kondom ile cinsel ilişkiye girmekle, aynı ortamda bulunmakla, aynı çatal – kaşığı, aynı havuzu, aynı tuvaleti kullanmakla, sivrisinek ısırmasıyla, tükürük ve ter ile bulaşmaz. 
Dünya Sağlık Örgütü’nün kronik hastalıklar listesinde olan HIV, 1996’dan bu yana mevcut gelişmiş ilaç seçenekleriyle kontrol altında tutulabilmektedir. Doğru zamanda ilaç tedavisine başlayan HIV pozitifler kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler. HIV pozitif olmak eğitim görmeye, çalışmaya, evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya engel değildir. HIV ile yaşayan kişilerin hayatını yanlış bilinenler ve önyargılar zorlaştırmaktadır. HIV/AIDS ahlaki değil tıbbi bir durumdur” dedi.
WASHINGTON – ABD”nin California Üniversitesi”nden Bruce Ovbiagele ve ekibinin yaptığı araştırmada, HIV pozitiflerde beyin damarları rahatsızlıklarının artmasının, virüse karşı kullanılan ilaçların yan etkisine bağlı olabileceği belirtildi. 
Ovbiagele, ABD genelinde son yıllarda beyin kanaması nedeniyle hastaneye kaldırılanların sayısı azalırken, bu oranın HIV pozitiflerde arttığına dikkati çekti. 
Neurology dergisinde yayımlanan araştırmada, ülkede 1997-2006 yılları arasında beyin damarları rahatsızlıkları nedeniyle hastaneye kaldırılan tüm hastaların verileri incelendi. Bilim adamları, bu dönemde toplumun genelinde beyin damarları hastalıklarına yakalananların sayısının yüzde 7 azaldığını, HIV taşıyıcılarında ise yüzde 67 arttığını gördü. 
HIV taşıyıcılarının çoğunda beyne giden kan akımında azalmanın meydana geldiğini belirten Ovbiagele, araştırmanın virüse karşı kullanılan ilaçların piyasaya sürüldüğü ve yaygın olarak kullanıldığı döneme rastladığını, bu istatistiklerin ilaçların beyin rahatsızlıkları riskini artırabilen metabolik komplikasyonlara bağlı olabileceğini düşündürdüğünü vurguladı. 
İSTANBUL – Pozitif Yaşam Derneği tarafından 2008–Aralık 2009 tarihleri arasında sağlanan 120 hukuki danışmanlık hizmetinden yararlanarak hazırlanan raporda ilginç sonuçlar ortaya çıktı.
Global Dialogue ve Açık Toplum Vakfı tarafından desteklenen raporda HIV ile yaşayan kişilerin yaşadığı toplamda 162 insan hakkı ihlali kaydı yapıldı. İhlaller ile ilgili yapılan incelemelerde bazı vakaların birden fazla hak ihlalini içerdiği gözlemlendi. Bu sebepten toplam ihlal sayısı vaka sayısını aştı. 
Bireysel ve toplumsal önyargıların devam ettiğini, HIV ile yaşayan kişilerin kötü muameleye maruz kaldığını, anayasal ve yasal birçok haklarının ihlal edildiği vurgulayan Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Danışmanı Avukat Habibe Yılmaz Kayar, raporu şu cümlelerle değerlendirdi: 

