Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Kadın Dayanışma Vakfı Kadın Danışma Merkezi 2018 Faaliyet Raporu Açıklandı

Güncelleme Tarihi 11.04.2019

İstanbul'da  kadın hakları ve kadına yönelik şiddetle mücadele için çalışma yürüten Kadın Dayanışma Vakfı, 2018 yılı faaliyet raporunu yayınladı.

Kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarının bir parçası olarak şiddete maruz kalan kadınlara ücretsiz sosyal, psikolojik ve hukuki destek de veren Vakıf, her yıl Kadın Danışma Merkezine aldığı başvurular üzerinden bir faaliyet raporu yayınlıyor. 

2018 faaliyet raporunda Kadın Dayanışma Vakfı Kadın Danışma Merkezine 776 kişinin farklı nedenlerle başvurduğu bilgisi paylaşıldı. Buna göre merkeze 415 kadın maruz kaldığı şiddetle mücadele ederken destek almak için başvururken, başvuranların %87’si (362 kadın) farklı biçimlerde psikolojik şiddete maruz bırakıldı.

Rapor, erkek şiddetinin psikolojik şiddetle başladığının altını çizerken, raporda 2018 yılında kadın danışma merkezine başvuran kadınların %87’sinin (362 kadın) hakaret, aşağılama, hareketlerini kısıtlama, küçük düşürme, bağırma, ilgi alanlarını kısıtlama ve aşağılama, iftira, şantaj, kıskançlık bahanesiyle üzerinde baskı kurma, suçlama, çocuğunu göstermeme, çocuğunu kaçırmakla tehdit etme, eğitimini engelleme, yalnızlaştırma, iletişim araçlarını kullanmasına engel olma, kadının kendisine ya da yakınlarına zarar vermekle tehdit etme, evden kovma, öldürmekle tehdit etme, istemediği şeyler için zorlama gibi farklı biçimlerde şiddete maruz bırakıldığı belirtildi. Bununla birlikte psikolojik şiddete maruz kalan kadınların arasından 205 kadının aynı zamanda fiziksel şiddete de uğradığı bilgisi paylaşıldı. 

Her tür şiddet en yakındaki ve her meslek grubundaki erkekten geliyor 

Kadına yönelik şiddet sadece psikolojik şiddet olarak kendini göstermedi. Ekonomik, cinsel, fiziksel ve dijital şiddet de Vakfa başvuran kadınların şikayetleri arasında yer aldı. Rapora göre bir yıl boyunca merkeze başvuran kadınların %56’sı (231 kadın) fiziksel şiddete, %45’i (188 kadın) ekonomik şiddete, %24’ü (99 kadın) cinsel şiddete, ’si (49 kadın) sevgili, eski sevgili, baba, arkadaşının sevgilisi gibi sosyal çevrelerinden tanıdıkları erkeklerin uyguladığı dijital şiddete maruz kaldı.

 

20 kadına (%5) eşleri, eski sevgilileri, yabancılar ya da yaşadıkları mahallelerde yaşayan, gittikleri kafelerde çalışan erkekler tarafından ısrarlı takip uygulandı, 18 kadın (%4) ise zorla evlendirme, etnik ayrımcılığa uğratma, mobbing gibi diğer şiddet türlerine maruz kaldı.

Vakıf raporunda şiddet uygulayanların kadınların en yakınındaki ve her meslekten erkek olduğunu ortaya koyarken, merkeze başvuran kadınların %53’üne (219 kadın) şiddet uygulayanların kadınların eşleri olduğu, 27 kadının (%7) ise eski eşinin uyguladığı şiddetle mücadele ettiği bilgisi verildi.

Raporda şu ifade yer aldı.

"2018 yılında kadın danışma merkezine başvuran kadınların %60’ı başvurduğu sırada veya geçmişte evlilik ilişkisi içinde bulunduğu erkeklerin uyguladığı şiddetle mücadele ediyor. Danışanların ’ine (44 kadın) şiddet uygulayanlar kadınların sosyal çevrelerinden tanıdıkları veya arkadaşları olan erkekler. 38 kadına (%9) kendi aile bireyleri olan erkekler şiddet uygulamış. 20 kadına (%5) şiddet uygulayanlar kadınların tanımadıkları kişilerken, 18 kadın (%4) erkek arkadaşından şiddet gördüğünü beyan ediyor. Şiddet uygulayan erkekler arasında öğretim görevlisi, taksici, inşaat işçisi, polis, öğretmen, öğrenci, doktor, avukat, şarkıcı, aşçı, market sahibi, dermatolog, memur, mühendis, bakkal, kağıt toplayıcısı, şoför, emekli asker, temizlik elemanı, şirket sahibi, emlakçı, kat görevlisi, oto tamircisi, yayınevi çalışanı, emekli olan erkekler var."

Yasal süreçler kadınlara güven vermiyor

Merkeze başvuran kadınların birçoğunun kadına yönelik şiddet karşısındaki yasal haklarına dair (doğru) bilgiye sahip olmamak, başvuru süreçlerinin bürokratik yapısı ve başvurulardan sonuç alamayacağından endişe etmek gibi nedenlerle yasal süreçlere girmekte tereddüt ettikleri bilgisi verilirken, rapor, birçok kadının ise uzun ve yıpratıcı olacağından endişe ederek çekişmeli boşanma süreçlerinden kaçınmak için şartları aleyhlerine de olsa anlaşmalı boşanmayı kabul ettiklerini veya şiddet uygulayan eşlerinden bir an önce uzaklaşabilmek için neredeyse hiçbir hak talep etmeden boşandıklarını ortaya koyuyor. 

Ekonomik şiddet, şiddetle mücadele ederken destek almanın önünde engel 

Yasal süreç başlatmak isteyen veya buna mecbur kalan kadınların büyük bir kısmının maddi durumları ücretli bir avukat tutmaya el vermediği için genellikle Baroların adli yardım bürolarına yönlendirildiği ancak buralardaki uygulamaların standart ya da hizmete kolayca erişimi sağlamaya yönelik olamdığını belirtildiği raporda,  farklı pek çok örnekte kadınların başvuruları, adlarına kayıtlı görünen ancak üzerinde neredeyse hiçbir söz haklarının olmadığı ev, iş yeri, araba, para vb. nedeniyle reddedildiği aktarıldı.  Raporda  kadınlara uygulanan ekonomik şiddetin, şiddetle mücadele ederken destek almalarının önünde engel olduğu vurgulandı.

İstanbul Sözleşmesi’nin getirdiği “uzlaştırma yasağı” deliniyor

Raporda kadın danışma merkezine başvuran birçok kadının şiddet uygulayan kişi veya kişilere karşı açtıkları dava dosyalarının uzlaştırma kapsamına alındığını aktarılırken, hukuki işlem başlatmanın ise kadınların birçok baskı ve tehdide direnmek durumunda kaldığı belirtildi. 

Uzlaştırma sürecinin kadınların cesaretini kırdığı ve hukuki mücadeleden vazgeçmelerine yol açabildiği söylenirken, dosyaları uzlaştırma kapsamına alınan kadınların uygulamaya dair de yeterince bilgilendirilmediği ya da yanlış bilgilendirildiği aktarıldı. 

Sığınaklar kadınların güçlenmesine hizmet etmiyor

Raporda, danışma merkezine alınan başvurularda sığınakta kalan veya daha önce kalmış olan kadınların genellikle sığınak koşullarının zorlayıcı ve yetersiz olduğuna dair aktarımları da yer alıyor. 

Vakfın 2018 faaliyet raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.