STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Mor Çatı 2017 Yılı 6 Aylık Faaliyet Raporu Yayınlandı

Güncelleme Tarihi 08.08.2017

Faaliyet raporu, 2017 yılının ilk 6 ayında Mor Çatı Dayanışma Merkezi’ne başvuran 609 kadın ve çocukla yapılan 1277 görüşme sonucu oluşturuldu.

Raporun içeriği şöyle:

DAYANIŞMA MERKEZİ ÇALIŞMALARI 

2017 yılının ilk 6 ayında Mor Çatı Dayanışma Merkezi’ne başvuran 609 kadın ve çocukla, 1277 görüşme yapıldı. Görüşmelerin %87,4’ü telefonla yapılırken bir bölümü de e-posta üzerinden gerçekleşti. Gerekli durumlarda ise yüz yüze görüşme yapıldı. Türkiye’nin birçok ilinden ve yurtdışından kadınlar destek almak için başvurdu; Mor Çatı Dayanışma Merkezi’nin İstanbul’da olması nedeniyle en fazla başvuru İstanbul’dan geldi.

 

Dayanışma Merkezi’nde yapılan görüşmelerin %86’sı kadınların kendisiyle gerçekleşti. Bazı durumlarda da, kadının yerine akrabası, tanıdığı/arkadaşı, avukatı ya da başvurduğu bir kurum Mor Çatı’yı aradı. Kadınların ihtiyaçlarını daha doğru anlamak ve karşılıklı güçlenmeyi sağlamak için, öncelikle doğrudan kadınla görüşülmeye çalışıldı.

 

Şiddete maruz kaldığı için Mor Çatı’dan destek alan kişiler 0-77 yaş aralığındaydı. Destek verilenlerden %2,5’i 15 yaşından küçük çocuklardı. Şiddetten uzaklaşmak için en fazla (%23,6) 25-34 yaş aralığındaki kadınlar, başvurdu.

Şiddet Uygulayanlar

Mor Çatı’ya başvuran ve medeni durumunu paylaşan kadınların %43,8’i resmi nikâhlı evliydi. Şiddet uygulayanların çoğu (%91) kadınların en yakınındaki, tanıdığı ve güvendiği erkeklerdi. Başvuran kadınların %57’si eşleri ya da eski eşlerinin şiddetine maruz kaldıklarını paylaştılar.

 

Eşi, eski eşi, partneri veya eski partneri tarafından şiddete maruz kaldığı için başvuran kadınlardan %37’si 5 yıl ve daha az süredir evlilik/beraberlik içerisinde olduğunu belirtti. Kadınların %23’ünün evlilik/beraberlik süresi ise 6 ila 10 yıl arasında idi.

Maruz Kalınan Şiddet Biçimleri

Bu yılın ilk 6 ayında da kadın ve çocukların maruz kaldıkları şiddet biçimleri içinde en yaygın olanın (%46) psikolojik şiddet olduğu görüldü. En sık olarak paylaşılan psikolojik şiddet biçimleri: hakaret etme, tehdit etme, küfür etme, çocuklarla tehdit etme, aşağılama oldu.

Psikolojik şiddetten sonra kadınların en fazla maruz kaldıklarını dile getirdikleri şiddet biçimi ise fiziksel şiddetti. Tokat atma, boğma, saçını çekme, itekleme, eşya fırlatma, cisim kullanarak vurma paylaşılan fiziksel şiddet biçimlerindendi. Kadınların bazıları fiziksel şiddet nedeniyle geçici olarak yaralanmış, bazıları ise kalıcı olarak sakatlanmış ya da yaşanan fiziksel travmalara bağlı olarak çeşitli hastalıklara yakalanmıştı.

Yaygın olarak görülen bir diğer şiddet biçiminin ise ekonomik şiddet olduğu görüldü. Kadınların maaşına el koyma, çalışmalarına izin vermeme, kadının adına kredi çekip borçlandırdıktan sonra bunu bir tehdit aracı olarak kullanma, evin ve çocukların geçimi konusunda kadını yalnız bırakma en yaygın görülen ekonomik şiddet biçimleri oldu. Cinsel şiddete maruz kaldığını paylaşan kadınlar, evlilik içinde ve dışında tecavüz, taciz, cinsel olarak aşağılanma gibi cinsel şiddet biçimlerine maruz kalmaları nedeniyle destek aldılar. 

 

Yukarıda paylaşılan verilerden kadınların tek bir şiddet biçimine ya da tarif edilen şiddet davranışlarından yalnızca birine maruz kaldıkları anlaşılmamalıdır. Çünkü Mor Çatı’ya başvuran kadın ve çocukların en az % 36,3’ü farklı şiddet biçimlerine bir arada maruz kaldığını paylaştı. Bu veri başvuran kadınların Mor Çatı’ya aktarmak istedikleriyle sınırlı olduğundan, bu oranın daha fazla olduğu ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin, başvuran kadınların deneyimlerinde fiziksel şiddetin çoğunlukla diğer şiddet biçimleriyle bir arada uygulandığı, farklı şiddet türlerinin iç içe geçerek birbirini beslediği görüldü. Öncelikle kadınların hayatını kontrol etmek, kısıtlamak, çalışmasını engellemek, ailesi, arkadaşları ve sosyal çevresi ile görüşmesine mani olmak gibi kadını yalnızlaştırmayı, kaynaklarından mahrum bırakmayı hedefleyen psikolojik şiddetin ekonomik şiddet ile iç içe geçtiği ve fiziksel şiddeti de beraberinde getirdiği gözlendi. Çalışma hayatından mahrum bırakmak, eve veya çocukların bakımına destek olmamak, kadının ihtiyaçlarını karşılamamak, kadını borçlandırmak, ya da çalışmaya zorlamak, maaşına el koymak veya harcamalarını denetlemek gibi ekonomik şiddet davranışlarının sonuç alması için şiddet uygulayanın psikolojik şiddet biçimlerine de başvurduğu kadınlar tarafından sıkça dile getirildi.