SAĞLIK KURUMLARINDAKİ HAK İHLALLERİ DEVAM EDİYOR
“PYD tarafından yayınlanan ilk iki hak ihlalleri raporunda olduğu gibi 2009 dönem raporunda yine birinci sırayı sağlık kuruluşlarında yapılan ihlallerin teşkil ettiğini görmekteyiz. Sağlık kuruluşlarında ve sağlık çalışanları tarafından HIV ile yaşayan kişilerin maruz kaldıkları ihlaller, ayrımcılığa maruz kalma, kişinin rızası olmadığı sürece gizli kalması gereken özel hayat bilgileri ve tıbbi verilerin üçüncü kişiler veya kurumlar ile paylaşılmasından anayasal bir hak olan sağlık ve tedavi hakkının engellenmesi farklı biçimlerde tezahür etmektedir.” 
Sağlık kurumunda ve sağlık çalışanları tarafından hak ihlalinin yapılmaması gerektiğini kaydeden Kayar, “Bir kişinin, sırf HIV statüsü sebebiyle, ayrımcılığa maruz bırakılarak, ameliyat edilmesinin reddedilmesi, bireyin en temel anayasal haklarından birinden mahrum bırakılması anlamına gelir. Her sağlık kurumu, çalışan ve doktorlar, her hastayı tanısı ne olursa olsun, HIV tanısı mevcutmuş gibi, gerekli önlem ve teşekkülleri sağlayarak tedavi ve ameliyat etmelidir ve bunun önünde makul gösterilebilecek hiçbir engel bulunmamaktadır” dedi.

TEDAVİ VE ÇALIŞMA HAKKI, ANAYASAL HAKTIR
Çalışma hayatında yaşanan ihlallerin sayısının arttığına dikkat çeken Kayar, HIV ile yaşayan kişiler HIV tanıları sebebiyle işlerinden çıkarılmakta, ayrımcılığa uğramakta, çalışma hakkından ve sosyal güvenceden mahrum bırakılmaktadır” diye konuştu. Bu ihlallerin tedaviye erişimi engellediğini kaydeden Kayar şöyle devam etti: 
“HIV pozitif bireylerin tedaviye ulaşım hakları ellerinden alınmaktadır. Aynı zamanda bu duruma maruz kalan HIV pozitif bireyler iş çevrelerinde deşifre olmakta ve sosyal ve iş çevrelerinden izole edilmektedir. Bu süreç, zincirleme bir biçimde gelişmekte ve HIV ile yaşayan kişileri çok farklı biçimlerde ihlallere maruz bırakmaktadır.” 

HIV İLE YAŞAYANLAR AHİM’DE
2009 Hak İhlalleri Raporu’nun hazırlanmasının en önemli ayaklarından birini oluşturan Pozitif Yaşam Derneği tarafından, Türkiye genelinde HIV popülâsyonunun en yüksek olduğu 6 ilde “HIV ile Yaşayan Kişilerin Hukuki Sistemi Kullanımlarının Güçlendirilmesi-Hukuk Poliklinikleri Projesi” yürütülüyor.

AYRIMCILIK ARTIYORProjenin Koordinatörü Cenk Soyer, proje kapsamında HIV ile yaşayan kişilere hukuki danışmanlık sağlandığını söyledi ve “Verilen hukuki danışmanlıklardan 14 tanesi için danışanların isteği ve onayı doğrultusunda idari veya adli başvuru yapıldı. 14 vakanın 4’ü için iç hukuk yolları tüketilmiş olduğu için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi”ne (AİHM) başvuruda bulunuldu” dedi. 

Kararların emsal teşkil edeceğine vurgu yapan Soyer; “Bu rapor döneminde HIV pozitif kişilerin yaşadıkları ihlâllerde hukuksal mücadele yoluna gitmelerinde artış gözleniyor. Yargı sürecine götürülen hak ihlalleri vakaları devam ediyor. Özellikle AİHM’ne götürülen vakaların neticelenmesi sonucu verilecek kararlar, ileriki süreçte HIV ile yaşayan kişilerin maruz kalabilecekleri ihlallere emsal teşkil edecek kararlar olacaktır” şeklinde konuştu.

2007 ve 2008 verilerini içeren hak ihlalleri raporlarında çalışma alanı ve işyerlerinde yaşanan ihlaller daha geri sıralarda yer alırken, 2009 dönem raporunun verilerinde işyerinde yaşanan ihlaller ve ayrımcılık vakalarında ciddi artış olduğu ve bu vakaların, hak ihlallerinde ikinci sıraya yerleştiği görülüyor.

 

http://www.sagliksitemiz.com/hiv-pozitiflerin-yasadigi-hak-ihlalleri.html

Paylaş
Bu web sitesi Avrupa Birliğinin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği'nin sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.