Birlikte
Destek Noktası
Video Köşesi
Facebook Twitter

İklimler değişiyor, kentler değişiyor mu?

Güncelleme Tarihi 21.02.2012
Etiketler: makale

2011 yılı Ekim ayında Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu verilerine göre dünya nüfusu 7 milyar kişiye ulaştı. Bu nüfusun yüzde 50’si kentlerde yaşıyor. Birleşmiş Milletler Habitat verilerine göre kentler, dünyadaki enerji tüketiminin yaklaşık %75’inden ve küresel sera gazı salımlarının da %80’ininden kentler sorumlu. 15 Kasım 2011 tarihinde İstanbul’da Bölgesel Çevre Merkezi (REC), Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) işbirliğinde ve DenizBank sponsorluğunde gerçekleştirilen Türkiye’de Sürdürülebilir Kentler: Düşük Karbonlu Sürece Geçiş Nasıl Yönetilir? konferansında bu kentleşme sürecinin iklim sistemi üzerinde getirdiği baskılar ve kent ölçeğinde bu baskının azaltılması için atılabilecek adımlar Türkiye’den belediye başkanları, dünya kentlerinden ve uluslarası kurumlardan temsilcilerin katılımıyla tartışıldı.

Local Governments for Sustainability- Sürdürülebilir Kentler Birliği (ICLEI) Avrupa Bölge Direktörü Gino Van Begin’in etkinliğin açılışında belirttiği detaylar kentleşmenin önümüzdeki dönemde getirebileceği sonuçları ortaya koyuyor. Dünya üzerindeki 100 büyük kent, küresel gayrisafi milli hasılanın %30’undan sorumlu. OECD ülkelerinde de ekonomik kalkınmanın en önemli oyuncusu kentler. Kent nüfusu hızla artıyor. 2050 yılında Dünya nüfusunun 10 milyar kişiye ulaşması öngörülüyor.  2030 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %70’i kentlerde yaşayacak. Bu rakamların geldiği karşılık geçtiğimiz 4000 yıl içinde kurulan altyapının, önümüzdeki 40 yılda sağlanması gerekliliği anlamına geliyor. Van Begin tarafından verilen başka bir tanım da dikkat çekiciydi. 19. yy’da  sanayi devrimi 21. yy’da şekil değiştirerek kentsel devrime doğru ilerliyor. Diğer bir önemli noktada, 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 85'inin az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayacağı öngörülüyor. Eğer dengeli bir gelir dağılımı hedefi ile düşük karbonlu kalkınma modeline geçiş sağlanmaz ise dünya kaynaklarının hızla artan dünya nüfusunu kaldırabilmesi mümkün olmayacak.

Küresel iklim değişikliği ve buna bağlı olarak iklimsel aşırılıklar, kuraklık, sel, gıda yetersizliği, biyolojik çeşitliliğin azalması, türlerin yok olmasını, kitlesel göçler ve sosyal patlamaların ortaya çıkması kentlerin daha kırılgan olmasına neden oluyor. Aynı zamanda kentler hızlı nüfus artışı ve yüksek enerji talebi nedeniyle de bu sorunun kaynakları arasında yer alıyor.

Eğer kent ölçeğinde karbon yoğunluğunu azaltacak önlemler alınmazsa, kaynaklar nüfus artışıyla gelen talebi karşılayabilecek mi, iklim değişikliği ile mücadelede istenilen seviyeye ulaşabilecek miyiz? Acaba, dünyada ve Türkiye’de kentler yeterli çabayı ortaya koyuyor mu?

İklim Dostu Kent ne demek?

Kent ölçeğinde karbondioksit başta olmak üzere sera gazı salımlarının azaltılması için enerji, bina, ulaşım, konut, arazi planlaması ve atık yönetimi sektörlerinde alınacak düşük karbonlu önlemler önemli bir fırsatı ortaya koyuyor.  Kentin hava kalitesinin iyileştirilmesi ve küresel ısınmaya olan katkısının azaltılmasının yanında enerji verimliliğinin arttırılmasıyla yakıt ve hammadde tasarrufu, işletme giderlerinin azaltılmasıyla ekonomik tasarruf, ulaşım hizmetlerinin geliştirilmesiyle kentlerde trafik sorununun çözülmesi, yerel kaynakların değerlendirilerek ekonomik kalkınmanın desteklenmesi ve yerel istihdamın arttırılması gibi olumlu sonuçları doğuruyor. Genel olarak iklim dostu, sürdürülebilir, yeşil kent uygulamaları olarak aktarılan bu çalışmaların kent ölçeğinde sistematik ve bütünsel bir plan çerçevesinde yürütülmesi gerekiyor. İklim dostu bir kent için yapılacak planlama çalışmalarının sürdürülebilirliğinin sağlanması ve bu planlar kapsamında belirlenen adımlarım desteklenmesi için de üst ölçekte yapılan planlamalar ile ilişkilendirilmesi de kritik.