Bu deneyimler göstermektedir ki kadının sindirilmesi, bastırılması, tehdit edilmesi, hem sosyal hem de ekonomik desteklerden mahrum bırakılması, fiziksel şiddetle karşılaşma ihtimalini artırmaktadır. Kadınlar şiddete maruz kaldıklarında, tanıdık/akraba desteği alamıyorlarsa ve yeni bir hayat kuracak maddi imkâna sahip değillerse çoğunlukla bu ilişkiye katlanmak zorunda olduklarını düşünmektedir. Dolayısıyla fiziksel şiddet gören pek çok kadının aslında ekonomik ve psikolojik şiddet de gördüğü gözlenmektedir. Çünkü fiziksel şiddet ilişkide bir anda başlamayabilir. Bu süreç bazen hızlı bazen yavaş olabilir; öncelikle kadının güçsüzleştirilmesi ve çeşitli manipülasyon ve suiistimal yöntemleriyle sosyal ve ekonomik anlamda bağımlı hale getirilmesi sonucunda kendini göstermektedir. Şiddet, ilişkinin başından itibaren bazen fark ettirmeden, daha ‘kabul edilebilir gerekçelerle’ ilişkiye dahil olmaktadır. Dışarıya yansıdığı zaman aniden ortaya çıkmış izlenimi veren erkek şiddeti, toplumsal, kültürel yargıların ve sosyo-ekonomik koşulların da etkisiyle ‘katlanılabilir’ bulunduğu ölçüde şiddet ilişki içinde birikmekte, dolayısıyla şiddet ilişkinin içine kök salarak, devamlılık göstermektedir.1

Israrlı Takip Nedir?

Şiddet türleri arasında bulunan ancak hakkında çok az şey bilinen ve tanımlaması güç olan ısrarlı takip (stalking), aslında yaygın bir şekilde görülen ve diğer şiddet türleriyle bağlantılı olan bir şiddet türüdür. Kadınlar hukuki tedbir kararları çıkartma, boşanma, partnerinden ayrılma, bulunduğu yerden uzaklaşma gibi yöntemlerle, bu şiddetten kurtulmak için mücadele vermektedir.  Avrupa Birliği’ne üye devletlerin birçoğunda ısrarlı takip suç olarak tanımlanmıştır. Israrlı takibin cezası Almanya’da azami 10 yıl, İngiltere’de 5 yıl, Avusturya’da 1 yıl olarak düzenlenmiştir.2 Ülkelerde, bu suça dair istatistikler tutulmakta, raporlar yayınlanmakta ve yasalar düzenlenmektedir. Örneğin, Amerika’da bulunan The National Center For Victims Of Crime (Suç Mağdurları için Ulusal Merkez) web sitesinde yayınlanan ısrarlı takip ile ilgili istatistiklere göre, Amerika’da 2011 yılında 7.5 milyon kişi ısrarlı takibe maruz kalmıştır. Bu suça maruz kalmış kadınların %61’i ve erkeklerin %44’ü halihazırda devam eden ilişkilerindeki kişiler ya da eski eş/partner tarafından takip edilmiştir.3 Merkezin tahmini verilerine göre kadınların ve erkeklerin %6’sı hayatları boyunca en az bir kez ısrarlı takibe maruz kalmaktadır. 

Israrlı takibe maruz kalan kadınlar, çoğunlukla dijital şiddete de maruz kalıyorlar. Takipçi erkekler, sürekli telefonla aramak, sürekli mesaj ya da e-posta göndererek rahatsızlık vermek, sosyal medya hesaplarını denetlemek, kadın adına sosyal medya hesapları açmak, özel bilgilerini ifşa etmek, kadının arkadaşlarına, patronuna, ailesine mesaj ya da e-posta göndermek gibi ısrarlı takip yöntemlerini kullanıyorlar. Bu süreçler kadınların aile ve arkadaşlık ilişkilerini bozuyor, çalışma hayatlarını sekteye uğratıyor, kısacası kadınları şiddet içinde yaşamaya mahkûm ediyor.

Türkiye’de 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun içerisinde ısrarlı takip kavram olarak geçmekte, yönetmelikte ise şu şekilde tanımlanmaktadır: “Tek taraflı ısrarlı takip: Aralarında aile bağı veya ilişki bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, şiddet uygulayanın, şiddet mağduruna yönelik olarak, güvenliğinden endişe edecek şekilde fiziki veya psikolojik açıdan korku ve çaresizlik duygularına sebep olacak biçimde, içeriği ne olursa olsun fiili, sözlü, yazılı olarak ya da her türlü iletişim aracını kullanarak ve baskı altında tutacak her türlü tutum ve davranış.” Ancak ısrarlı takip 6284 sayılı Kanun’da kavram olarak geçse de Türk Ceza Kanunu’nda tanımlı bir suç olmadığı için ayrı bir yargılama biçimi de bulunmamaktadır. 

Mor Çatı’ya başvuran kadınların çoğu aynı zamanda ısrarlı takip mağdurlarıdır. Fakat bu suç, kadınlar tarafından çoğunlukla ısrarlı takip olarak değil sürekli rahatsızlık verilmesi, tacizde bulunulması, 6284 kapsamında alınan tedbirlerin ihlal edilmesi, tehditte bulunulması olarak tanımlanıyor. Faili caydıracak cezaların verilmemesi, ısrarlı takibe maruz kalanların etkili olarak korunduğu yasal düzenlemelerin olmaması ya da ısrarlı takibin Ceza Kanunu’nda, İstanbul Sözleşmesi’nde tanımlandığı gibi ayrı bir suç olarak tanımlanmaması sebebiyle, ısrarlı takip engellenemiyor. Hâlihazırda verilen tedbir kararları da ısrarlı takibin önüne geçemiyor. Israrlı takibi işaret eden olaylar yasa yapıcıları ve uygulayıcıları tarafından başlı başına ayrı bir suç olarak ele alınmalıdır. Zira ısrarlı takip suçu, bir kez yapılıp biten değil bir sürece yayılarak devam eden eylemler zinciridir.4

