Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Eşpedal Derneği: Farklılıklarımızla Yaşamayı Öğrenmeliyiz

Güncelleme Tarihi 03.12.2018

Engeli hakları alanında verilen mücadelelerinin yansıması bir süredir Türkiye'de de görülüyor. Bugün artık engellilik alanında çalışan örgütler daha görünür. Bununla birlikte bu yansımayı ulusal ve uluslararası taahhütlerde de görmek mümkün. Türkiye 2013 yılından beri "Engelli Yasası"na sahip. Yine Birleşmiş Milletler Engelliler Hakları Sözleşmesine taraf ülkelerden biri. Peki, bu taahhütler uygulamayı nasıl etkiliyor? 

İzmir'de faaliyet gösteren Eşpedal Derneği, "2005'te çıkan Engelliler Yasası'na ve 2008'de imzalanan Engelli Hakları Sözleşmesi'ne rağmen hala kavramların doğru anlaşılmadığı bir aşamadayız" diyor. 

Öncelikli olarak söylemlerin değişmesi gerektiğini söyleyen Dernek, engellilik sorunları yerine farklılıklarımızla yaşamayı nasıl öğreniriz, herkes için erişilebilir bir yaşam nasıl kurgulanır? sorularına yanıt vermek gerektiğini ifade ediyor. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen BİRLİKTE: Yerel STÖ'ler için Kurumsal Destek Programı yararlanıcılarından Eşpedal Derneği ile 3 Aralık Engelliler Günü kapsamında söyleştik.

Uzunca bir süredir görünmez olan ya da kılınan engelli hakları bir süredir daha yüksek perdeden dile getiriliyor. Tabi bununla beraber engellilik alanında çalışma yürüten örgütleri de daha görünür oldu. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

2005 yılında çıkan Engelliler Yasası ile atılması gereken adımların bir kısmı atıldı. Bazı önlemler için verilmiş süreler doldu ve atılmamış adımlara ilişkin, alanda çalışan örgütlerinde sorgulamaları sayesinde erişilebilirlik gibi bazı kavramların gündeme gelmesi sağlandı. Bu da bu konuya zaten dikkat çeken örgütlerin sesinin bir anlam kazanmasına neden oldu dersek çok yanlış bir şey söylememiş oluruz.

Engellilik sorunlarının toplumun hemen bütün kesimlerinin gündemine girmesi için nasıl bir yöntem izlemek gerekiyor?

Öncelikle söylemlerin değişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin: İşe ‘engellilik sorunları’ ifadesinden başlayabiliriz. Bu, engelli olmayanlar için konuyu kendilerinden uzaklaştıran, engelliler için de sanki sorun kaynağıymış gibi hissettiren bir ifade. Bunu erişilebilirlik farkındalığı, farklılıklara saygı ve farklılıklarla yaşam gibi ifadelerle bu konuları ele almak gerektiğini düşünüyoruz. Ancak böyle aşılması gereken engelleri birlikte engel olmaktan çıkarabilir ve bu sorunları insanlığın yani hepimizin sorunu olarak algılayabiliriz. Ve biz biliyoruz ki, insan kendi sorununa bir başkasının sorunundan daha çok zaman ayırma eğilimindedir. Yani engellilik sorunları yerine farklılıklarımızla nasıl yaşamayı öğreniriz sorgulamak, herkes için erişilebilir bir yaşam nasıl kurgulanır sorusunu yanıtlamaya çalışmaktan başlayabiliriz.

Engelliler Yasası” 2005 Temmuz ayında yürürlüğe girdi.13 senedir uygulanan bu yasanın kazanımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yasa engelli hakları konusunda politika üretmek için yeterli mi?

Engeliler Yasası pek çok alanda düzenleme yapan bir yasa ve elbette bir, öncesi ve sonrasından söz edilebilir. Bu yasa sayesinde; daha öncede belirttiğimiz gibi, engelli örgütlerinin zaten gündeminde olan erişilebilirlik, ayrımcılıkla mücadele gibi önemli kavramlar, kamu kurumlarının gündemine girmiş oldu. Yargı yolları açıldı, hak temelli çalışan örgütlerin söylemleri kamu kurumlarında ve medyada anlamını bulmaya başladı. Bunun önemli bir kazanım olduğunu düşünüyoruz. Buna karşılık; ülke olarak yolun çok başındayız, zihniyet değişmediğinde, konu yasal dayatmalarla yasal boşluklar arasındaki bir mücadeleden öte gitmez ancak zihniyetinde dünden bugüne değişecek bir şey olmadığını da biliyoruz. Biz de algıların dönüşmesi gerektiğini bu yüzden düşünüyoruz ve bu etkinlikleri bu yüzden yapıyoruz.