Kentsel İklim Planlamasının Adımları:

1- Belediye tarafından gerçekleştirilen faaliyetler kapsamında, kent ve belediye hizmetleri ölçeğinde sera gazı envanterinin oluşturulmasıyla kentteki enerji, binalar, ulaşım ve atık  sektörlerinden kaynaklanan sera gazlarının seviyelerinin belirlenmesi,

2- Bu envanterlerden hareket ile kente ait bir sera gazı salım azaltım hedefinin belirlenmesi

3- Azaltım hedefinin başarıyla gerçekleştirilmesi için uygulanacak önlemlerin belirlenmesi

4- Belirlenen politika ve önlemlerin uygulanması

5- Sera gazı salımlarının azaltılması için belirlenen önlemlerin uygulama sürecinin izlenmesi ve sonuçların değerlendirilmesi

Türkiye’deki kentler iklim dostu mu?

Meksika, Tokyo, Berlin, Londra, Paris, Brüksel gibi dünya kentleri sera gazı salımlarının azaltımı ve kentlerin iklim değişikliğine dayanıklılığını arttırabilmek için planlı bir yaklaşımı ortaya koyuyor.

Türkiye'nin nüfusu 2010 yılında 73 milyona ulaştı. Türkiye'de nüfusun yaklaşık %80'in kentlerde yaşıyor. Türkiye'de kentsel nüfusa hizmet veren 2949 belediye bulunuyor. Büyükşehir Belediyelerinin sayısı ise 16. Burada önemli olan nokta ise bu kadar geniş bir hizmet alanı olan belediyelerin hizmet verdiği alanların büyüklüğü, nüfus yoğunlukları, her bir bölgedeki ekonomik sektörler ve iklimsel koşulların büyük farklılıklar gösteriyor olması. Türkiye’nin sera gazı salımlarındaki artış 1990-2009 yılları arasında %98’e ulaşmış durumda. Bu artışa neden olan öncelikli sektörler incelendiğinde konutlarda ısınma için kömür ve doğal gaz kullanımı, katı atıkların bertarafı ve ulaşımdan kaynaklanan salımlar kentlerin hanesinde yer alabilir. Örneğin, kentlerden kaynaklanan sera gazı salımlarının kaynağı olan atık sektörü, kentlerin düşük karbonlu geleceğe adım atması için önemli bir potansiyel oluşturuyor. Yerel yönetimler geliştirecekleri entegre çözümler ile atıkları dönüştürerek, atık kaynaklı salımların büyük ölçüde azalmasına olanak sağlayabiliyor. Ankara, İstanbul ve Gaziantep’te olmak üzere Türkiye’de  5 adet çöp gazından enerji elde eden tesis bulunuyor. Bunların sayısının artmasıyla beraber iklim dostu bir Türkiye olma yolunda atılan adımlar daha da hızlanacak.

Türkiye’de kentler yürütülen iklim dostu uygulamaların sayısında da bir artış gözleniyor. Türkiye’nin henüz bir azaltım hedefi yok iken Gaziantep’in hazırladığı İklim Değişikliği Eylem Planı ve sonucunda ortaya koyduğu sera gazı salım azaltım hedefi, İstanbul’da kent ölçeğinde atıklardan enerji üretimi ile sera gazı salımlarını azaltacak atık projeleri, Çanakkale’nin Sürdürülebilir Kent Eylem Planı, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde iklim değişikliğine uyum ve enerji tasarrufu ile ilgili yürütülen çalışmalar, Kadıköy Belediyesi tarafından yürütülen kurumsal sera gazı salım envanteri çalışmaları, Eskişehir’in Tepebaşı ilçesinde iklim değişikliği konusunda geliştirilen farkındalık ve eğitim çalışmaları, Karşıyaka Belediyesi’nin Covenant of Mayors-Belediye Başkanları Sözleşmesi’nde yer alması iyi uygulamalar arasında yer alıyor. Türkiye’de de kentsel nüfusun hızla büyüdüğü düşünülürse artık daha fazla kentte atılan iklim dostu adımlar hızlandırılmalı. Ancak bu adımların sürekliliğinin sağlanması için sistematik bir planlama sürecinin yürütülmesi gerekiyor.