Mor Çatı’da 2014 yılından beri ısrarlı takip, kadınların maruz kaldığı şiddet türleri arasında sayılıp buna ilişkin rakamlar çıkarılmaktadır. Buna göre 2014 yılından 2017’nin ilk 6 ayına kadar 56 kadın ısrarlı takibe maruz kaldığı görülmüştür.5 Israrlı takip yaşayan kadınlar, bu şiddet türünün ısrarlı takip olduğunu bilmeden “rahatsız edilmek”, “taciz edilmek”, “musallat olmak” olarak tanımlamaktadır. Israrlı takibin faili ise çoğunlukla “takıntılı/saplantılı” birisi gibi değerlendirilmektedir. Başvuran kadınlar, bu kişilerle geçmişte tanıştıkları, ilişki yaşayıp ayrıldıkları ve/veya kısa süreli iletişimleri olduğunu belirtmektedirler. Ayrılmalarına, ilişkiyi kesmelerine ve “hayır” demelerine rağmen bu kişilerden “kurtulamadıklarını” anlatan kadınlar, takipçinin zorlayıcı ve değişken yöntemlerine karşı kendi yaşam rutinlerinden feragat ettikleri stratejiler geliştirmek zorunda kalmaktadır. Örneğin, telefonla taciz ediyorsa, kadın bu telefonu engelliyor ancak bir süre sonra kişi farklı telefonlardan rahatsız etmeyi sürdürebiliyor. Değişik ve sahte sosyal medya hesapları açarak rahatsız edebiliyor, bu hesaplar kapatıldığında fail yenilerini açabiliyor. Bu durumda kadın kendi hesap ve telefonlarını değiştirmek zorunda kalabiliyor ama arkadaşların, yakınların gözlenmesi ve takip edilmesi yoluyla fail kadına tekrar ulaşabiliyor ve şiddet döngüsü yeniden başlıyor.

Yukarıda anlatılana benzer şekilde ısrarlı takibe maruz kalan kadınlar pek çok durumda dijital şiddet biçimlerine de maruz kaldıklarını aktarmakta; şiddet uygulayanların günümüz medya teknolojilerinin kayıt ve yaygınlaştırma imkanlarını şiddet aracına dönüştürerek aşağılama, kontrol altında tutma, sosyal ilişkileri yıpratma gibi psikolojik şiddet davranışlarına başvurdukları görülmektedir. Israrlı takip yaşayan kadınların birçoğu, takipçinin elinde kendilerine ait kişisel fotoğraf, video görüntüleri, mesajlar olduğunu, bunlar üzerinden tehdit edildiklerini belirtmektedirler. Takipçiler, istediklerinin yapılması, kadınların kendisine geri dönmesi, yeniden ilişki yaşamaları için bu belge ve görüntüleri yaymakla tehdit etmektedirler. Örneğin, kadının ailesine, akrabalarına, yakınlarına hali hazırdaki partnerine, eşine bu görüntüleri göndermek, sosyal medyada yayıp rezil etmek bu tehditler arasındadır. Diğer taraftan ısrarlı takip uygulayan faillerin kadının iş yaşamına yönelik sabotajları, patrona yönelik tehditler, iftiraya uğraması, itibarsızlaştırılması gibi ekonomik şiddet türlerine de başvurduğu kadınlar tarafından paylaşılan örneklerdendir. 

Israrlı takip, bir eylemler zinciri olduğu için ne zaman sonlanacağına dair bilinmezlik kadınları huzursuz hissettirmektedir. Kadınlar ne ile ve ne zaman karşılaşacaklarını bilemedikleri için sürekli tedbir almak zorunda kalmakta ve bu da gündelik yaşamlarını etkilemektedir. Örneğin, takipçi sebebiyle birkaç kez iş değiştirmek zorunda kalan bir kadın tekrar bulunacağı endişesiyle yeni bir işe girmekte zorlanmaktaydı. Takipçinin evi bildiği durumlardaysa, kadının evi terk etmesi, adres değiştirmesi hem gündelik düzenin bozulması anlamına geleceğinden hem de ekonomik külfete sebep olacağından kadın evde yaşarken tedbirleri artırmak zorunda kalabilmektedir. 

Kadınların yaşadığı huzursuzluğun sebeplerinden birisi de, başvurdukları ve tükettikleri hukuki yollara rağmen bu şiddetin yargılanmasının ve verilen cezaların fail üzerinde caydırıcı etkisinin olmayışı veya ısrarlı takip ayrı bir suç olmadığı için hukuk mercilerinin vakalara ilgisiz kalışıdır. Israrlı takip, ayrı bir suç olarak değerlendirilmelidir. Kadına yönelik şiddete karşı mücadelede yetki ve sorumluluğu olan kurumlarda yaşanılan aksaklıklar, zorluklar ve gecikmeler kadınların şiddetten korunmalarını sağlayamadıkları gibi başka şiddet türlerine de maruz kalmalarına neden olmakta ve kadınların gördüğü zararı artırmaktadır. 

İhtiyaç Duyulan  ve Verilen Destekler

Kadınların en çok ihtiyaç duyduğu desteğin, sosyal ve hukuki hakları konusunda bilgi edinmek olduğu görüldü. Bazı kadınların sadece yaşadıklarını paylaşma ihtiyacı ile başvurduğu görüldü. Kadınların ’ü sığınak desteği için Mor Çatı’ya başvurdu. 

Mor Çatı ile iletişime geçen kadınlar, şiddetten uzaklaşmak için ihtiyaç duydukları desteklerin yanı sıra, haklarından faydalanmak istediklerinde karşılarına çıkan zorluklarla ilgili yapabilecekleri konusunda da bilgi aldılar. Kolluk kuvvetleri, mahkeme, savcılık gibi adli makamlar ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na (ASPB) bağlı kurumlar (sığınak, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM), sosyal hizmet merkezi) başta olmak üzere, şiddete karşı mücadelede yetki ve sorumluluğu olan kurumlarda yaşadıkları aksaklıkları ve zorlukları dile getirdiler. 2016 yılının ilk 6 ayında başvuran kadınların paylaştıkları deneyimlere göre, kadından yana olmayan uygulamalara en fazla kolluk kuvvetlerinde ve ASPB'ye bağlı kurumlarda rastlandı. Bu uygulamaların başında, 12 yaşından büyük erkek çocuklarının sığınaklara alınmaması, sığınaklarda kalınan süre içinde gerekli sosyal hizmetin verilmemesi, sığınak çalışanlarının kötü davranması, kadınların ŞÖNİM’den önce kolluk kuvvetlerine başvurmaya mecbur bırakılması, istasyon sığınaklarda yeterli desteğin verilmemesi yer aldı. 

Sıklıkla başvurulan kolluk biriminde de kadından yana olmayan uygulamalara rastlandı. Kollukla ilgili bildirilen yanlış ve eksik uygulamalar arasında kadınlar karakola başvurduğunda hiçbir işlem yapılmaması, kolluk görevlilerinin kadını suçlayıcı davranışlarda bulunması ve şiddet uygulayan ile şiddete maruz kalan kadınlar arasında arabuluculuk yapması gibi uygulamalar vardı. Yasal haklarından faydalanmak isteyen kadınlar, şiddet uygulayanlarla ilgili takipsizlik kararı verilmesi, dava açılsa bile şiddet uygulayanların ceza almamaları, savcı ve hâkimlerin kadınlarla ilgili yargılayıcı ifadeler kullanması ve davranışlar göstermesi gibi hukuki süreçlere dair deneyimlerini de paylaştılar. Dayanışma Merkezi’ne başvuran kadınların deneyimleri, 6284 sayılı Kanun’un uygulayıcılar tarafından yeterince bilinmemesi ya da keyfi olarak uygulanmamasından kaynaklı pek çok zorluk yaşandığını gösterdi.

