Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Birgün - 29.09.2006

Güncelleme Tarihi 08.10.2010

Denetleyen bir sivil toplum

Bilindiği gibi artık büyük beldelerin STK'larsız sorun çözebilmesi veya küçük beldelerin de STK'lar olmadan soluk almaları olası değil gibi. Geleneksel refleksler genel olarak tarihin çöp sepetine gitmiş gibi Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM)'nin düzenlediği: "Katılımcı Demokraside Yerel Yönetim-STK İşbirliği 2. Buluşması" başlıklı etkinlik için ikinci günü anlatmayı sürdürelim... Bu kez toplantı ilk güne koşut olarak; gene, belediyelerin ve belde STK'larının sorun analiz etmeleri ve çözüm ortaklaştırmalarına yönelik olarak iki bölümlü olarak yapıldı. Biz, bugünü Eskişehir/Odunpa-zarı ve Mardin/Kızıltepe ilçelerinin hikâyesini anlatmayı sürdürelim.

Bilindiği gibi (artık) büyük beldelerin STK'larsız sorun çözebilmeli veya küçük beldelerin de STK'lar olmadan soluk almaları olası değil gibi... Geleneksel refleksler genel olarak tarihin çöp sepetine gitmiş gibi... Elbette kimi belediye başkanları hâlâ küçük tepeleri ben yarattım, hadi üzerine de bir sanat eseri konduralım, diyor... Akşam rüyasında gördüğüne vehmederek tutum belirleyebiliyorlar ama STK'lar-la açık bir çalışma ortamı üzerinden işbirliği geliştirmek esas olan durumda artık. (Toplantı bileşeni başkanları ve her kesim katılımcıyı tabii ki ayrı tutarak yazıyorum...) başkana biat etmek, "senden büyük bir de Allah var" demek, yok artık... Belkemiği olanlar böyle davranmıyor... Katılmanın değiştirmeye koşut bir davranış biçimi olduğunu bütün taraflar biliyor...

ES... ES... ES... ESKİ, ESKİ, ES... ESKİŞEHİR'DE ARTIK YENİ TAKIM...

Eskişehir/Odunpazarı Belediyesi ve beş yerel dernekten gelen temsilciler, kurmuş oldukları Eskişehir Sivil Yerel Oluşum (ESYO) üzerinden gelişmeleri anlattılar. Belediyenin de önemli katkısıyla geçen yılın sonunda "Katılımcı Demokraside Yerel Yönetim-STK İşbirliği" konulu bir toplantı için çağrı çıkarılıyor ve 77 örgüt çağrıya uyarak toplantıya geliyor... Bu yılın bahar aylarında yapılan (ve hep sürdürülen) toplantılara artık 90'a yakın örgüt katılıyor ve bir kurul oluşturarak bir platformun oluşturulmasına önayak olunuyor... ESYO adını verdikleri binası ve profesyonel koordinatörü olan kuruluş bazı önemli ilkeler saptıyor:

ESYO, katılımcı STK'lardan ayrı ve onların üzerinden bir örgüt değildir.
ESYO, STK'ların birlikte gerçekleştirecekleri sürekliliği olan bir faaliyettir.
ESYO'nun katılımcıları dışında bir hiyerarşik örgütlenmesi, başkanı, yönetim kurulu yoktur. Önemli bir kazanım olarak da Odunpazarı Belediyesi, ESYO'ya söz konusu bina içinde bir destek ofisi ve yönetim merkezinin oluşturulmasını sağlıyor... 8-10 kişinin çalışabileceği mekânın bütün ihtiyaçlarını ve giderlerini belediye karşılıyor. İşletme yönetimi ve uygulama programı ise gönüllülerin eşgüdümüyle gerçekleşiyor. Bu model, bütünlüklü olarak her katılımcı ilçe bileşenleri tarafından benimsendi ve beldelere dönünce ilk iş olarak böylesi bir uygulama zeminin hazırlanması yönünde ilkesel sözler verildi. Tabii, her ilçenin kendi öznel koşullarına göre biçimlenmiş haliyle olmak üzere... Çünkü, bu merkezde gene profesyonel ve maaşı belediyece ödenmek üzere bir kişide toplanmış olarak veya iki kişinin istihdam edileceği bir iletişim ve proje yürütme koordinatörlüğü söz konusu...

