STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Adana Forum - 03.03.2008

Güncelleme Tarihi 12.01.2011

Tembel Aydınlar

İki haftadır, hafta sonlarımı sivil toplum çalışmalarına verdim. Keyad, yani açıldığı zaman “Kentsel Yaşamı Destekleme Derneği” adına STGM “Sivil toplum geliştirme merkezi” adıyla bölgemizde olan derneğin çalışmalarına katıldım. İki ayrı eğitimin içinde olmaya çalıştım. Birincisi STK dediğimiz Sivil toplum örgütlerinin birlikte hareket ettiği bir platform oluşumunun içinde bir eğitim çalışması, ikincisi AB sürecinde ve benzeri fonlardan proje üreterek, hibe yardımlardan ülkemiz adına kazanımlar sağlamak için eğitim çalışmasına katılmak oldu...

50’sinden Sonra Yeniden Öğrenmek…
Zor oluyor tabi. Ancak birilerinin bu çabalara girmesi gerekiyor. Madem ki, bir sivil toplum örgütü içinde yer almaya karar verdik, o halde bunun gereklerini yerine getirmemiz farz oldu. Belki bu gün bunu ellisinden sonra yapıyorum. Ancak bu altmışlı ve üstündeki yaşlarda da devam edecek. Nereye kadar? Ölünceye kadar.

Çünkü öğrendiğim gerçekler içinde çok acı durumlar var. Biz ülke olarak AB adayı olunca, hibe yardımlar için oluşan havuza bizde ekonomik katkıda bulunuyoruz. Sistem böyle. Sonra bu havuzdaki paraları, AB normlarında kim proje hazırlarsa, o ülke alıyor.

İşin acı yanı var demiştim. İşte bu acı yan, yeteri kadar, normlara uygun proje yapamadığımız için, bırakın AB fonlarından ülkemize artı katkıları, kendi verdiğimiz paraları bile geri alamamışız. Üstelik geri alamadığımız zaman, birde faiz biniyor üstüne.

Bu bilgileri birkaç kaynaktan aldım. En son eğitim sonunda Sayın Süleyman Onatça sertifikaları vermeye geldiğinde, yaptığı konuşmada bunları anlattı bize.

Her Kafadan Bir Ses…
Bu AB meselesinde bilen de konuşuyor, bilmeyende. Ben çok yakın tanıdığım insanlardan bu projelere verilen hibe krediler hakkında olumsuz söylemler duydum. “Din elden gidiyor” diyen bile var. Oysa ortada bambaşka konular var. Mesela kadınların topluma üretici olarak katılması var. Gençlerin istihdamı için hibeler var. Engelli vatandaşlarımızla ilgili hibe yardımlar var.

Bunların neresi yanlış anlayamadım. Ancak sorumluluk bilinci gelişmiş, duyarlı ve özverili insanlar bu ülkede var. Mesela, benim de katıldığım STGM eğitim programına, tam 22 STK temsilcisi katıldı. Bu eğitimde aslında bir proje ürünü. Adıyaman’dan üç temsilci, Gaziantep’ten iki temsilci, Kahramanmaraş’tan üç temsilci, Osmaniye’den bir temsilci, Mersin’den üç temsilci, Kilis’ten bir temsilci bu eğitimden yararlanmak üzere katılmışlar. Gerisi Adana STK örgütlerinin temsilcileri.

Memleket işsizlikten kırılıyor. Ancak her kafadan hiçbir dayanağı olmayan komplo teorileri üretiliyor. AB fonlarındaki paralar, biz komplo teorileri üretirken, başka ülkelerin ürettiği projelere akıyor. Polonya ve benzeri ülkeler, kendi insanlarının sorunlarını çözmek için bizim verdiğimiz paraları da kullanıyorlar.

Aydınlar Sorumluluk Almayınca…
Eğitim sonunda, bir proje hazırlamanın ne kadar zor olduğunu anladım. Zorluk, AB titizliğinden kaynaklanıyor. Tamamen bilinçli bir şekilde yapılmış ve hedef kitlesine gideceğine inandıkları projeleri kabul ediyorlar.

Bu da, aydın sorumluluğunu hatırlatıyor. Bir tarafta eğitim bakımından eksik, milyonlar var. İşsiz insanlar. Bu insanlara yardım edecek olanlar aydınlar. Nasıl yardım edecekler? Üreterek.

Ancak üretmiyorlar.

Demokratik yaşam kültürü tam gelişmemiş bir toplum. Üstelik, paydaş olmayı, ortak çalışmayı bir kültür olarak benimsememişler. Ancak bütün bu saydığımız Şark kültürü, yani ben merkezci yaklaşım, AB ve Dünya ülkelerinin diğer organizasyonlarında istenmeyen bir durum.

Aydınlar, tembel yaşamlarından vazgeçerek, milyonlarca sıkıntı içinde yaşayan ve yaşamlarında bir umut bekleyen insanlar için bir şeyler yapmayı düşünürlerse, çok mu ayıp olur acaba?

Bu işte öncü insanlar gerekiyor. Toplum yararına hizmet etmekten alınacak zevkin farkında olan insanlar. Bu ülkenin bu kapasitede insanları yok mu? Çok sayıda var aslında. Banenecilik, kolay yaşam kültürü, onları da , ülkesinde yaşayan milyonları da, mutsuz ediyor.

Hep birlikte bir şeyler yapmaya gayret etsek, çok şey üretebileceğimize inanıyorum. Takım oyununu öğrenmemiz gerekiyor. Farklı fikirlere açık olmayı, birlikte üretmeyi başarabiliriz aslında. Çünkü bizim ülkemizin insanları çok yetenekli.

Tek yapacağımız, tembelliği bırakıp, toplum adına ürettiğimizde, çok daha mutlu olacağımızın farkına varmak…
 
Mehmet ACEVİT
E-posta: yazaracevit@adanaforum.com
http://www.adanaforum.com/yazarlar.asp?YazarId=1

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.