İlk 6 ayda başvuran kadınlara yaşadıkları şiddet nedeniyle herhangi bir kuruma başvuruda bulunup bulunmadığı soruldu. Bir ya da birden fazla kuruma başvurduğunu söyleyen kadınların %23,1’inin boşanma veya ceza davası açmak ya da koruma kararı almak için mahkemeye başvurduğu görüldü. Şiddete maruz kalan kadınların başvurduğu diğer kurumlar; kolluk, ŞÖNİM ile ASPB’ye bağlı diğer kurumlar oldu. 6284 Sayılı Kanun kapsamında pek çok yetkisi ve sorumluluğu bulunan mülki amirliklere başvurunun az olması ve mevcut başvuruların neredeyse tümünün maddi yardım talebiyle yapılmış olması dikkat çekti.

 

Mor Çatı’da kadınlar ve çocukların şiddet deneyimleri, kadından yana bir bakış açısıyla, şiddete sıfır toleransla dinlendi, şiddet yaşantısından çıkmak için ihtiyaç duydukları sosyal destekler ile ilgili bilgi verildi. Bunun yanı sıra sosyal inceleme raporları yazıldı, haklarına erişebilmeleri için ilgili kurumlarla görüşmeler yapıldı ve iş bulmak isteyen bazı kadınların işverenlerle buluşması sağlandı. Kadınlar ve çocukların ihtiyaç duydukları hukuki ve psikolojik desteği ise Mor Çatı gönüllüsü avukat ve psikologlar verdi. İlk 6 ayda sığınak ihtiyacı olan 9 kadına ve beraberindeki 12 çocuğa sığınak desteği verildi.

 

Mor Çatı, desteğe ve güçlenmeye ihtiyaç duyan tüm kadınlarla, dayanışma merkezi ve sığınağında dayanışmasını sürdürüyor.

SIĞINAK ÇALIŞMALARI  

2017 yılının ilk 6 ayında, 9 kadın, 4 bebek, 3 çocuk, 5 ergen olmak üzere toplam 21 kişiye sığınak desteği verildi. Sığınak kabulü yapılırken ve gerekli destekler sağlanırken kişiler arasında, yaş, dil, din, cinsel yönelim ve ırk ayrımı yapılmamasına özen gösterildi. Destek alan kadınların 6’sı ilköğretim mezunu, 2’si lise mezunu ve 1’i üniversite mezunuydu. Kadınların yaşları 20-46, bebek, çocuk ve ergenlerinki ise 0 - 17 aralığındaydı. Anneleriyle birlikte gelen her yaştan oğlan ve kız çocuğu sığınakta kalabildi. Sığınakta kalma süreleri kadınların hedefleri ve ihtiyaçları doğrultusunda belirlendiği için her kadın için farklılık gösterdi. 

Sığınakta Kalan Kadınların Mor Çatı’ya Başvurma Nedenleri ve Maruz Kaldıkları Şiddet Biçimleri 

  • 4 kadın, kocalarından ısrarlı takip, fiziksel, psikolojik, cinsel, dijital ve ekonomik şiddet gördükleri için, 
  • 1 kadın eşinden ve eşinin babasından fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğü için,
  • 1 kadın erkek kardeşlerinden ve annesinden fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet gördüğü için,
  • 1 yabancı uyruklu kadın, imam nikahlı eşinden fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet gördüğü için,  
  • 1 kadın cinsel şiddete uğrayarak hamile kaldığı, yasal kürtaj hakkına erişemediği için ve gebeliğinin son ayında sigortasız çalıştırıldığı işinden ayrılmak zorunda kalarak kirasını ödeyemediği için
  • 1 kadın çocuklarını kaçırarak kendisine göstermeyen imam nikahlı eşinden fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet gördüğü için Mor Çatı sığınağında kaldı. 

Erkeklerin uyguladığı fiziksel şiddet sonucu kadınların yaralandıkları ve hayatlarının risk altında olduğu görüldü. Başına silah dayama, bıçakla yaralama, boğarak öldürmeye çalışma, vurma, başına cisimle vurma, hamileyken karnını hedef alarak vurma, ağzından hortum sokma, yakma gibi fiziksel şiddet biçimleri sonucunda kadınlar ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya kaldıklarını paylaştılar. Parmakları ezme, bedende sigara söndürme, sarsma, ittirme, ittirerek sert bir şekilde düşürme, bıçağın ucunu yakarak kesmekle tehdit etme erkeklerin uyguladığı fiziksel şiddetin diğer örneklerindendi. 

Şiddete maruz kaldıklarında bazen bir kuruma başvurdukları görülse de, kadınlar çoğu zaman şiddet uygulayandan korktukları için, herhangi bir sağlık ya da güvenlik kurumuna uzun bir süre başvurmadıklarını paylaştılar. Şiddetin darp raporu ile belgelenmesi boşanma ve ceza davalarının seyri açısından önemli olsa da bazı kadınların rapor almak için evlerinden çıkıp hastaneye gidemedikleri görüldü. 