Bunun yanında, Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye Ofisi, Sürdürülebilir Kentler Birliği (ICLEI) tarafından geliştirilen İklim Dostu Kentler Kampanyası’nı (CCP) Türkiye’de hem iklim dostu hem de yaşanabilir kentlerin yaygınlaşması amacıyla yürütmeye başladı. Bu kampanyanın Türkiye Sekreteryası çalışmalarını yürüten REC Türkiye, 2009 yılında iklim değişikliği ile mücadele etmeye kararlı 14 belediye başkanı ile Türk belediyelerinin de sürdürülebilir çevre politikaları konusunda somut adımlar atmaları yönünde istekli olduğunu ulusal ve uluslararası kamuoyu ile paylaştı. Bu belediyeler şunlardı: Alanya Belediyesi – Beyoğlu Belediyesi – Bodrum Belediyesi – Çankaya Belediyesi – Halkapınar Belediyesi –Kadıköy Belediyesi – Karadeniz Ereğli Belediyesi – Keçiören Belediyesi – Muğla Belediyesi - Nevşehir Belediyesi - Nilüfer Belediyesi - Şişli Belediyesi - Sivas Belediyesi - Yalova Belediyesi

15 Kasım 2011’de gerçekleştirilen Türkiye’de Sürdürülebilir Kentler konferansından çıkan “İklim Dostu Kentler Bildirisi” Türk belediyeleri tarafından iklim dostu uygulamaların yaygınlaştırılması için öncelikli olarak gördüğü adımları sıralıyor. “İklim Dostu Kentler Bildirisi-Kentler için Harekete Geçme Çağrısı” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey’in sözcülüğünde tüm kamuoyu ile paylaşıldı. Konferans sırasında Karaburun, Kartal, Seferihisar Belediye Başkanlarının da imzasıyla beraber diğer belediyelerin de imzasına açıldı.

Kentlere Destek Hizmeti

Uluslararası düzeyde, Sürdürülebilir Kentler Birliği – ICLEI, BM Çevre Programı (UNEP), Birleşik Kentler ve Yerel Yönetimler (UCLG), C40 Kentler-İklim Liderler Grubu, İklim Değişikliği Dünya Belediye Başkanları Konseyi (WMCC) gibi kurumlar iklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilir kentlerin yaygınlaştırılması konusunda kentlere rehberlik edecek birçok çalışma ve programı da ortaya koyuyor. Uluslararası alanda kentler ve belediyeler tarafından iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma alanında attığı başarılı adımların ve belediyelerin ve kentlerin rolünün bu alanda daha da fazla tanınması konusunda bu uluslararası kurumların  baskıları devam ediyor. Meksika Paktı ve Covent of Mayors- Belediye Başkanları Sözleşmesi’ne taraf olan kentler, iklim değişikliğine uyum ve azaltım için 2020-2050 yılı gönüllü hedeflerini ortaya koyuyor. COP 17 sürecinin sonunda çıkan Durban Uyum Sözleşmesi’ne taraf olan 114 Belediye Başkanı kentlerin vizyon açısından liderliğinin bir göstergesi. ICLEI’nin yeni iklim merkezi Cities Climate Center tarafından başlatılan kayıt sistemi ile küresel ölçekte kentler tarafından yürütülen çalışmaların ölçülebilir, raporlanabilir ve doğrulanabilir bir formatta derlenmesi gerçekleşiyor. 2011 yılı itibariyle 19 ülkeden 51 kentin kayıtları sistemde yer alıyor. Bu kentlerin arasında henüz Türkiye’den bir bilgi yer almıyor.

Liderlik Gerekiyor

Sanayi Devrimiyle beraber hızlanan insan kaynaklı iklim değişikliği, bu devrimin en kötü mirası. Dünya’da ve Türkiye’de kentleşmenin hızı artarken, bu yüzyılın sonunda umarız ki kentlerin liderleri ve kent ölçeğinde atılan sürdürülebilir, iklim dostu adımlar sayesinde Kentsel Devrim, başarılı örnekleri ile anılsın. Dünya ve Türkiye  örnekleri gösteriyor ki kentlerin üst düzeyde karar yetkisi bulunan belediye başkanlarının kent ölçeğinde iklim değişikliği ile mücadele  ve uyum için atılan çabaları desteklemesi, bu amaçla diğer kentlerin belediye başkanları ile beraber liderliği üstlenerek, bu çabalarını ortak platformlarda duyurması süreçte önemli bir ivmeye neden oluyor. Envanterler aracılığıyla kentsel ve kurumsal ölçekte sera gazı salımlarına olan etkinin tespit edilmesi, bu etkinin azaltılması için yerel iklim değişikliği eylem planları aracılığıyla 2020 ya da 2050 yılına kadar atılacak adımların ve azaltım hedeflerinin belirlenmesi, bu hedeflerin uygulama projeleri ile hayata geçirilmesi kentlerin daha planlı, yaşanabilir, sağlıklı, iklim ve vatandaş dostu olmasını sağlayacak. Önümüzdeki yıllarda bu vizyona tüm Türk kentlerinin de sahip olması dileğiyle.

Gülçin Özsoy, REC Türkiye Proje Uzmanı

http://www.yesilufuklar.info/kapak-konusu/1280

Paylaş
Bu web sitesi Avrupa Birliğinin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği'nin sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.