Sunuşlarını iki bölüm halinde ve iki kişi olarak yaptılar: Başkan Danışma Gülnur Özkaya Hayran belediye açısından gelişmeleri anlattı. Eskişehir Ticaret Odası Meclis Üyesi ve AÜ öğretim üyelerinden Gürcan Banger hem belediye açısından hem de ESYO açısından yaşanan gelişmeleri ve kolaylıkları anlattılar (evet zorlukları değil)... Daha geniş bilgi; www.esyo.org.tr MARDİN/KIZILTEPE'NİN SORUNLARI İLÇEYİ 'KIZARTMIŞ' DURUMDA GİBİ... Geçen toplantıya katılmış olan Belediye Başkanı Cihan Sincar'ın bu kez yurtdışında olması nedeniyle yerine Başkan Yardımcısı Ömer De-mirtaş gelmişti. İlçeyi mercek altına alan ise bir sivil temsilci; Yerel Gündem 21 Genel Sekreteri Ahmet Damar oldu. Aslında, "aynı cisme aynı ismi" verebilecek kadar bölgeyi ve birbirlerini tanıyor olmalarına karşın; özellikle birinci toplantıdan onra, ortak proje geliştirme ve iş yap(tır)ma konularında küçük de olsa sorunlar yaşamaya başlamışlar. Giderilmeyecek boyutta değil, ama farklı bağlamlar kurarak, öncelikler meselesinde takılmışlar gibi... Önemli olan tarafların bu sürecin böyle yaşanabileceğine ve zaten böyle yaşandıkça daha kolay aşılabileceğine olan bilinçleri... Sorunlara gelince... Mardin'le boy ölçüşebilecek bir (göç alan) nüfusa ve dolayısıyla artan sorunlara sahipler... Örneğin, 1937'den sonra tam 40 yıl altyapı adına çivi çakılmamış... '75 yılında bir dokunulmuş ve sonra gene bugünlere gelinceye değin iş yapmak unutulmuş! Suyu olmayan beldede 43 sonda kuyusundan 400 metreye inilerek su çıkarılıyor ve neredeyse (yetmeyince) no km. öteden su bulunuyor... 150 bini bulan nüfus artık hem STK'lara gereksinim duymuş, hem de birlikte iş yapma adabının geliştirilmesine...

Bir Kent Konseyi kurulmuş... Gençlik ve Kadın Konseyleri de peşi sıra... 5 yıl öncesine kadar çocuklara ayrılmış tek bir alan yokken artık 3 tane büyük 4 tane de çocuk parkı yapılmış. İşbirliği sonuç vermiş... Yasa gereği stratejik plan çalışmalarına koşut işbirliği gelişmiş... Artık bir (Goethe Enstitü ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü eşgüdümünde yapılan) Kısa Film Şenliği, Ana Çocuk Sağlığı ünitesi, ÖSS kursları ve giyim yardımı çalışmaları rayına oturmuş durumda. İtalya'nın Livorno Belediyesi ile ortaklaşa projeler geliştirebiliyorlar... Ama, küçük bir ayrımın altını çizerek gelişmenin önünü açmak istiyorlar: Sözün hükmünün, yer ve mekân farklılığında başka anlam ve ağırlıklar taşıması onları galiba yoruyor...

Genel bir değerlendirme

ÇANAKKALE deki kentli duyarlılığı ve birlikte çalışma süreci içerik ve yöntem açılarından değerlendirilebilir. Kentli duyarlılığı ve birlikte çalışma yukarıda anlatılan birkaç örnek dışında kentin büyük kesimini doğrudan ilgilendirmeyen, kesimsel/konusal çalışmalardır. Bu çalışmalara katılanlar, çalışmalarının kentin bütünü ile ilişkilendirme ve bütünü içindeki yerini sorgulama içinde değiller.