Kadınların evlilik içerisinde sıklıkla tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimlerine maruz kaldığı görüldü. Kadınlar kendilerine veya çocuklara zarar verme tehdidiyle cinsel birlikteliğe, güç ve zorbalıkla istemedikleri pozisyonlarda birlikteliğe zorlandıklarını, itiraz etmeleri halinde aşağılama gibi cinsel şiddet biçimlerine maruz kaldıklarını paylaştılar. Bunlarla beraber, korunmayı tek taraflı bırakarak istenmeyen gebeliğe sebebiyet verme, kadın çocuk sahibi olmak istemediği halde doğum kontrol yöntemleri kullanmasını engelleme, cinsel şiddet sonucu gebe bırakma ve çocuğu reddetme, kadınların doğurganlıkları üzerinden maruz kaldıklarını ifade ettikleri diğer cinsel şiddet biçimleri oldu. Kadınlar, tecavüz sonucu hamile kaldıklarında kürtaja erişimde özellikle yasa uygulayıcıların sebep olduğu engellerle karşılaştıkları için - kendi sağlıklarını da riske atarak - ağır kaldırma, aşırı dozda ilaç içme, aç kalma gibi yollara başvurarak düşük yapmaya çalıştıklarını da paylaştılar. Kürtaj yapmak için boşanma davası sürerken dahi hastanelerin eşin onayını istediği görüldü. Bir kadın boşanma sürecindeyken başka bir adamın uyguladığı cinsel şiddet sonucu hamile kaldı. Boşanma süresinde sadakatsizlikle suçlanma korkusuyla, cinsel şiddet konusunda şikayette bulunmak istemedi. Eşinin imzası gerektiği içinse kürtaj olamadı. Zorla gebelikler sonunda doğan çocukların bakımını tek başına üstlenmek zorunda bırakılan kadınlar, çalışma hayatına katılımlarının da bu sebeple engellendiğini ifade ettiler.  

Pek çok kadının isteği dışında zorla evlendirildiği, pek çoğunun ise aile bireylerinden gördüğü şiddetten uzaklaşmak için evlenerek başka bir şiddet yaşantısı içine girdiği görüldü. 

Fiziksel ve cinsel şiddetin yanı sıra, erkeklerin kadınların özgüvenini kırmak, kadınları çaresiz hissettirmek ve kontrol etmek için psikolojik şiddet uyguladıkları görüldü. Kadınlar özellikle cinsiyetçi küfür ve hakaretlerle, benliklerinin, bedenlerinin ve cinselliklerinin aşağılandığını paylaştılar: “Kadın mısın?”, “Çirkinsin”, “Bakımsızsın”, “Benden başka kimse seni eve almaz, sokakta sürünürsün”, “Kadınlık yapmayı bilmiyorsun” gibi. Erkeklerin kıskançlık bahanesiyle kadın ve çocukların evden dışarı çıkmasını ve başka kişilerle iletişim kurmasını engelledikleri, beraber dışarı çıktıklarında sadece yere bakmaları yönünde telkinler verdikleri görüldü. Evdeyken perdelerin açık olup olmadığını kontrol etme, vajina kıl boyunu ölçme, ne sıklıkla duş alındığını takip etme gibi kontrol altında tutmayı amaçlayan davranışlar kadınların maruz kaldığı cinsel ve psikolojik şiddet biçimlerinden bazılarıydı.

Kadınları kontrol altında tutmak ve sindirmek için erkeklerin başvurduğu yollardan birinin doğrudan can güvenliklerini tehdit etmek olduğu görüldü. Kadınlar, öldürülme, yakılma, elektrik verme gibi eylemlerle, “benim istediklerimi yapmaz ve ağzını kapatmazsan ya kalbin duracak ya sakat kalacaksın” gibi ifadelerle tehdit edildiklerini paylaştılar. 

Boşanmak istediklerinde, kadınların çocuklarını kaybedecekleri tehdidiyle korkutularak evlilik içinde kalmaya zorlandıkları anlaşıldı: “Sen gidersin ama çocukları vermem.” Bir kadın çocuğunu bırakarak evden ayrıldığında, babası annesini eve dönmeye ikna etmesi için çocuğa baskı yaparak, çocuğun annesine baskı yapmasına sebep oldu. Başka bir kadının çocukları sığınakta kaldıkları halde babalarından, annelerini döndürmeleri için baskı gördüler. Bu durumun çocukları rehin almaya ve kadını, dönmezse çocuklara zarar vermekle tehdit etmeye kadar vardığına tanık olundu.

Şiddet yaşamından uzaklaşmak için kadınların evlerinden ayrılmaları şiddetin hemen son bulması için yeterli olmadı. Şiddet nedeniyle evden uzaklaştıkları bilinmesine rağmen ve kadınlar kayıp olmadıklarını bildirdikleri halde erkeklerin ısrarla kayıp ilanı vererek kadınların günlük yaşamına, güçlenerek bağımsızlaşmalarına engel olmaya uğraştıklarına tanık olundu. 

Erkekler tarafından yoğun bir şekilde uygulandığı görülen bir diğer şiddet biçimi ekonomik şiddetti. Sık sık işten ayrılma, gelirini kumar ve içki için harcama, evin geçimini ve kirasını aksatarak evden atılmaya sebep olma, kadının cüzdanından devamlı olarak para çalma, kadının kendi gelirine el koyma, bulamadığı zamanlarda şiddet uygulama, üniversite eğitimi hakkına engel olarak çalışmaya zorlama ve maaşına el koyma, çok az miktar para ile kadından evin giderlerini, yemek masraflarını ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamasını bekleme, evin ihtiyaçlarını karşılamayıp kadını kredi çekmeye zorlama, kadının adına kredi kartı açtırarak kullanma, kadınların maruz kaldıklarını paylaştıkları ekonomik şiddet biçimleri oldu. Bir kadın, eşinin, çalıştığı yerlere gelip bağırarak, hakaret ve küfür ederek olay çıkardığını, kendisini küçük düşürdüğünü paylaştı. Birçok kadının, evlilikleri süresince, onların adına kredi almak, kredi kartı çıkarmak gibi yollarla erkekler tarafından borçlandırıldıkları görüldü. Bu borçlar kadınlar şiddet ortamını terk ettiğinde ekonomik olarak güçlenmelerinin önünde büyük engeller oluşturdu. Bu borçları ödeyebilmek için kadınlar çoğunlukla bağımsız hayat kurabilecekken sığınakta kalmaya devam etmek zorunda kaldılar. 