Engelliler Kanunu’na ek olarak Türkiye aynı zamanda Birleşmiş Milletler Engelliler Hakları Sözleşmesine taraf ülkelerden biri. Peki, bu sözleşmeye göre Türkiye’deki uygulamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engellilikle ilgili pek çok konuda düzenlemelerin yapılmasını öngörüyor ve Anayasamızın 90.maddesi gereği de iç mevzuatımızı da bir şekilde düzenlenmesini zorunlu kılıyor. Eşpedal olarak bizim en çok vurguladığımız eşit ve erişilebilir bir yaşam ilkeleriyle ilgili de pek çok düzenlemeyi öngörüyor. Ancak ulusal ve uluslararası olsun bir mevzuat hayata geçirildiği ölçüde başarılıdır. 2005’te çıkan Engelliler Yasası ve 2008’de imzalanan Engelli Hakları Sözleşmesi’ne rağmen; bugün hala kavramların doğru anlaşılması aşamasındayız. Bunun Sözleşmenin neresinde olduğumuzun kanıtı olduğunu düşünüyoruz.

Engelliler başta eğitim ve çalışma hakkı olmak üzere pek çok başlıkta imkânlara erişim sorunu yaşıyor. Peki, “erişilebilir ve eşit” bir toplum için sizin önerileriniz nedir?

Eşit ve erişilebilir bir yaşamın ancak bunu neden yapmamız gerektiğini anlayarak mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Örneğin: kaldırımların tekerlekli sandalye kullanıcıları için erişebilir hale gelmesinin, sadece tekerlekli sandalye kullanıcılarının işine yaradığını düşündüğümüzde, bunu ancak yasal olarak mecbur olduğumuzdan ya da hepimiz bir tekerlekli sandalye kullanıcısı adayı olma düşüncesiyle baş edemediğimizden sağlama ihtimalimiz artar ve konuya hassasiyetimiz bireysel duyarlılığımızla orantılı olur. Ancak tekerlekli sandalye için erişilebilir bir kaldırımın aynı zamanda bebek arabası, pazar arabası kullanıcıları, yaşlılar hatta kısa boylu insanlar ve çocuklar için de erişilebilir
olduğunun farkına varırsak konu bir yerlerde yaşayan, tanımadığımız, uzaktaki insanların konusu olmaktan çıkıp gerçek anlamda bizim yaşamımızı da doğrudan etkileyen bir konu olmuş olur. Bu da duyarlılığımızı arttırır. Bunun biraz böyle algısını istiyoruz çünkü erişilebilirlik yalnızca engellileri konu alan bir kavram değil. Biz aynı zamanda bir bisiklet derneğiyiz ve biliyoruz ki, engelliler ve bisikletliler olarak pek çok alanda benzer sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu hem engellilik hem de bisiklet alanında çalışmalar yapmamız, sorunların çoğu kez ortak ve çözümün de zihniyet değiştirmekten geçtiğini görmemize imkan sağladı.

BİRLİKTE projesi kapsamında ne türden projeler geliştirdiniz? Savunuculuk çalışması için BİRLİKTE programından nasıl yararlanıyorsunuz? 

Birlikte programı daha çok bizim kendi eksikliklerimizi anlamak ve güçlendirilmesi gereken yanlarımızı güçlendirmek amacıyla başvurduğumuz bir programdı. Ancak programa dahil olduktan sonra gördük ki; yalnızca eksikliklerimizi keşfetmek değil iyi yaptığımız şeyleri de fark etmek önemliymiş. Biz, bugüne kadar engellilikle bisikleti birleştiren ve bu sayede yasaların zorunlu kıldığı pek çok düzenlemenin yapmayı hedeflediği şeyi çok daha kolay, kalıcı ve üstelik keyifli bir yolla yapabiliyoruz. Aramıza katılan engellilerin bisiklet gibi temiz bir ulaşım aracını kullanarak doğa dostu olmalarına, yine aramıza katılan engelli olmayanların da engellilikle ilgili farkındalıklarının artmasına, tutumlarının değişmesine imkan sağlıyoruz. Bunun ne kadar önemli olduğunu, bizim kendiliğinden geliştirdiğini düşündüğümüz bu durumun aslında Eşpedal’ın
ruhundan kaynaklandığını görmemizi biraz da Birlikte programı sağladı. O yüzden bundan sonra yapacağımız tüm etkinlikleri, bu bakış açısıyla daha misyon ve vizyonumuza uygun bir biçimde planlayacağımızı düşünüyoruz.

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.