Birlikte çalışmada birlikte karar alma birlikte uygulama (ortaklık) yöntemi çok az var. Ya bir proje/çalışma geliştiriliyor, buna destek için kent yönetimleri ile diğer kurum ve kuruluşlarla ilişki kuruluyor. Ya da tarafların ilişkisi karar alma ve uygulama süreçlerinde değişiyor. Ya "Birileri" çalışmayı /projeyi belirleyip, uygulama aşamasında işbirliği yapıyor. Ya da karar alma süreçlerindeki birliktelik uygulamaya taşınamıyor. Bir taraf uygulamanın değerlendirilmesine bile katıl(la)mıyor. Her iki durumda sorumluluk paylaşılmıyor.

Bu çalışmalardaki bir diğer özellik ise bu kadar çok çalışmanın az sayıdaki kentli tarafından gerçekleştirilmesi. Kentlinin ezici çoğunluğunun bu çalışmalar içinde yer almaması, yer alan önemli bir kesiminin ise pasif konumda olmasıdır.

Çanakkale'deki kentli duyarlılığı ve ortaklık ilişkilerinin cisimleştiği, ortak bir sinerjiye dönüştüğü mekanizma Çanakkale Kent Konseyi'dir. Ama Kent Konseyi'ne katılımın yüzde 20'lerde, Genel Kurul'a katılanların da gündem ile ilgili görüşmeden (kentsel mutabakat oluşturmak üzere konuları müzakere etmeleri) talep, sorun iletmeye ağırlık vermeleri, var olan Çalışma Grupları'nın bir kısmının projeci bakış açısına sahip olması önümüzde kat edilecek daha çok yol olduğunu gösteriyor. Katılımcı bir süreç kurduk, gelin diyerek katılım yerleşmiyor. İnsanlardan birdenbire sorumlu ve katılımcı yurttaşlar olmuyorlar. Demokratik katılım anlayışı ve katılım için gerekli özgüven ve beceriler ancak deneyimle yavaş yavaş elde ediliyor. Bu deneyimi kazan(dır)mak için hem hedef kitlenin katılabileceği, kendini var edebileceği ortamların hazırlanması, hem de kimin, neye, neden katıldığının farkında olması, konu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olması gerekiyor.

Kent Eylem Planı'nın hazırlanma süreci aynı zamanda Çanakkale Kent Konseyi'nin ortak bir sinerji mekanizmasına dönüşmesi potansiyelini de taşıyor. Bu potansiyelin gerçekleşip, gerçekleşmeyeceği hedef kitleyi katabilecek yöntemler/stratejiler geliştirip geliştirilemeyeceğine bağlı.

Böyle bir sürecin ana hatları şunlar olabilir:

1. Katılımcıların ortaklaşa ve hakça yer aldığı birlikte çalışma ortamının sağlanması,

2. Müzakerelerde herkesin kendisini ifade etmesini ve ortak eğilimlerin ortaya çıkmasını kolaylaştıracak yöntemlerin geliştirilmesi

3. Müzakerelerin ortak sorunlarının çözümüne, kamusal yararın çoğaltılmasına, toplumun ortak ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olması

4. Yurttaşların kamusal alan içerisinde yaptıkları sorgulamalarını tartışmaların karar alma süreçlerini etkilediğini görmesi

Böyle bir süreci başarı ile gerçekleştirmek, kapasitelerimizi (kent yönetimleri, sivil toplumun ve sivil toplum örgütleri olarak) birlikte artırmamız, anlayışı içselleştirmemiz ile mümkündür.

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM)'nin düzenlediği: "Katılımcı Demokraside Yerel Yönetim-STK İşbirliği 2. Buluşması" başlıklı etkinlik için ikinci günü anlatmayı sürdürelim...
http://www.birgun.net/bolum-57

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.