Bebek, Çocuk ve Ergenlere Yönelik Erkek Şiddeti

Ev içinde çocukların sıklıkla şiddetin tanığı olduğu görülürken, babaları tarafından annelerine karşı olumsuz duygular beslemeye hatta şiddet uygulamaya teşvik edildikleri anlaşılıyor. Çocuklar şiddete tanık olduklarında, ya çaresizlik ve korkuyla saklanıyorlar ya da ebeveynlerinin arasına girerek annelerini korumaya çalışıyorlar. Araya girmeye çalıştıklarında kendileri de şiddete maruz kalıp yaralanabiliyorlar. Çocuklar ve ergenlerle yapılan bireysel görüşmelerde: 

  • 14 yaşında bir oğlan çocuğu annesini babasının şiddetinden korumaya çalışırken babası tarafından darp edildiğini paylaştı. 
  • 13 yaşındaki kız çocuğu babasının demir çubukla dayak attığını, sık sık tokat attığını aktardı. 
  • Ergenlik dönemindeki 2 kız çocuğu, annelerine ağır fiziksel, psikolojik, cinsel şiddet uygulayan babalarının, anneleriyle tekrar bir araya gelmek için kendilerine baskı yaptığını, bu gerçekleşmezse intihar etmekle tehdit ettiğini paylaştı.
  • 13 yaşındaki bir oğlan çocuk babasından ağır, uzun süreli fiziksel ve psikolojik şiddet görerek annesi ile sığınağa geldi. Çocuğun her gün babasının eve gelişini korkuyla beklediği anlaşıldı. Babasının uyguladığı psikolojik şiddetin çocuğun yediği çikolatayı kıskanmaya vardığı aktarıldı. 
  • 12 yaşındaki kız çocuğu evin yakınında çalışan, eve ne zaman uğrayacağı belli olmayan babasından dayak yediğini, evde sürekli korkuyla beklediğini paylaştı. 
  • 17 yaşındaki kız çocuğu annesi sığınağa gittiğinde babası ile kaldığı süre boyunca psikolojik şiddete ve ihmale uğradığını paylaştı. 
  • 6 ve 8 yaşlarında iki oğlan çocuğunun annelerinin imam nikahlı eşi tarafından fiziksel şiddet, aç bırakılma, gece uyandırılma, okula gönderilmeme gibi şiddet biçimlerine maruz kaldığı aktarıldı. 

Sığınakta Kalan Kadın, Çocuk ve Ergenlere Sağlanan Destekler 

Mor Çatı sığınak çalışması, kadın ve çocukların şiddetsiz bir ortama sığınma ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra aynı ortamda güçlenmelerini de hedefler. Sığınakta kalan kadın, çocuk ve ergenlere bireysel olarak ve grup çalışmalarıyla farklı destekler verilir. Sığınakta kalan her kadın, ergen ve çocuk haftada en az bir kere sosyal çalışmacısı ile görüşür. Bu görüşmeler, şiddetin mekanizmalarının tanınmasını ve yaşanılan şiddetin kendi suçu olmadığının fark edilmesini güçlenmenin ilk adımı olarak gören bir perspektifle yapılır. Kadınlar, şiddetten uzak bir yaşam kurabilmek için hedeflerini, bu hedefleri hayata geçirebilmek için neler yapmaları gerektiğini ve süreç boyunca karşılaştıkları zorlukları nasıl aşabileceklerini düzenli görüştükleri sosyal çalışmacıyla birlikte ele alırlar.  

  • Evin günlük akışını planlamak ve birlikte yaşamı güçlendirmek için yetişkinlerin katıldığı haftalık toplantılar düzenli olarak yapıldı. Ayrıca çocukların ihtiyaçlarını ve sözlerini göz ardı etmemek adına çocuk toplantıları da düzenli olarak yapıldı. Bu toplantıların, kadın ve çocukların şiddetsiz yöntemlerle sorun çözme becerilerinin gelişmesine katkı sunduğu görüldü.
  • Anne-çocuk iletişimini desteklemek, aralarındaki iş birliğini artırmak, anne ve çocuğun şiddetle mücadeleyi bir “ekip” olarak yürütebilmesini ve kuracakları yeni hayatta karşılaşabilecekleri sıkıntıları birlikte aşabilmelerini sağlamak için düzenlenen annelerle grup çalışmalarına ve toplantılarına bu dönemde de devam edildi. 
  • Haftalık toplantıların yanı sıra kadınların hem birlikte yaşamaktan hem de bir sığınakta kalmaktan gelen duyguları açık iletişim sayesinde yönetebilmeleri için psikolog eşliğinde grup çalışması yapıldı. 
  • Kadınlara yönelik “Neden Feminizm?”, “Bulaşıcı Hastalıklar ve Cinsellik ve Cinsel Sağlık” atölyeleri düzenlendi. “Dijital güvenlik” atölyesiyle, kadınlar ve ergenlerin dijital ortamda kendilerini koruyabilmeleri için bilinçlenmelerine katkıda bulunmak amaçlandı.

Sığınakta Kalan Kadın ve Çocukların Şiddet Yaşantısından Çıkmasına ve Güçlenmesine Katkı Sağlayan Diğer Destek, Çalışma ve Etkinlikler 

  • 5 kadın, İstanbul Barosu’nun Adli Yardım Birimi’ne başvurarak kendilerine avukat atanmasını sağladı ve 6284 sayılı Kanun’dan yararlanarak kendileri ve beraberindeki çocukları için koruma kararı çıkardı. 
  • 3 kadının koruma kararının uzatılması sağlandı. Acil durumlarda kadınlar, 6284 sayılı Kanun’a başvurularını Dayanışma Merkezi’nde gönüllü avukatlardan aldıkları hukuki destek ile yaptılar. 
  • Hak arama süreçlerinde kadınlar avukatları tarafından yeterince desteklenmiyor, talepleri hâkimler tarafından cinsiyetçi bakış açısı ile reddedilebiliyor. Bu durumlarda kadınların, sıklıkla itirazda bulunmaları ya da başka bir mahkemeye başvurmaları gerekiyor. Kadınlar tüm bu hukuki süreçleri boyunca, Dayanışma Merkezi’ndeki gönüllü avukatlardan destek aldılar. 
  • 1 kadın, boşanma davası açtı. 1 kadın boşanma davası için adli yardıma başvurdu. 
  • 4 kadın, 4 çocuk gönüllü psikologlardan psikoterapi desteği aldı. 
  • 1 kadın ve 1 çocuk psikoterapi desteği için belediyenin danışma merkezlerine yönlendirildi. 
  • 1 çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği'ne (ÇARE-DER)’e yönlendirildi.
  • 1 çocuk psikiyatrik sorunları nedeniyle bağışçı bir özel hastanede iki hafta yatarak tedavi gördü. 
  • Devlet hastanelerindeki psikiyatrik destekler yetersiz kaldığı için, 3 kadın ve 2 çocuk Mor Çatı gönüllüsü psikiyatristlerden destek aldılar. 
  • Fiziksel olarak iyileşmek de güçlenme çalışmasının önemli bir parçasıdır. Kadınlar, ergenler, çocuklar ve bebekler sıklıkla sağlık sorunlarıyla sığınağa geliyor. Bir kadın Mor Çatı gönüllüsü ortopedistten destek aldı. Bir kadın Mor Çatı’nın yönlendirmesiyle kadın doğum uzmanından, bir kadın yönlendirme ile kalp cerrahından destek aldı. 
  • Bir yaşındaki bir bebeğin aşılarının yapılması ve yeni doğan bir bebeğin muayenesi sağlandı. 
  • Bir kadına sezeryanla doğumda hastane sürecine refakat edildi, kaydının gizlilik kararına uygun şekilde yapılması sağlandı. 
  • İki bağışçı tarafından iki kadına maddi destek sağladı. 
  • Doğum yapan 1 kadının bebeğine eşyaları ayarlandı. 
  • Anne ve Bebek Sağlığı Vakfı tarafından bir kadının yeni doğan bebeğine bakım, giyim, hijyen malzemeleri sağlandı. 
  • 1 çocuğun TEOG sonrası tercihleri takip edilerek hem tercihlerin hem de kaydın gizlilik kararına uygun şekilde gerçekleştirilmesi için okul müdürü ile görüşüldü. 
  • Yabancı uyruklu bir kadına ve çocuğa Türkçe, okuma yazma özel dersi ayarlandı. 
  • Üç çocuğa gönüllüler ağından dersleri için özel ders ayarlandı. 
  • Yabancı uyruklu iki çocuğa belediye desteği ile kreş ve etüt merkezi ayarlandı. 
  • İki okul öncesi çocuğa kreş kontenjanı verilmesi için Sosyal İnceleme Raporu yazıldı. 
  • Üç çocuk belediyenin yaz kurslarına kaydettirildi. 
  • Bir çocuk için yaz kampından bağış ayarlandı. 
  • Dört çocuk için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan çocuk bakım desteği alınması için Sosyal İnceleme Raporu yazıldı. 
  • Kadın ve çocukların ücretsiz konsere, tiyatroya, yogaya gitmeleri için organizasyonlar yapıldı. 

