TechSoupTR
Arama
Birlikte
Destek Noktası
Video Köşesi
Facebook Twitter Linkedin Instagram Youtube

Cinsel şiddetsiz bir futbol mümkün mü?

Güncelleme Tarihi 23.02.2017

“Cinsel şiddetin bu kadar yüksek olduğu bir toplumda erkek sporu olarak görülen futbolun tecavüz kültürüne katkı sağlaması tesadüf değil, hatta bu dilin en çok üretildiği alanlardan biri.”

 

5 Şubat 2017 tarihli Fenerbahçe-Beşiktaş maçından sonra yine taraftarların tecavüz şakaları üzerinden yaptıkları kutlamalara maruz bırakıldık. “Japonya bayrağı” adı verilen, esasında beyaz çarşaf üzerine dökülmüş “bekâret” kanını temsil ettiği tüm taraflarca bilinen ve tam da bu yüzden popülerleşen bayraklarını yine sakladıkları yerden çıkardılar. Tribünlerde ve sosyal medyada binlerce “koyduk”, “tecavüz ettik”, “bozduk” gibi cinsel şiddet içerikli “sevinç” nidaları atıldı.

Regl kanının bahsinden bile rahatsız olan natrans erkekler, bir takımı yenmeyi bir kadını cinsel saldırıyla kanatmanın keyfine benzeterek eğleniyorlar. Özellikle çok kişinin izlediği derbi maçlarında şiddet kültürünün desibeli de artıyor. Bundan tam bir sene önce aynı cinsel saldırı konulu “bayrak” bu kez de Beşiktaş taraftarları tarafından maç öncesi tehdit amacıyla Fenerbahçe’nin stadyumuna asılmıştı. Cinsel şiddetin bu kadar yüksek olduğu bir toplumda erkek sporu olarak görülen futbolun tecavüz kültürüne katkı sağlaması tesadüf değil, hatta bu dilin en çok üretildiği alanlardan biri. Bu kırmızı kanlı bayrakları sadece şaka olarak betimleyen, içindeki şiddeti önemsizleştirmeye çalışan kişilere sorulması gereken soru şu: Şaka, neyin şakası? Cinsel saldırı oranlarının bu kadar yüksek olduğu bir ülkede bir insana ya da takıma cinsel şiddet uygulamanın, kanını dökmenin şakası neden komik?

‘Cinsel hakimiyet’ kurmak

Futboldaki şiddet dili kanlı bayraklarla sınırlı değil elbette. Yenilen takımın formalarını cansız mankenlere giydirerek “kına gecesi” düzenlemekten, “karımız yaptık” sloganlarına, kadınlaştırmak ve cinsel hakimiyet kurmak üzerinden kurgulanan pek çok cinsiyetçi ve açıkça kadın düşmanı söylem var. Yine geçtiğimiz sene Şubat ayında Antalyaspor’un Fenerbahçe’yi yenmesi üzerine yönetimin çaldığı “tecavüz marşı” da bunlardan biri. Antalya Kadın Dayanışma Merkezi ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin suç duyurusunun üzerine Antalyaspor’dan bir yönetici ve ses görevlisi hakkında ‘Halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama’, ‘suç işlemeye tahrik’ ve ‘suçu ve suçluyu övme’ suçlarından 1,5 yıldan 8 yıla kadar hapsi istemiyle dava açıldı. Artık kadınlar ve lgbti+’lar futboldaki cinsel saldırı tehditlerine, kadınlığın bir hakaret unsuru olarak kullanılmasına sessiz kalmıyor.

Hegemonik erkekliğin şiddet kültürü

Spor kulüpleri aslında bu cinsiyetçi, saldırgan ve homofobik dili kolaylıkla azaltabilirler. Bu yönde söylemlerde bulunan, pankart açan ya da slogan atan taraftarlara yaptırımlar uygulayarak, örneğin sonraki maçları izlemekten men ederek cinsel saldırı konusunu ciddiye aldıklarını göstermeleri mümkün. Futbol tıpkı diğer tüm spor dalları gibi kendiliğinden bu şiddeti üretmiyor; futbolun sadece erkeklere, özellikle de eril erkeklere yönelik olması, kadın ve lgbti+’yı özellikle dışlaması beraberinde hegemonik erkekliğin şiddet kültürünü de getiriyor. Oysa etik bir rekâbet, içinde tecavüz tehdidi barındırmaz. Etik bir spor müsabakası, karşı takıma cinsel saldırıda bulunmakla özdeşleşemez. Benzer şekilde, spor ahlakından nasibini almış hiçbir kulüp ve taraftar, erkekliğin dışında kalan cinsiyetleri aşağılayarak şiddet söylemleri üretemez. Futbolu cinsel şiddet üretilen bir alan olmaktan çıkarmanın zamanı çoktan geldi de geçiyor.

Burçin TETİK - Gazete Şujin

Paylaş
Bu web sitesi Avrupa Birliğinin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği'nin sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.