Mor Çatı sığınağında çocuklar ve ergenlerin ayrı bireyler oldukları kabul edilerek her biriyle düzenli birebir görüşmeler yürütülüyor. Çocuk ve ergenlere ihtiyaçları doğrultusunda pedagojik destek, eğitim desteği, okul değiştirme işlemlerinde refakat ya da görüşme desteği, eğitim ihtiyaçları için malzeme ve maddi destek, giysi desteği verildi. Çocuk ve ergenlerin grup içerisinde sorumluluk alma ve birey olma becerilerinin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla etkinlikler düzenlendi. Tatil programları hazırlanarak çeşitli geziler yapıldı.

Sığınaktan Ayrılma 

  • 1 kadın ASPB’den kreş desteği aldı, işe girme ve üniversiteye hazırlanma kararı alarak bebeği ile birlikte ailesinin yanına yerleşti. Aldığı sosyal ve psikolojik desteklerle beraber ailesinden gördüğü psikolojik şiddeti engellemek üzere daha güçlü olduğunu paylaştı. ASPB’den aldığı ekonomik destekle kendisi ve çocuğunun günlük ihtiyaçlarını karşılayabildi.
  • 1 kadın hukuki destek ve kadın dayanışması ile güçlenerek çocuklarının yanına yurtdışına gitti. 
  • 1 kadın yakınları ve İŞKUR aracılığı ile iş buldu, ASPB’den kreş desteği aldı ve ev tutarak sığınaktan ayrıldı. 
  • 1 kadın iş bularak, para biriktirdikten sonra ev tutup iki kızıyla yaşamaya başladı. 
  • 1 kadın gizlilik kural ihlali yapması nedeniyle sığınaktan çıkarıldı. 

BİLGİ VE DENEYİM PAYLAŞIMLARI 

Gençlere Yönelik Çalışmalar

2017 yılının ilk altı ayında yurt dışı ve yurt içindeki çeşitli üniversite ve liselerden 53 öğrenci ile buluştuk. Gönüllülerimizin gerçekleştirdiği görüşmelerde, toplumsal cinsiyet, kadına yönelik şiddet ve Mor Çatı’nın yürüttüğü dayanışma merkezi ve sığınak faaliyetleri hakkında bilgi paylaştık. 

Türkiye ve yurt dışından 21 öğrenci 2017 yılının ilk altı ayında Mor Çatı’ya staj başvurusunda bulundu ve 4 öğrenci dayanışma merkezi ve sığınakta staj çalışması gerçekleştirdi.

Gönüllü Ağının Genişlemesi

2017’nın ilk altı ayında Mor Çatı’ya e-mail üzerinden ve yüz yüze 600 gönüllü başvurusu oldu. Şubat ayında bir gönüllü atölyesi gerçekleştirildi. Böylece gönüllü olmak isteyen kadınların Mor Çatı politikalarını tanıması ve dayanışma ağının feminist bir zeminde genişleyebilmesi hedeflendi.  

Mor Çatı aracılığıyla örgütlenen kadınları bir araya getirmek amacıyla Ocak ayında kadınların hukuki mücadele alanındaki kazanımları üzerine konuşmak için bir Mor Buluşma düzenledik. 

Mor Çatı gönüllülerine yönelik olarak Mor Muhabbet toplantıları gerçekleştiriyoruz. Bu yıl Ocak ayında gerçekleştirdiğimiz Mor Muhabbet’in konusu da bu yıl 20.sini düzenleyeceğimiz Sığınaklar ve Dayanışma Merkezleri Kurultayı idi.

Atölye Çalışmaları

Mor Çatı kuruluşundan bu yana gönüllüleri için atölye çalışmaları düzenliyor ve Mor Çatı’ya başvuran kadınlarla dayanışma oluştururken uygulanan feminist politikaları tartışıyor. Bu atölyelere katılan gönüllüler daha sonrasında bir uygulama atölyesine daha katılarak şiddet yaşantısından uzaklaşmak isteyen kadınlarla yüz yüze veya telefon görüşmesiyle dayanışma gösterebiliyor. 

Son yıllarda gönüllü atölyelerinin yanı sıra, Mor Çatı gönüllüleri birçok belediye, okul, topluluk ve derneğe kadına yönelik şiddetle mücadele, dayanışma merkezi ve sığınak çalışmaları, gönüllü ağını güçlendirme gibi konularda atölye çalışmaları ile katkı sunuyor. 2017 yılının ilk altı ayında gerçekleştirdiğimiz atölye çalışmaları da şunlardır: 

  • 3 Ocak Özyeğin Üniversitesi öğrencileri ile bir atölye yapıldı.
  • 14-15 Ocak’ta yürütmekte olduğumuz AB Sivil Düşün projesi kapsamında Ankara’da bir hukuk atölyesi düzenlendi.
  • 18-25-26 Şubat Mor Çatı Gönüllü Atölyesi yapıldı.
  • 28-30 Nisan’da Matra İnsan Hakları Programı desteğiyle yürütülen Mor Çatı’dan Destek Alan Kadınları ve Mor Çatı Gönüllü Ağı’nı Güçlendirme projesi kapsamında Trabzon Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği ile deneyim paylaşımı atölyesi düzenlendi.
  • 13-14 Mayıs’ta Matra İnsan Hakları Programı desteğiyle yürütülen Mor Çatı’dan Destek Alan Kadınları ve Mor Çatı Gönüllü Ağı’nı Güçlendirme projesi kapsamında Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği ile deneyim paylaşımı atölyesi düzenlendi.

Yayınlarımız, Düzenlediğimiz ve Katıldığımız Etkinlikler

  • Ocak ayında AB Türkiye Delegasyonu tarafından finanse edilen proje kapsamında “Kadına Yönelik Şiddeti Önlemede Önemli Bir Başlangıç: Veri Toplama ve Yönetim Modellerine Karşılaştırmalı Bakış” isimli iyi örnekler raporu yayınlandı. 
  • 15-21 Ocak tarihleri arasında yine AB Sivil Düşün projesi kapsamında Avusturya ve İsveç’teki sığınak ve danışma merkezlerinin çalışmaları ile kadına yönelik şiddetle mücadelede benimsenen politikalar hakkında bilgi edinebilmek üzere kurum ziyaretleri gerçekleştirildi.
  • 21 Ocak tarihinde Haklar, Kalkınma ve Barış için Kadınların Öğrenme Ortaklığı’nın toplantısına katıldık.
  • 24 Şubat-24 Mart tarihleri arasında 30 kadın sanatçının Mor Çatı’ya bağışladığı eserlerin sergilenip satışa sunulduğu “İki Soluk Arası Dayanışma Sergisi” düzenlendi.
  • 10-26 Mart tarihleri arasında Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın 25. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle hazırlanan “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” kitabının sayfalarından örnekler ve kitapta yer alan çizimlerin orijinallerinin sergilendiği  “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” sergisi Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi Sergi salonunda ziyaretçilerle buluştu. 
  • 6-7 Mart tarihlerinde Şiddete Karşı Kadınlar Ağı tarafından Belgrad’ta düzenlenen “Kadın Cinayetleri: Öldürülen Her Kadın Devletin Utancıdır” başlıklı konferansta sunum yapıldı.
  • 6-7 Mart tarihlerinde Kadından Yaşama Destek Derneği tarafından Lefke’de düzenlenen 'Şiddete Karşı Diren' isimli çalıştayda sunum yapıldı.
  • 12 Mart’ta Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi’nde “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” kitabının çizerlerinin katıldığı "Türkiye'de Kadın Çizer Olmak" adlı bir söyleşi düzenlendi.
  • 18 Mart’ta Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen 2.Ulusal Şiddet ve Travmayı Önleyici Çalışmalar Kongresi’ne katıldık.
  • 25 Mart’ta 29. Yıllık Olağan Kurucular Kurulu yapıldı.
  • 24-26 Nisan tarihlerinde üyesi olduğumuz Şiddete Karşı Kadınlar Avrupa Ağı’nın (WAVE) Viyana’da düzenlenen danışma kurulu toplantısına katıldık.
  • 29-30 Nisan tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Sosyal Hizmet Öğrencileri Kongresi’ne katıldık.
  • 4-7 Mayıs tarihleri arasında İsveç Başkonsolosluğu’nun finansal desteği ile 20. Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezi Ara Kurultayı’nı Bursa’da gerçekleştirildi.
  • 15-16 Mayıs tarihlerinde WAVE tarafından Viyana’da düzenlenen Grevio Gölge Rapor Yazımı Semineri’ne katıldık.
  • 26 Mayıs’ta Robert Koleji’nde düzenlenen Toplum Haftası’na katıldık.
  • 29 Mayıs’ta 11. Üniversiteler Arası Cinsel Taciz ve Saldırı İş Birliği ve İletişim Grubu Çalıştayı’na katıldık.
  • 1 Haziran’da Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği tarafından düzenlenen Karşılaşmalar: Sürdürülebilir Kalkınma ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sivil Toplum Buluşması’na katıldık.
  • 10-11 Haziran tarihlerinde Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen Potlaç Kadın Emeği Pazarı’nda stant açıldı.

Devlet Kurumları ve Yerel Yönetimlerle İlişkiler

  • Ocak ayında, yürütmekte olduğumuz AB Sivil Düşün projesi kapsamında, kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin politikaların etkinliği, 6284 Sayılı Kanun kapsamındaki uygulamalarda yaşanan ihlaller, sığınakların durumu ve OHAL sürecinin kadına yönelik şiddetle mücadelede yaratmış olduğu aksaklıkları konuşmak üzere Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) ziyaret edildi. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve bununla mücadelede sorumlu kamu kurum/kuruluşlarının ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin katıldığı il koordinasyon toplantısı takip edildi.
  • Şubat ayında sığınakta kalan kadınların oy kullanma hakkı ve seçmen kayıt bilgilerine ilişkin gizlilik uygulamaları hakkında cevaplanması üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bilgi edinme başvurusu yapıldı.
  • Mart ayında Vakfımıza telefon ile bildirilmiş olan sığınakta kalan kadınların bilgilerinin gizliliğinin ihlaline ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’ne bilgi edinme başvurusu yapıldı.
  • Haziran ayında Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında düzenlenen çalıştaya katıldık. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’ne sığınaklar ve Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ne ilişkin, Adalet Bakanlığı’na da 6284 Sayılı Kanun’un 17. Maddesi gereğince Geçici Maddi Yardım Yapılması’na ilişkin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’ne de 6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen gizlilik kararının uygulanması hakkında bilgi edinme başvuruları yapıldı.
  • Bunların dışında yıl boyunca, şiddete maruz kaldığı için dayanışma merkezimize başvuran ya da sığınakta kalan kadınlar için resmi kurum ve kuruluş birimleri ile gerektikçe şikâyet, bilgilendirme ya da talep içeren yazışmalar sürdürüldü.

Kaynak

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.